İKTİDARIN GAZABI NASIL GELEBİLİR
"Abdurahman dilipak -Paralel devlet" yazısına eleştiri
11 Eylül 2013,
Abdurahman
dilipak'ın cemaati sık sık eleştirmese de eleştirdiği zamanlar olur ve bu çok
ses getirir üslupla olur. Gezi olayından
sonra Ankara'da siyasi yapılanmaların olabileceğini ak partililerin düştüğü
ahlak zaaflarını açıklarken vurgulamıştı. Her kes ak partililerin zaaflarından
ve doğuracağı sonuçlardan çok onun siyasi yapılanmaya cemaatin verebileceği
desteği vurgulama amaçlı satırları ön plana çıkmıştı. GYV bildirisi bunları da
hedefleyen satırlarla doluydu. Siyasete karışmadıklarını ve siyasi partilere
eşit mesafede olduklarını boşuna vurgulamıştı. Boşuna vurgulamıştı diyorum
çünkü aşağıda satırlarını kritik edeceğim Abdurahman Dilipak'ın cemaati hep
gizli hesaplar peşinde koşan bir sırlı yapı olarak vurgularken Abdurahmqn
dilipak paralel devlet diyerek bir adım daha ileri gidiyor. Kendince tanımsız tanımlar, dünya ve Türk
tarihinden sadece örnekler üzerinden gidiş ve sazı sözü eğip bükmeden cemaate
getirip bağlama taktiği..
Tavsiyesi
yok edilsinler, tavsiyesi yok edilmezlerse siyasi hesapların konuşulduğu şu
günlerde ön alma. Masum ! Satırlarını
aşağıda okuyalım. Kenara aldığım notlar benimdir.
Bu
yazının devamında ise başka bir saha çalışması yapan gazetecinin yazısını -Ömer
Lekesiz'in yazısını -ele alacağız.
ŞİMDİ DE ANALİZ EDİLMİŞ METNİ OKUYUN
Paralel
devlet
(başlığın tanımı girişte yok)
Derin devlet hep vardı. (İlk cümle bu tanımsız
ferasetinize bırakılmış. hep var idiyse neden tanzimattan sonra ve ne zaman?)
Cumhuriyet’in başından beri değil, Tanzimat’tan sonra, özellikle de
İttihat Terakki’nin ortaya çıkması ile biz derin devletle tanıştık.. (Kurucuları üyeleri A dan Z ye
bilinen derin devlet olamaz cunta olur. ki onlar da sultanı devirdiler ve
amaçlarına ulaştılar.) Daha sonra
bu masonik yapı
uluslararası derin sisteme entegre oldu. (Mesele masonik olunca ve kökü de dışarıda aranması
gereken bir örgüt de oluyorlar. Bu konuda hem fikir olmakla beraber fikirlerine
zemin oluşturduğunu not edelim.)
Paralel devlet ile Derin devlet ayrışması 1960’dan sonra oldu. Hatta 70 sonrası.. 60-70 arası belirsizlik var.. (Hani derin devlet tanımını alamamış bizler gereksiz bir soru soralım; peki paralel devlet ne demektir sayın yazar? Sonra ayırımı konusunda hüküm cümlesini verseydiniz.)
CHP paralel bir devletti ve derin devletin taşeronu olarak örgütlenmişti. Onun için o bir “Cumhuriyet” partisidir.. (Tanımsız hüküm cümlesi olduğundan yine bilgilerinize havale. Tek partili yönetim paralel devlet mi oluyor? Yada derin devletin taşeronu kavramı da çıktı buyurun. Ve tırnak içine alınan ifade akıllara zarar. Yukarıda altı çizili kelimelere dikkat ve zihniyetin nasıl ucuzcu olduğuyla tanışın. Diyelim ki tanımları öğrendiniz ve tarihsel gerçeklerle de bu söylenenler uyuştu ama başka kişilerin de böyle hüküm cümlelerini kabul eder misiniz? Ne mi demek istiyorum? Okuma sabrı, lütfen!)
