SUAT GÜVEN - THE CEMAAT VE YAHUDİLER YAZISININ
ELEŞTİRİSİ
eleştiriye konu olan yazının yazarı Ümit ŞİMŞEK / Sondevir)
Ayrıntılı yorumlamak istiyorum
Yazının geneli iki tema üzerine kurulu; a) cemaat Ak parti'ye
antipatik yaklaşıyor ve o bağlamda fikir üretiyor, b)cemaat İslam ve İslami
konuları dejenere eder çabalar içindedir.
Bu gizli ve aleni sürdürülmektedir.
Devamında ise yazar geçmişte kaderdaş olduğu cemaat
sakinlerine tövbe ve imanı tavsiye etmekte.
Yazarın dili yaralayıcı,
adeta bir yılanın ısırması gibi
acı verici, hakaretlerini yazı sanatının incelikleri ve nisyan-ı beşerin lütfü
ile sürdürmektedir.
Ancak yazarın kendisine yönelik eleştirileri şahsına hakaret
kabul ettiği ve zaten devam eden fitne olarak gördüğü ise daha önceki
yazılarında gözlemlenen tavrı olarak kayıtlardadır.
Cemaat Ak parti'ye antipatik mi? Yazara göre bu tartışılmaz
kesinliktir. Şuuraltı müktesebatı kendinde saklı kalması şartıyla burada bizzat
cemaatin lideri Fethullah Gülen Hocaefendi Ak parti'nin dış politikasını eleştirmiş. Yazara göre eleştiri iki konuda toplanmış
ülkesinin dış politikasını yabancılara şikayet ve tavsiye ettiği ve dış politika argümanları ise yabancılara
özelde Yahudilere hizmet amaçlıdır. Linkini vermesi kendisine güveninin ve
fikirlerinin isabeti için yeterli görmüş ama öyle mi?
Yazarın sözünü ettiği yazı
Türkiye'nin dünyadaki mevcut siyasi
emellerini ve yerini nasıl görüyorsunuz?Türkiye Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri yapıyor, bir kısmı Avrupa sayılıyor, bir kısmı Asya sayılıyor, Orta Doğu da sayılıyor. Politik olarak coğrafi durumu çok önemli bir yerde bulunuyor. Bence Avrupalılarla da kendi çevresinde olan ülkelerle de iyi bir münasebet içinde olması, öyle bir diplomasi oluşturması çok önemli Türkiye için. Türkiye’nin hem kendi demokratik kazanımlarını koruyarak ilerletmesi hem de çevresiyle iyi ilişkilere sahip olması hayatı ehemmiyete haizdir. Ayrıca bu mevzuda esasen bazı dinamikleri değerlendirmek gerekir. Mesela Türkiye’ye karşı geçmişten tevarüs eden bir teveccüh, bir şuuraltı müktesebatı varsa bunun zedelenmemesi lazım. İtibarımızı korumamız lazım. İyi ilişkiler sevgiye bağlı, saygıya bağlı, hüsn-ü zanna bağlı, makuliyet etrafında bir araya gelmekle mümkün olur. Türkiye bugün tam bunu yapıyor mu, yapamıyor mu, yapmıyor mu, bu üzerinde durulabilecek bir şey. Türkiye böyle bir diplomatik vetire başlatılabilirse, zannediyoruz bu Avrupa için de Amerika için de bütün dünya için de iyi olur. Fakat şu anda böyle bir şeyi yaptığımız, yapıp da semere aldığımız söylenemez çok.
Fethullah Gülen Hocaefendi
burada Osmanlı mirasımızdan ve mirasın nelerden oluştuğundan söz ettikten
sonra bunlara dayalı bir dış politikanın
lüzumundan bahisle bunun sadece türk devletine değil ABD Avrupa ve dünya için
kıymetini söylüyor sonra da bunun şu anda üzülerek de olsa halen daha
uygulamaya konulmadığını. konulursa faydasını söylüyor. gördünüz mü ne kadar
zararlı ve özellikle ümit beyi dışarıda mahcup eden değerlendirmeyi? The Yazar
bu durumda ne yapsın? sonra Ak parti'ye hınç için söylendiğini akıllı fitne
olarak kendisi salık vermiş. Yahudilere hizmet eden bu politika mı?
Yahudilere hizmet edecek bu peşin değerlendirme desteklenecek
argümanlarını Mavi Marmara gibi olaylarda takınıldığı söylenen tutumdan alıyor.