CHP hem görünen, hem derin devleti birlikte götüremedi. Bir muhalefet gerekli idi. Kendi içinden kendi alternatifini üretmeyi denedi. Paralel bir muhalefet olacaktı.. DP’nin iktidar olması ile birlikte CHP derinleşti. Darbeciler paralel bir devlet örgütlemeye çalıştılarsa da olmadı.. (Burada derin bir tarih bilgisiyle mi karşılaştık? Görünen parti tarihi resmi devlet tarihi ve derin devlet tarihi. Kadrolarının üçüne de hakim bir gazeteci. Öyle ya şu ifade ne anlama gelir; " CHP hem görünen, hem derin devleti birlikte götüremedi. " Sayın yazarın bu bilgisinden yararlanma dileğiyle. DP , CHP içinden çıkmış ve kadrosunu da CHP'nin nispeten ılımlılarından almış bir parti diye biliyorduk. Ama yazar onları ayrı tuttu. Sebep ne ola ki? Yoksa chp derin devleti ve örgütü DP den ayrıl olduğuna göre DP de temiz kimlik olduğuna göre nasıl bir pislik vardı acaba? Burada da şunu demek istiyorum paralel devlet böyle kötü bir şeydir işte dananın kuyruğu koptuğunda siz de yazara hak verirsiniz artık. )
Paralel devlet STK’ların güç kazanması ve ılımlı İslam politikası ile yeniden gündeme geldi.. (Birden parmaklarınız şakaklarınızda işte şimdi pazl çözülüyor, dediniz. Durun daha bitmedi. İşin içine masonlar giriyor. Peki " STK’ların güç kazanması ve ılımlı İslam politikası " paralel devleti gündeme getirdiğine göre STK ve ILIMLI İSLAM POLİTİKASI ne demek? Dışarıdan mı dayatıldılar? Kimler vardı? Ne zaman başladı? Cevap lütfen) Aslında her zaman paralel bir devlet vardı, her zaman. O da Mason locaları idi. Her on yılda yapılan darbelerden sonra kapatılmayan tek dernek mason locaları idi ve her ara rejim hükümetinin bakanlar kurulunun üçte ikisi bu paralel devlet yapılanması içinden atanıyordu.. (Cevap almayı beklemeyin top taca atıldı. Demokrat parti döneminde de var mıydı? Cevap hoşunuza gitti mi? Altı çizili kelimelere yeniden dikkat)
Aslında bu paralel yapılanma basın, sermaye ve sanatçıların, bilim adamlarının da işin içinde olduğu milli burjuva dedikleri bir ihanet çetesinden oluşuyordu. (Milli burjuva hem toparlayıcı oldu hem bizi bir külfetten kurtardı " basın, sermaye ve sanatçıların, bilim adamları.." Artık milli burjuva göreceğiz ve bunlar da zaten hain kişiler "ihanet çetesi" yani paralel yapılacak kişiler hain damgası yemeye hazır olsunlar. Ama kimler.? Bu belirsiz tanımlamaya Kimi sokmak isterseniz valla paşa gönlünüz bilir. Neyse eskileri boş verinde yeni dönem hainlerini zaten öğreneceksiniz mantığı )
İzmir İktisad kongresinden sonra bu yapı şekillenmeye başladı. İş Bankası’nın Kuruluşu ve besleme sermayenin Milli Burjuvazi adı ile ortaya çıkışı böyle bir şeydi.. (Mehter marşı adımlar; iki ileri bir geri. Ama marş söylenir ve yürüyüş de devam eder. Psikoloji tecavüz üzerine kurulu da biraz racon oluşturma gayreti var ve acemilik de tabi. Kongre ve iş bankası ekonomik ise siz işin içine " basın, sermaye ve sanatçıların, bilim adamları.."nı katmadınız mı?)
Birazda örnekler dıştan verilecek.
DİKKATTTT !
Batıda, özellikle de ABD de paralel devlet, lobiler içinde gizlenir.. (Lobi olarak aklınıza ne gelirse azınlık, din, silah ticaret ve aklınıza ne gelirse herşeyin lobisinden diye aklınıza gelmesin. Okuyun lütfen. )Devletle menfaat ilişkisi olan belli büyük sermaye grublarından oluşur. (Lobi tanımından bu mu kast ediliyor du yoksa? Ya sabır deyip bilgilenmeye devam.) Mesela Amerikan doları onlarındır. (Alın size bir bilgi ) FED Doların işletmecisidir sadece.. (Bir bilgi daha. Neyse Abdurahman abimizin dinç zamanında muhabbete devam.)