Bir sivil inisiyatif kendince doğru bulduğu bir girişimin
ardından devletin dış politikasını sürüklemeyi göze alacak ve bu plan
aşamasında iken tasvip etmiyoruzlarla hareket edilecekti. Sivil inisiyatifin rotası,
müdahale her şey soru işaretleriyle dolu meşum olay gerçekleşince de suçlamalar
başlayacaktı. Katılımcıların samimiyeti tartışılmaz olarak tezahür eden
"MAVİ MARMARA" girişimi ne olmuşsa saptırılan rotasında haydut
devletin tuzağına çekilmiş.
az sorgulanır bir durum neden o tarihte? neden yardım rotası
için Mısır makamlarının yardımcı olma oluru alınmışken aniden saptırma? Ak
parti milletvekilleri apar topar gemiden indirilirken istihbaratın kati
uyarılarına rağmen saptırılan rota?
Olayın sıcak günlerinde Fethullah Gülen hoca ile bir
Amerikalı gazetenin yaptığı röportaj
var. Röportajda sorulan sorulardan biri Mavi Marmara olayı olmuş.
Verilen cevaplar saptırılan sözler bir yana kopartılan kıyamet nasıl bir
amaç güdüyordu?
Fetullah Gülen, İsrail'in
Gazze'ye yardım gemilerine düzenlediği ve en az 9 kişinin hayatını kaybettiği
baskını değerlendirdi.
ABD'nin
Pennsylvania eyaletinde yaşayan Gülen, "İnsani Yardım Vakfı"
gemisinin İsrail'den izin almamasını eleştirdi.
Amerikan Wall
Street Journal gazetesine demeç veren Gülen, yaşananlarla ilgili "Gördüğüm
şeyler hoş değil. Çirkin şeylerdi" dedi.
İnsani Yardım Vakfı İHH'nın varlığından kısa bir süre önce haberdar
olduğunu belirten Fethullah Gülen, organizatörlerin İsrail'in onayı olmadan
hareket etmesini otoriteye baş kaldırı olarak niteledi.
Gülen, İsrail'le
uzlaşma yolunu seçmemenin faydalı sonuçlar doğurmayacağını söyledi ve kendi
hareketiyle ilişkili bir derneğin Gazze'ye yardım götürmek istediğini, ancak
onlara İsrail'den izin almaları gerektiğini söylediğini anlattı.
Gülen ayrıca, bu
olayda suçluyu bulma görevinin Birleşmiş Milletler'e bırakılmasının en iyi
seçenek olduğunu sözlerine ekledi.
Söyleşiyi
gerçekleştiren muhabir, Gülen’in evinin koridorunda büyük bir Türkiye haritası,
Kuran’dan bir ayet ve Boğaz üzerinden geçen bir Türk F-16’sının resmi
bulunduğunu da aktardı.
Toprakların Dünya otoriter devletlerince tespit
edilememiş ve fiili durumu açığa çıkmamış hali ortada iken;
oraya yönelmiş rota tehlikeye davet değil de neydi. Filistinli halkına yardım kılıflı olarak
görüldüğü gibi, ülkemizi savaşa sokma amaçlı sonuçları doğurması an meselesi
olmuş. Neyse ki basiretli tutum galip gelmişti. Peki savaşa girseydik sonuç
nasıl olacaktı? içte ve dışta neler kazanıp neler kaybedecektik? Sonra Filistin
ne kazanacaktı?
Devam eden günlerde Fethullah Gülen Hocaefendi taziye veriyor. taziye metni şöyledir;
Fethullah Gülen,
Gazze'ye yardım filosuna yapılan kanlı saldırıda hayatını kaybedenler için
bugün yayınladığı taziye mesajında şu ifadeleri kullandı: "Gazze'deki
insanlık dramına son verebilmek beklentisiyle yola çıkan, uğradıkları müessif
saldırıda hayatlarını kaybederek şehit olan insanlarımıza Allah'tan rahmet
diler, başta aileleri olmak üzere; milletimize ve insanlığa taziyelerimi
bildiririm."
Ve diğer sözler yok
sayılarak linç kampanyası doğru muydu? Biri İran devletinin Ortadoğu
politikalarından başka bir şeye hizmet
etmeyecek bu girişimi eleştirmeyecek, biri aman yanlış sonuçla doğacak diyecek
eleştirilecek. Dışarının işbirlikçisi görülme devletin selametini düşünmeyse Filistinliyi
düşünmeyse şerefli işbirlikçilik varsın Yahudilik olarak görülsün. Takiyeci
post altında Yavuz'un kemiklerini sızlatmaktansa varsın öyle denilsin. Amacınız
yardımsa ve rota devletçe belirlenmiş ise siz rotadan çıkıp adeta Yahudi'ye"
gel gel " yapıyorsanız amacınız nedir, Allah aşkına?