Yeniden yurda hoş geldiniz.
Bizde de paralel devlet tanımı son zamanlarda çokça kullanılmaya başladı.. ( Yormayalım sayın yazarımızı. " Bizde de paralel devlet tanımı son zamanlarda çokça kullanılmaya başladı.." Yani zaten biliyormuşuz. Ama kim kullanda o belirsiz.) Bir takım dini grubların devletle önce menfaat ilişkisine girip sonra kadrolara yerleşme çabası, cari kamuoyu araştırma ve strateji belirleme konusunda örgütlenen yapıların hükümete olan yakınlığından istifade ederek paralel bir devlet gibi davranma eğilimi de bu riski artırıyor aslında.. ( tanım manım örnekler bahane direkt mevzuya girdi. Bir takım dini grupların devletle menfaat ilişkisine girmesi sonra kadrolara yerleşme çabasıymış. Devletle menfaat ilişkisine giriliyorsa devletin de menfaat ilişkisi var demektir, bu bir. Sonra kadrolarını yerleştirme çabası bu dini grupların kimliğini rencide eder, iki. Okuduğumuz kadarıyla Milli burjuva ve masonik örgütler İttihat Terakki ihanet şebekeleriydi ve onların hatta chp şaibeliydi. Şimdi onlara dini gruplar da dahil oldu. Hepsi de değil bir takım dini gruplar. Sonra ne diyorsunuz; " cari kamuoyu araştırma ve strateji belirleme konusunda örgütlenen yapıların hükümete olan yakınlığından istifade ederek paralel bir devlet gibi davranma eğilimi ... " Anladığım kadarıyla siz devleti hükümete indirgediniz. Sonra hükümeti de bu dini gruplar konusunda uyarıyorsunuz. Hükümet bunlarla menfaatli işleri yaparken temiz kalabiliyor, ama adı üstünde bu menfaatli işlerden dini grupların kadro çabasını ayıp görüyorsunuz. Peki hükümetin menfaati ne? Sonra şu " cari kamuoyu araştırma ve strateji belirleme konusunda örgütlenen yapıların hükümete olan yakınlığından istifade ed.. " edenler de bunlar mı? Peki hangi dini grubun araştırma ve strateji geliştirme örgütlenmesi var? Bildiğimiz kadarıyla Beşir ATALAY ve Yasin AKTAY hocaların böyle şirketleri var. Sık sık anket de yaparlar. Bunlar değilse ne. Hükümet de bunları bilerek ilişkiye giriyor. Menfaati de o yönde. Onlar da hükümetten istedikleri kadroları alıyorlar, o zaman. Onlara yakın kişiler yaşadı o zaman. Devlet demek hükümet demek; hükümet demek kadro demek. Siz bunu mu vurgulamak istediniz? Ama bunları riskli görüyorsunuz. Halbuki biri başbakan yardımcısı ve ikisiyle de aranız iyi. Bunları kastetmediğinize göre mesele nedir?
Dini grublar yanında belli sermaye grubları ve media, sözü edilen kuruluşlar yanında hemşehri toplulukları zaman içinde derin bir lobiye dönüşüyor.. (Olaya biraz daha geniş açıdan baktığınız kesin. belli sermaye grupları ve media, hemşehri toplulukları. Siz de bir media içinde yazar ve etkin kişisiniz size de eleştiri gelebilir. Hemşehri dernekleri de zan altında. Devam eden mantığa göre bunların da kadrolaşma çabası olabilir ve de riskli.)
Başlangıçta ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar (Devlet bunların saf temiz hallerini bilerek ilişkiye girmiş. sonra bunlar arasında) bilgiye sahip olanlar, (Ne tür bilgi?) bilgi üretenler, (Bilgi üreten her kes mi suçlu?) para ilişkisi içinde olanlar (Ellerine para geçince mi?)ın zamanla derinleşme riski (Ne sokar) artar ve paralel devlet ilişkisi içine girmeleri kaçınılmaz olur.. (bu uyarılarınıza göre; " Dini grublar -özellikle bu kesim-.. sermaye grubları ve media, ... hemşehri toplulukları " tehlikeli. Devletin pardon hükümetin dikkatine.)
Bu anlamda sınırlar korunmaz ve bir iç denetim
sağlanamaz ise, devlet ile bu derin ve paralel yapılar arasında ciddi sorunlar
yaşanabileceği gibi, (Pardon
bunlar devletin kuruluşları mı ki iç denetim olacak?) derin
ve paralel örgütlenmeler arasında ve bu yapıların kendi içlerinde önce fikir
ayrılığı ile başlayan, arkasında rekabete ve daha sonra çatışmaya varan
ayrılıklar çıkması kaçınılmaz.. (Parola derin yapıları kontrol et. Kimler demeyin; " Dini grublar -özellikle
bu kesim-.. sermaye
grubları ve media, ... hemşehri toplulukları " sonra sızma aşamasında değil yerleşmiş kök salmışlık
aşamasında kontrol isteniyor. Tehlike de bu aşamadaki ayrılıklardan
bekleniyor. )
İş o noktaya (Yani ayrılık aşamasına) varınca kin, öfke ve ihtiras, devletin âli menfaatleri (Pardon hükümetin mi demek istedi?) üzerinde görüş ayrılıkları ile birleşince başlangıçta destek olarak görülen bu yapılar bir baş belasına dönüşür.. (Seçimden seçime kullan at. mendil gibi. Ya da İranlıların nikahı neydi ya unuttum bak.)
İstihbarat bilgilerinin bu anlamda iyi korunması ve bu kaynağın içeride usulsüz kullanımının mutlaka önüne geçilmesi gerekir.. (Usulünde istihbarat var mı nasıl kullanılacak? Sonra kime göre usul? Menfaat ilişkisine girmişsiniz nasıl denetleyeceksiniz? ) Bir bu yola girilirse önünü alamazsınız ve yokuş aşağı koşar gibi gidersiniz..
Bu gün belli dini grublar ve tarikat çevrelerinin iş, media ve bürokraside etkinlik kazanma konusundaki çabalarını herkes görüyor ve biliyor.. İşin içine din, siyaset, ideoloji ve çıkarı katar ve bütün bunları ben merkezci bir şekilde harmanlamaya kalkarsanız çatışma kaçınılmaz olur.. (Toptan uyarı ama adres şekillenmeye doğru gidiyor.)
Paralel devlet yapılanması kuzu postundaki kurttur.. (yani " belli dini grublar ve tarikat çevreleri ") Sivil gözüken siyasi bir yapıdır.. (yani " belli dini grublar ve tarikat çevreleri ") İktidar da eğer sivil yapılanmayı kendi tekeline almaya kalkarsa bu defa o yapı siyasetin arka bahçesine dönüşür. ("peki ne yapsın , iktidar?" diyecektik ki, ) Öteki türlü de iktidar sivil görünümlü siyasi grubun elinde oyuncağa dönüşür. Bir maske, sıçrama tahtası, kalkan gibi gözükür.. (Şimdi şöyle düşünelim; siz devlet pardon hükümet adına koruma ve kollama tavsiyesinde bulunuyorsunuz. Hem zaten ülke laik de.. ne gerek var bu dini grup ve tarikatlara?)
Kayıt dışı ekonomi (Teftiş herkese yapılıyor. Kastettiğiniz başka bir kayıt dışık mı?) ve kayıt dışı siyaset (Siyasi talep belirleme mi var? pardon siz söylüyordunuz " cari kamuoyu araştırma ve strateji belirleme "mi bunları siyasetin kayıt dışılığına itecek? bu gibi ortamlar (Menfaat ilişkileri, sızma denetimsizlik ve siyaseten onları kontrol etme dürtüsü) da ve süreçlerde ortaya çıkıyor.. (Uzak dur diyorsunuz.)