Yazarların dış politika yazıları
Yazarlar fikirlerinde hürdür. bir ana fikirden
beslenmişlerse bu doğrultuda dile getirdikleri paralellik gösterebilir. Sonra o
yazarlar karşıt da olabilir. Sonuç bugün ve yarın yapılacak değerlendirmelere
bırakılmalıdır. Bunu belirttikten sonra sormak lazım; sözünü ettiğini Yahudi
amaçlarına hizmet eden ve milli dış politikayı aşağılayan yazılar ve listelemeleri
verilemez miydi? İstediğinizde link veriyorsunuz. Bunda da verseydiniz. Kerameti
kendinden menkul değerlendirmelerinizi ne hakla doğru diye takdim edersiniz?
Yazınızda devam eden görüşlere eleştiri
Kuran'da Hadislerde Yahudilik v.s burada ileri sürülen tez
yazıdan alınan kesit üzerinden yapılmakta
Aşağıda verdiğimiz tam metin yazarın sözünü ettiği
röportajdan alınmıştır.
Geçmişte Museviler ve İsrail
hakkındaki bazı söylemleriniz anti-semitik olarak algılandı. Buna cevabınız
nedir?Farklı açılardan bakabiliriz bu meseleye. Birincisi; insanın düşüncelerinde değişiklik olması her zaman için söz konusudur. Nitekim yıllar önce bir yazıda bunu “Sen, dünkü 'sen', beriki de dünkü 'o' mudur? Demek ki yarınki sen 'sen', o da 'o' olarak kalmayacaktır” şeklinde ifade etmiştim.
Muhataplarınızın söz ve davranışları sizin o mevzudaki yorumlarınıza tesir edebilir. Özellikle 90’li yıllarda içine girilen diyalog sürecinde muhataplarımızı daha iyi tanıma imkanı buldum ve daha evvelki genellemeci söylemlerimi tashih etme ihtiyacı hissettim.
Kemali samimiyetle itiraf etmek lazım ki ayet ve hadisleri yanlış anlamış ve yaptığım izahlarda yanılmış, olabilirim. Şunu anladım ve daha sonra belirttim ki Kur’an’da veya sünnette yer alan eleştiri ve lanetlemeler belli bir inanca bağlı insanlara değil herhangi bir insanda olacak karakteristiğe yapılıyor. Bazen sözlerim amacı dışına çıkarılıyor. Bazı maksatlı çevreler konuşmanın bütünlüğünü bozup, montajlayarak sizin demediğiniz, demeyi hiç bir zaman düşünmediğiniz şeyleri size söyletiyor. Bizim diyalog adına ortaya koydugumuz gayretleri bazı kesimler 'Müslümanların Yahudi ve Hiristiyanlara bakışını yumuşatıyorsunuz' diye tenkit ettiler. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) sünnetinde olmayan hiç bir şeyi yapmadım. "O da bir insandı" diyerek yanlarından gecen bir Yahudi cenazesine ayağa kalkan Efendimizdi (s.a.v). Geçmişte İsrail’in kimi icraatlarını tenkit ettim doğru, ama masumların hayatına kasteden intihar saldırılarını da lanetledim.
Şimdi metni birlikte okuyan bizler biraz akıllı isek ve kötü
niyetli de değilsek değerlendirmeler yapabiliriz.
devamında ne diyorsunuz;
" Ne var ki,
Hocamız, sonradan anladığı bu gerçeği İslâm âleminin ve bugüne kadar gelip
geçmiş İslâm ulemâsının henüz anlayamadığını ya sözlerine eklemeyi unutmuş, ya
da engin tevazuundan bunu telâffuz etmeyip bizim anlayışımıza bırakıyor. Fakat
biz yine de, Kur’ân-ı Kerimde yüzlerce âyetin bize anlattığı, lânetlediği ve
kendileriyle dostluk kurmamızı yasakladığı bir topluluğun nasıl olup da
“herhangi bir insanda olacak karakteristik” seviyesine indirgenebildiğini
anlayamıyoruz! Eğer “Kur’ân’da kastedilen sadece bahsi geçen Yahudilerle
sınırlı değildir; onun yanı sıra bu da vardır” gibilerden bir söz söylenseydi,
buna hak verirdik; ancak Sayın Gülen bu “eleştiri ve
lânetlemelerin” Yahudi ve Hıristiyanları içine alma ihtimalini kesin bir
şekilde reddediyor ve sadece “içimizdekini” Kur’ân’ın hücum oklarına hedef
olarak gösteriyor. "
sözlerinizden
anladıklarımızı aşağıya alalım
1- Fethullah Gülen Hocaefendi 'yi İslam alimleri cem ismini
vererek aşağılama. Efendim hocanın yeni yorumu önceki alimler tarafından
yapılmadığına göre -o alimler de tartışmasız doğru kanaatte olduklarına göre- Fethullah
Gülen Hocaefendi kim oluyor da yeni
yorumda bulunsun? burada sorun Fethullah Gülen Hocaefendi 'nin ilmini tartışma değerlendirme ölçme biçme
ümit beye mi kalmış? bu bir. İki İslam alimlerinden farklı yorum yapılamaz mı?
Yoksa Fethullah Gülen Hocaefendi bütün bunların dışında Yahudi imajımızı
değiştirme amaçlı ve planlı bir amaç mı güttü? ye götürecek değerlendirme
yapıyor..a götürüyor ki bu otomatikman şu anlamlara gelir bir durumdur
1- Yahudiler ırk olarak lanetlidir hiç kimse bu imajı
değiştirmeye ne tevessül etsin ne de niyetlensin.
birkaç farklı değerlendirme;
"Hem
de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir.
Öyleyse her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi,
her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san'atları kâfir olmak lâzım gelmez.
Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san'atı, istihsan etmekle
iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!"(Münazarat)
"Bir
Yahudi cenazesine ayağa kalkan ve bunu garip bulanlara o da bir insandı diyen ,
vefatında zırhı bir Yahudi'de rehin kalacak kadar Yahudilerle doğal sosyla
ilişki geliştirmiş olan , Hayberin fethiyle intikam duygularıyla dolu Yahudilerle
ilişkilerin tekrar normalleşmesi adına Hayberin Reisinin kızıyla evlenen sanki
Peygamberimiz değildi. Ve kuranda o millet hakkında geçenleri sanki o bilmiyor.
" sizin son devir yazınızın altına yapılmış yorum -( vahid sami )
2- bir paragrafın sonunda şöyle soruyorsunuz; " Acaba
Yahudileri Kur’ân’ın en keskin hücumlarından korumak hususunda gösterilen bu
açık ve aşırı muhabbetin bilmediğimiz bir hikmeti mi var?" amacı belli
sorunuzun cevabı devam eden satırlarınızda var.
Peki devam eden bu satırlarınızda ne diyorsunuz?
Birinci madde başbakanımızın
İsrail politikası bellidir. Bunu dünya biliyor. Ama başbakanımız Yahudileri
içte ve dışta himaye etmiyor mu ? (yanlış değil ) Yahudi örgütlerinden üstün
cesaret ödülünü almadı mı? (alması da doğru ) Peki başbakanımız Siyonizm'i
yerden yere çalmıyor mu? (gücü yettiğince doğru) Peki İsrail ile işbirliğimiz
ekonomi ve diğer konular devam etmiyor mu? Sorarım size Müslümanlığından şüphe
etmeyeceğimiz başbakanımız nasıl olurda
lanetli bir milletle ilişkileri
sürdürür? Kuranı hadisleri bilen başbakan Yahudi tefrikinde neye dikkat
eder? Yoksa "Ona var size yok"
mu olacak?
Gelelim Gezi Olayları'na nasıl çıktığı neler olduğu neler
yazıldığı çizildiği ortada. Aranan arkasındaki beyin ve destekçileri. Geziyi
kim tertiplemişse başbakan onu açıkladı. İçte ve dışta destekçilerini de
açıkladı. Başbakanın açıklamalarında Cemaate hiç rastlamadım. Peki sizinde sözünü ettiğiniz cemaatin Gezi
olayına desteği meselesine; Gezi destekçileri arasına ısrarla the cemaat
sokuldu.
Neden acaba?
a- gezi olayları başlarken itidali tavsiye ettiler, halbuki
devletin otoritesi gösterilmeliydi.
b- bazı yazarlar aman kışla AVM deyip de liberalleri ve saf
destekçileri keskin muhalefete itmeyin.
c- aman sol örgütlere dikkat edin. Daha Ergenekon bitmedi.