Resmi din, resmi tarih, resmi ideoloji aslında devletin toplumu şekillendirme iddiasının ürünüdür.. (Yeni konulara girdik. ama toplumun gayrı resmi dini, tarihsel, ve ideolojik çalışmalara girmemesi lazım. Bu bağlamda denetimsizlikten ne denilmek istendiğini şimdi anlayacağız." kuzu postundaki kurt" Kimmiş şimdi anlayacağız. okuyalım; ) Bu gün Cem Vakfı’nın üstlendiği rol de sanki “Resmi bir alevilik” için devletle paralel bir alevi-cemaat yapılanması olarak ortaya çıkmaktadır.. (Cem vakfı şaibe altına girdi, bu bir.) Derin devlet önce ayrıştırıyor, sonra çatıştırıyor, sonra uzlaştırma adına araya girip yeni bir çerçeve çiziyor ve herkese rol dağıtıyor.. (Devletin kabahati ortaya döküldü, bu iki. ) Klasik soğuk savaş ve kontrollü bunalım stratejisine dayalı bir taktik! (Geçmiş dönem vurgusu var ama şimdiyi kapsayıp kapsamadığı şaibeli, bu üç. şimdi anladık mı? Tehlike Cem vakfı merkezli Alevilerin örgütlenerek devlete sızması engellene.
Devlet devletliğini bilmeli. (pardon devlet devletliğini bilecek ya "Resmi din, resmi tarih, resmi ideoloji " yoluyla devleti şekillendirmesin mi demek istiyorsunuz? ) Sivil sivilliğini.. (Bu işlere bulaşamasın mı yoksa bulaşsa da haddini bilsin mi demek istiyorsunuz?) Devleti hükümetler yönetmeli. (Devleti Cem vakfı gibi siviller mi yönetmeye başladı? )Sokak gösterileri ve terör yöntemleri kullanarak, derin devlet ve paralel devlet işbirliği ile birileri iktidar hayalleri kurmamalı. (Cem vakfının böyle çabası var mı peki? )
Paralel devlet de görünen devlet de kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı siyaset yöntemleri kullanmaya başladığı andan itibaren içinden birileri bu yapıya dönüşür . (Derken dönüşmüş mü?) ve bu derin yapı eğer uluslararası sistemle çatışırsa örtülü bir savaş yaşanmaya başlar.. (Pardon örtülü savaş dediniz de soruyorum; Cem vakfı uluslararası sistem derken NATO, BM, İİT hangisiyle çatışmaya başladı?) Eğer uluslararası sistemle uzlaşırsa, bu defa görünen devleti esir alır (Şimdi kafam karıştı çatışsın mı çatışmasın mı? Çatışırsa uluslararası sistemler karşısında mahcubiyetimize uzlaşırsa görünen devleti esir almasına neden olacak öyle mi? Dediğinize göre uzlaşırsa daha da kötü olacak; )ve örtülü KİT’ler, örtülü kadrolar, kayıt dışı silahlı gizli ordular çıkar ortaya.. . (Ne yapsın? cem vakfı gayrı resmi devlet kuruluşu ama ne olduğu ne yapacağı belirsiz. aşağı tükürse mahcubiyet yukarı türküse devlet esir)
Bu
uluslar arası sistem de neyin nesi? Hani Cem vakfı, uluslararası sistem
... bilmem de hiç duymadı NATO, BM veya
bir kuruluşun Cem Vakfı ile iletişime
geçtiğini. Bu uluslararası sistem sakın bir sivil inisiyatif istihbarat
örgütleri birliği gibi bir şey olmasın mı? Eğer oysa kimler var? Aklım karıştı
sayın.
Bu gün belli noktalarda derin devlet ve paralel devlet yapılanmasına doğru bir kayış var.. (Cem vakfı mı yapıyor bunu?) Eski derin devlet ve paralel devlet yapıları arasında da derin ilişkiler kuruluyor sanki.. (Uzlaşma olmuş o zaman.) Derin yapıların kontrolünde yeni siyasi oluşumlar gündeme gelebilir ya da mevcut yapıların ele geçirilmesi için radikal çıkışlar gündeme gelebilir.. . (Bu durumda düşmanımız kim peki? Çatışmasını engellediğimiz veya uzlaşmasından korktuğumuz Cem Vakfı mı?)