Bu arada polise verilen emir var ve olayların çığırından
çıkması var. Turnusol kağıdı gibi bu ani durumda cemaat yazarları eski
nasihatlerin yanında linç edilmeye çalışılan polise sahip çıktı. Ak parti
iktidarı döneminde nemalanan bir kesim hem cemaate hem de polise saldırmaya
olayları cemaate yıkmaya çalıştı.
Gezi ateşi Türkiye'yi sardığında Önemli siyasiler makul
tavır takınırken cemaat de tavrını korudu. Çapul kavramı ciddi tepki toplayınca
onu kullanmamayı salık verdi. Bu sefer bu tutum eleştirildi. Bizzat Fethullah
Gülen Hocaefendi 'den açıklama bekleyenler açıklamaları alınca bu sefer de ne
hakla açıklama yapar kendini ne sanıyor gibi terbiyesiz üslup çokça tüketildi.
Polis provakatörleri tespit edip tutukladı savcı mahkemeler
serbest bıraktı. fatura cemaate çıkarıldı.
Peki kimler tarafından İktidara dost görünüp farklı hesaplar
içine giren kişiler tarafından. Kısacası cemaat ağzıyla kuş tutsa leke gelip
yapışmaya devam etti.
Sadede gelelim yazısında Geziye de değinen yazarımıza göre
tartışılmaz doğru cemaatin geziyi desteklediğiydi. Hani sözünü ettiği
"Cemaatin Yahudi destekçisi fikirleriyle başka nasıl olacaktı ki?" Mantıksızlığın
mantığı bir yana bu tartışıldı durdu.
ŞİMDİİİ
Peki hiç düşünülmedi mi cemaat neden böyle bir işin içinde
olsun? Öyle ya menfaati neydi ve tuzu ne
kadar kuruydu? Cemaat aynı tarihlerde dünya genelinde öğrenci kitlesi getirecek bunlar Ülkelerin ekabir çocukları
olacak ve hassasiyet bir yana anarşi
içinde Türkiye o ülkelerde nasıl izlenmiş?
nasıl takdim edilmiş?.
nerdesin akıl?
herkesin yüreğini ağzına getirecek olaylar can mal
güvenliğini tehdit edecek olaylar sağda
solda yurtları okulları taşlanacak olan
cemaat bu kadar mı akılsız? Ahh sayın
yazar o günlerde jilet üstünde uyuyan bir cemaatin dilinde dualar eksik olmadı.
Sağa sola aman dua olaylar son bulsun gece gündüz dua dua dua.
Ve olaylar bitti gitti. Başbakan olimpiyat stadında o can alıcı
konuşmasını yaptı ve bir sayfa kapandı.
Ama sana göre onların duası ne olacak ki canım. Zaten Yahudi
dostular.
Yazınızda Başbakanla
cemaatin karşı karşıya olduğunu ve tertiplenen gezi olayını cemaatin
desteklediğini gizli açık seçik bir şekilde vurgulayan siz cemaatin genel Yahudi görüşünün değiştiğini ve bu amaçla iç ve dış olayları aktörleri
bunun üzerinde değerlendirmeniz devam ediyor.
Hani diyorsunuz ya desteklediler o yazıları tam verseniz
insanlar da istifade etse olmaz mı. Mesela link verseniz. Hem de arşivlik
link. Neyse ki ülkemizde internet her yere gitmiş ve tvler, gazeteler günlük neşriyatta
buna da ihtiyaç duymayacak kadar halı altına süpürmeleriniz işe
yaramayacak. Pardon 80 milyon
vatandaşımızın çoğu sizin kadar akılı olmadıkları gibi değerlendirmelerde de
sakatlık yaşayabilirler. Siz de zaten onun için varsınız. Canım zaten siz hoca
efendiyi bile beğenmiyordunuz değil mi?
sonra nerde kalmış cemaati ve T.C vatandaşlarının bilinci?
bu arada dikkatimi çekti sizin yazınızın altına biri yorum
yazmış
Klik
taassubu
26/08/2013,
10:12
( Selman )
Ümit bey
Atom ve Big Beng'in de yazarıdır; bu yazıların da yazarıdır. Tıpkı Üstad'ı
gibi. Üstad Tabiat, Ayetu'l-Kübra ve Elhüccetu'z-Zehra'nın da yazarı, Hücumat-ı
Sitte, Es'ile-i Sitte ve Huttuvvat-ı Sitte'nin de yazarıdır. Gırtlağına kadar
siyasete batmış sözde imancıların, Ümit Bey'den önce kendilerine sormaları
gerekmez mi? "Biz nerede hata ediyoruz?" özeleştirisini yapmaları
daha elzem...
Ben bu risaleleri Üstadın yazdığını sanıyordum. ya aşırı
muhabbet ya da mübarek tahtınızın tebşiratına tanık oluyoruz.
Devamında diyorsunuz ki "Meselenin alarm veren tarafı sadece bir
cemaat yönetiminin İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş
olması değil; bu rolün artık kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle
tarafından da benimsenmiş olması...."
Ümit bey dış politikayla Yahudilerle kafayı o kadar
bozmuşsunuz ki yeni yeni kavramlarla bizi tanıştırıyorsunuz. Sormak lazım maslahatgüzarlık nedir? Bu
görev tek kişiye verilmiyor muydu? Hani
diyorsunuz ya; " cemaat yönetimi.. İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü
üstlenmiş.. " Sormak lazım kimlere ve nerelerde verilmiş? bildiğim
kadarıyla Türkiye'de bir tane var o da Yahudi. sonra diğer ülkelerde elçiler
var maslahatgüzar yok.
O zaman bu kavram yanlışlıkla mı kullanıldı? siz kavramı boş
verin de ne demek istediğinizi açıklayın. Sonra birileri sizi referans gösterip
Cemaate maslahatgüzarlar cemaati der ve biri de aslını söyler sizi de mahcup
eder.
Sahi yazınızın üst tarafı okunduğunda bilinen bir bilgiden
hareketle mi yazdınız? Şu ana kadar yazdığınızı anlıyorduk da bu kadarı da değildi
tabi. Ümit bey öyle değil de cemaate doğrudan diaspora Yahudileri, gizli kavim falan deseydiniz ya. Hani Musa'nın
çocukları falan daha aydınlatıcı olmaz mıydı? Kavram kargaşasına neden girdiniz
ki? Size tavsiyem bundan sonra kaybolmuş Yahudi kavmi deyin. Komik ama işi
kurtarır.
Hem sizi bir külfetten de kurtarmış oluruz. Efendim
kimliğimizde -kimse duymasın - Müslüman yazıyor. Hani Müslüman'a ve cemaat kişiliğine söylediğiniz iftira ise
helallik meseleleri devreye girer falan.
Sonra vatandaşlar sorar biri de es kazara Müslüman olduğumuzu falan
söylerse -hani biz bilmeyiz ve anlamayız da - olur ya anlayan çıkar ve sizi
suçlar. Ümit bey bu konu sizce önemsiz mi?
Devamında diyorsunuz; " Böyle bir davranışı vicdanlarında asla tasvip etmeyecek olan o kitle," Hayda bunlar da kim? Cemaat içinde böyleleri
de varmış hayret. Ama kimler? kimler? Şimdi çıkarsama yapalım; cemaat
yönetiminin İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş
olanlar olamaz. Onlar yönetici Alem-i İslam için alarm verdirecek kadar tehlikeli kişilerdi.
Sahi kim bunlar? Gerçi yazınızın sonlarında bunların işaretlerini veriyorsunuz.
oraya bakalım; " The Cemaat’in
dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli ve fedakâr insanlardan
meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de tanıdığımız ve
sevdiğimiz pek çok kimse var." Çoğunluğu genç cemaatçiler. "..
asla tasvip etmeyecek.."lerine göre Ümit bey onlara bel bağlamış.
Ama yine ikna olamadık. Yukarıdaki
satırlarda yazdığınız " .. ki "Meselenin alarm veren tarafı sadece bir cemaat yönetiminin İslâm âleminde
İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş olması değil; bu rolün artık
kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle" diyerek yöneticiler yanında " hatırı sayılır bir kitle " den söz
ediyorsunuz. Bu başka bir kitle mi? bir satırınızı "" Böyle bir davranışı
vicdanlarında asla tasvip etmeyecek olan o kitle," bir
satırınızı " bu rolün artık
kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle tarafından da benimsenmiş"
olarak veriyorsunuz.
Sonra " The Cemaat’in dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli
ve fedakâr insanlardan meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de
tanıdığımız ve sevdiğimiz pek çok kimse var." diyorsunuz neyse bu
bilgi sizde mahfuz. Alın size 20. yy çetelesi. Bunu 28 Şubatçılar bile yapamaz.
Doğrusu kitle verilen rolü benimsemiş
kitle mi yoksa vicdanında asla kabul etmeyecek kitle mi? Nedir? Eğer ikincisi
ise, iyiye alamet. Demek Yahudi görüşlerine hizmet eden bir cemaatin içine
sızmış Yahudi'ye bile tahkiye yapan Müslümanlarımız var. Hem de umudu
kestiğimiz yerden. Çok şükür. Sonra akıl
gelip sorgulamak ister ama akla sıra daha gelmedi.
Devam edelim. Ümit bey diyor ki ama o vicdanlı topluluk var
ya onlardan da ümitsizim. Satırlarından devam "...aynı tavrı the Cemaat’in
önderinde ve organlarında gördüğü zaman, hiç sorgusuz bir şekilde bunu
kabullenebiliyor, hattâ onlardan bir kısmı bu hareketlerin yaman bir savunucusu
olarak ortaya çıkıyor ve kendilerini
tenkit eden Müslüman kardeşlerine karşı kılıç sallayabiliyor." ee
ne oldu hani vicdanlarında asla tasvip etmiyorlardı? Nerdeee onlar ki sorgusuz sualsiz kabul eden kişiler ve " kendilerini tenkit eden
Müslüman kardeşlerine karşı kılıç sallayabiliyor." Alın size terörist bir örgüt pardon cemaat.
The cemaat yavaş yavaş gerçek
kimliğin vuzuha çıkıyor. Ama sana isim bulalım önce " SİLAHLI YAHUDİ
MASLAHATGÜZARLAR CEMAATİ" Nasıl
isim uydu mu? Ama içlerinde kandırılmış olanlar da var. Onlar saf kişiler ama
en tehlikelileri onlar. Sakın sırtınızı onlara dönmeyin. Vururlar valla. Nerden
mi biliyorum? Ümit bey sayesinde. ".. hareketlerin yaman bir savunucusu olarak ortaya çıkıyor ve kendilerini tenkit
eden Müslüman kardeşlerine karşı kılıç salabiliyorlar.."
Hem de Yahudilerin
"maslahatgüzar heyeti " gibi çalışan örgüt. Hey Allahım nelere
kadirsin? Türkiye elden gitmişte vatandaşın haberi yok. Bir yazarımız sağ olsun
ortaya çıktı da Yahudi bir örgütü deşifre etti.
Hem de ne örgüt? bir şeyler
yapıyorlar yazıyorlar konuşuyorlar ve Müslüman da görünüyorlar ama biri onları
eleştirince hemmen o dakikada elleri silaha ilk işleri Müslümanları katle
gidiyor. bunların şerrinden Allah korusun devleti. Ümit bey olmasaydı zor
tespit edilirlerdi ama feraset işte. PKK kılıklı, Sisi kılıklı, haçlı kılıklı, Rus
kılıklı, Budist kılıklı, Şebiha kılıklı her yerde Müslümanların kanını oluk
oluk akıtan bu tehlikeli cemaat. Sakın bunu kimseye söyleme ha. ne olur ne
olmaz?
Kıymetli yazarımızın tespitleri mi
kendinden menkul yorumları mı devam ediyor. Ne diyor; "The Cemaat, en
sonunda, Kur’ân’ın Yahudileri suçlamadığı iddiasını açıkça dillendirecek ve
Siyonizme dokunulmazlık kazandıracak bir merhaleye gelmiş bulunuyor." Ve yazarımız bunu açık seçik gözlemlemiş. Ama
durun daha bitmedi. Turpun büyüğü heybede " Bizim değerlerimizi dünyaya
taşımak gibi bir iddianın sahipleri, şimdi bunun tam tersini yapıyor ve
başkalarının değerlerini bize yudum yudum içiriyor... " lar. Yazarımızın
cemaatin içte bu hain pozisyonunu nasıl deşifre ettiğini gördük. Şimdi ise sıra
dünyaya geliyor. Hazırlan dünya aydınlanma sırası sende.
Sonrasında ise malum-u ilam cemaat dışa da
açılmış ya ha sözü oraya getirmekte. "..dayansın ehli kubur"
dercesine bütün Türkiye'ye ve dünyaya seslenmekte. Cemaatin size getirdiği
değerler bizim değil Yahudilerindir.
Soru cemaat dünyaya ne taşıdı siz ne
kadarına vakıfsınız? Öyle ya sorulmayacak mı? cevap şöyle mi olacak; efendim
teferruatına vakıf değilim ama Yahudi değerlerini Siyonizmi taşıyor. Yapma yav
peki nelerdir onlar? Halbuki biz farklı biliyorduk. Mesela Ruslar ılmlı sinsi
müslüman, İran planlı Sünniler, Arabistan Vahhabi düşmanı, PKK Kürt çocuklarını
asimile eden faşistler, Yahudiler nurcu, Neokonlar laiklik düşmanı vs.
Ama siz dünyaya diyorsunuz ki bunların
hepsi yalan onlar Siyonizm'in bilmem neyi. Yahudi neden düşman sonra dostları
içte ve dışta bir Allahın kulu neden öyle düşünmüyor. Olimpiyatlarda ağlayanlar
sızlayanlar başı örtülü örtüsüz onlar neden farkına varamadı? Siz ne okudunuz
da yanılmadınız? Hani RNK ise onların içinde de çok okuyanlar var. Neden onlar
değil de siz? Başbakan, bakanlar, cumhurbaşkanı
değil de siz. Neden? Çok mu derin alimsiniz ve süper zekasınız? Haydi Fethullah
Gülen Hocaefendi 'den bile ileri bilginiz var ve planları
deşifre ettiniz, anladık ama diğerleri ülke idarecileri. Kendilerine her daim
istihbarat akıyor. Onlar da mı anlamadı?
Devamında diyorsunuz ki; "Yoksa bu, artık bir kısım insanların her şeyi
kabul edebilecek hale gelmiş olmasına güvenerek atılmış bir adım mıdır? Eğer
böyleyse, yıllardır sürüp giden bir aşındırma faaliyetinin arkasında
profesyonel bir mühendisliğin yattığından kuşkulanmak için yeteri kadar sebep
var demektir." Eh kurbağa ılık sudan zamanında çıkacaktı. Artık geç. Dur
bir dakika siz kurbağa haşlanmadan yetiştiniz ya. Alın bir süper kahramanlık
daha
Ümit bey büsbütün de ümitsiz değilsiniz. Aşağıya aldığım satırlar sizin. " The
Cemaat’in dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli ve fedakâr
insanlardan meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de tanıdığımız
ve sevdiğimiz pek çok kimse var..." Buradan keserek soralım; yukarıdaki
değerlendirmelerinizi boşa çıkarır bu yeni değerlendirmeleriniz sizin yazı
yazma amacınızı ortaya koyuyor mu? Mesela
1- bunları kurtarma,
2- haşlanmamış
bu kurbağalardan halen daha yeşil üretme,
3- tersinden fitne girişiminiz. cemaati
parçalama
Devamını biraz da yorulduğum için satırlarınızdan
alarak kapatalım; "Fakat onların da artık kendi üzerlerinde oynanan
oyunları anlamaları için zaman gelmiştir. Bu saf ve samimî insanlar, lütfen,
kendi içlerinde bir muhasebeye yönelsinler ve cemaate mensubiyetlerinden bu
yana şeâir-i İslâmiye ile ilgili hassasiyetlerinin nasıl bir seyir takip
ettiğini düşünsünler. " sizin soru çift taraflı bıçak gibidir. size
de dönecek kıvamda keskindir. mesela demezler mi tanıdığımız Ümit şimşek
nerelere çakıyor ne mesajlarla? ama sorudur bu soruldu.
Sizin satırlarınız "Aslında bu
kadarına da ihtiyaç yok; sadece şu soruyu sorsunlar kendilerine: Yahudilik,
İsrail ve Siyonizm üzerine bugün söylenen bu sözleri bundan on sene önce
işitseniz ne tepki verirdiniz? Daha doğrusu, bu sözleri bundan on sene önce
kimse söyleyebilir miydi? Evvelce söylenemeyen bu sözlerin şimdi rahatça
söylenebilir hale gelmesi kime ve neye hizmettir?" evet cevap veriyorum
daha önce bizi böyle suçlamayan kişiler neden suçluyor. cevabı iki dünyada
alına.
Son sözü ustad söylesin.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Hutuvat-ı
Sitte’de işaret ettiği “Hile ve fitne,perde altında kaldıkça tesir eder,Zahire
çıkmakla iflas eder,kuvveti söner” kaidesince bazı gerçekleri yazma ihtiyacı
hissettim.
Sahi bu makaleyi neden yazdınız.
SUAT GÜVEN
SİYASET BİLİM UZMANI