Yazarımız insafa mı geliyor ne? Bakın
aşağıdaki satırlara, bana hak vereceksiniz.
Herkes olağanüstü yöntemlere başvurmadan, bu ülkede zengin ve güçlü olabilir. Bize hayır gibi gelenlerde şer, şer gibi gelenlerde Allah hayır murat etmiş olabilir.. . (Sadede mi geldiniz beyim?) Kavgaya gerek yok.. Kimileri Tanrıyı kıyamete zorlarken (Kıyamet, kıyamet dur bunu çıkardım galiba. Yahudiler ve Neokon'lar bunun için çalışıyordu. Başbakanımızda Yahudilere Davos'u dar etmişti, zaten. Gerçi onlar bunu bizden hurma misali çıkardılar ama olsun. Şimon Peres tokat yemiş gibi sersemlemişti. Eh o günü görüp sevinmeyen monşer olsun canım. Sayın yazar da çok sevinmişti zahir. ama Yahudileri durdurmak için kıyameti ertelemek için başbakanımızın bir planı var mı doğrusu bilmiyorum. )
birileri de iktidara zorlamak gibi bir yola
sapmamalı.. . (Yahu bu Cem Vakfı ne yapmış da hükümetin gazabını
üzerine çekiyor? Derin ve paralel
yapıların hiç biri, girdikleri kapıdan çıkmazlar. (Yani yazar demek istiyor ki;
................) Başlangıçta hayal ettikleri ile vardıkları
nokta aynı olmaz. (Yani
yazar demek istiyor ki; ................) Pişmanlıkların
fayda vermediği bir vadiye sürüklenirler (Yani yazar demek istiyor ki; ................) ve kendi ürettikleri canavarın eline düşerler.. (Dur bi dakika burada yazar demek istiyor ki; ................) İnsan
çoğu zaman kaçtığını sandığı şeye doğru koşar! Benden söylemesi. (Eh artık bu nasihatler de kar
etmiyorsa)
Ama mesaj çok mu kapalı kaldı? Fırtına
dindi değil mi? oh be. dünya varmış. Allaha şükür.
Peki Cem Vakfı bu günlerde ne yaptı acaba? Dur dur
hatırladımmmm. Cem Vakfı cemaatle Tuzluçayır'da temel
atmıştı. Bunu da protesto eden Aleviler ortalığı yakıp yıkmışlardı. Niçin mi yıkmışlardı? Cemaatin ne işi vardı
canım?
Cem Vakfı, devlet yani hükümet
yani Ak parti dururken gitti derin yapılanma içinde olduğu sanılan ve Ak partinin menfaatleri için kullandığı sonra
da -gerçek niyetinin farkına vardığı - cemaatle işbirliğine gitti. O cemaat ki Ankara'da
siyasi dümenler çeviriyor yazıdan bir alıntı "Derin yapıların kontrolünde yeni siyasi oluşumlar" eh bu da gazabı çekemesin de ne
yapsın? ehli vicdan ehli din siz söyleyin. peki cemaat bu tanımlamaları kabul eder mi? ediyor mu? bu
yazının tümünde ne denilmek istendi?
Mason, ittihat terakki, ihanet
çetesi, ılımlı İslam, kadrolaşma, arka bahçe, kuzu postu içindeki kurt, sonra
derin yapılanma ve siyasal örgütlenme
Yaşasın İslam kardeşliği. Kahrolsun
bize oy vermeme ihtimali içindeki Müslümanlar. Onlar ki, bir zamanlar patates
inancındaydılar. Falan , falan filan
Tanrıyı kıyamete zorlayan ehli
helak halk gibi hükümetin yola çıkmış gazabı.
PEKİ cemaat Ak parti hakkında ne
düşünüyor. bildiğim kadarıyla sevgi ve iyi dilekler. Ak parti adına konuşuyorsa
- ki sanmam- büyük zarar verir üslup. Devlet
adına konuşuyorsa yazıyorsa devlete yazık. Düşman bellediğin kişilere karşı
dostun buysa bu bile ceza olarak yeter.
Eğer hükümet de bu yazar gibi
düşünüyorsa vah ki vah.
suat güven
siyaset bilim uzmanı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder