Powered By Blogger

30 Ağustos 2013 Cuma

SUAT GÜVEN - THE CEMAAT VE YAHUDİLER YAZISININ ELEŞTİRİSİ



SUAT GÜVEN - THE CEMAAT VE YAHUDİLER YAZISININ ELEŞTİRİSİ  

eleştiriye konu olan yazının yazarı Ümit ŞİMŞEK / Sondevir) 
Ayrıntılı yorumlamak istiyorum
Yazının geneli iki tema üzerine kurulu; a) cemaat Ak parti'ye antipatik yaklaşıyor ve o bağlamda fikir üretiyor, b)cemaat İslam ve İslami konuları dejenere eder çabalar içindedir.  Bu gizli ve aleni sürdürülmektedir.
Devamında ise yazar geçmişte kaderdaş olduğu cemaat sakinlerine tövbe ve imanı tavsiye etmekte.
Yazarın dili yaralayıcı,  adeta bir yılanın ısırması  gibi acı verici, hakaretlerini yazı sanatının incelikleri ve nisyan-ı beşerin lütfü ile sürdürmektedir.
Ancak yazarın kendisine yönelik eleştirileri şahsına hakaret kabul ettiği ve zaten devam eden fitne olarak gördüğü ise daha önceki yazılarında gözlemlenen tavrı olarak kayıtlardadır.
Cemaat Ak parti'ye antipatik mi? Yazara göre bu tartışılmaz kesinliktir. Şuuraltı müktesebatı kendinde saklı kalması şartıyla burada bizzat cemaatin lideri Fethullah Gülen Hocaefendi  Ak parti'nin dış politikasını eleştirmiş.  Yazara göre eleştiri iki konuda toplanmış ülkesinin dış politikasını yabancılara şikayet ve tavsiye ettiği ve  dış politika argümanları ise yabancılara özelde Yahudilere hizmet amaçlıdır. Linkini vermesi kendisine güveninin ve fikirlerinin isabeti için yeterli görmüş ama öyle mi?
Yazarın sözünü ettiği yazı
Türkiye'nin dünyadaki mevcut siyasi emellerini ve yerini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri yapıyor, bir kısmı Avrupa sayılıyor, bir kısmı Asya sayılıyor, Orta Doğu da sayılıyor. Politik olarak coğrafi durumu çok önemli bir yerde bulunuyor. Bence Avrupalılarla da kendi çevresinde olan ülkelerle de iyi bir münasebet içinde olması, öyle bir diplomasi oluşturması çok önemli Türkiye için. Türkiye’nin hem kendi demokratik kazanımlarını koruyarak ilerletmesi hem de çevresiyle iyi ilişkilere sahip olması hayatı ehemmiyete haizdir. Ayrıca bu mevzuda esasen bazı dinamikleri değerlendirmek gerekir. Mesela Türkiye’ye karşı geçmişten tevarüs eden bir teveccüh, bir şuuraltı müktesebatı varsa bunun zedelenmemesi lazım. İtibarımızı korumamız lazım. İyi ilişkiler sevgiye bağlı, saygıya bağlı, hüsn-ü zanna bağlı, makuliyet etrafında bir araya gelmekle mümkün olur. Türkiye bugün tam bunu yapıyor mu, yapamıyor mu, yapmıyor mu, bu üzerinde durulabilecek bir şey. Türkiye böyle bir diplomatik vetire başlatılabilirse, zannediyoruz bu Avrupa için de Amerika için de bütün dünya için de iyi olur. Fakat şu anda böyle bir şeyi yaptığımız, yapıp da semere aldığımız söylenemez çok.
Fethullah Gülen Hocaefendi  burada Osmanlı mirasımızdan ve mirasın nelerden oluştuğundan söz ettikten sonra  bunlara dayalı bir dış politikanın lüzumundan bahisle bunun sadece türk devletine değil ABD Avrupa ve dünya için kıymetini söylüyor sonra da bunun şu anda üzülerek de olsa halen daha uygulamaya konulmadığını. konulursa faydasını söylüyor. gördünüz mü ne kadar zararlı ve özellikle ümit beyi dışarıda mahcup eden değerlendirmeyi? The Yazar bu durumda ne yapsın? sonra Ak parti'ye hınç için söylendiğini akıllı fitne olarak kendisi salık vermiş. Yahudilere hizmet eden bu politika mı?
Yahudilere hizmet edecek bu peşin değerlendirme desteklenecek argümanlarını Mavi Marmara gibi olaylarda takınıldığı söylenen tutumdan alıyor.
Bir sivil inisiyatif kendince doğru bulduğu bir girişimin ardından devletin dış politikasını sürüklemeyi göze alacak ve bu plan aşamasında iken tasvip etmiyoruzlarla hareket edilecekti. Sivil inisiyatifin rotası, müdahale her şey soru işaretleriyle dolu meşum olay gerçekleşince de suçlamalar başlayacaktı. Katılımcıların samimiyeti tartışılmaz olarak tezahür eden "MAVİ MARMARA" girişimi ne olmuşsa saptırılan rotasında haydut devletin tuzağına çekilmiş.
az sorgulanır bir durum neden o tarihte? neden yardım rotası için Mısır makamlarının yardımcı olma oluru alınmışken aniden saptırma? Ak parti milletvekilleri apar topar gemiden indirilirken istihbaratın kati uyarılarına rağmen saptırılan rota?
Olayın sıcak günlerinde Fethullah Gülen hoca ile bir Amerikalı gazetenin yaptığı röportaj  var. Röportajda sorulan sorulardan biri Mavi Marmara olayı olmuş. Verilen cevaplar  saptırılan  sözler bir yana kopartılan kıyamet nasıl bir amaç güdüyordu?
Fetullah Gülen, İsrail'in Gazze'ye yardım gemilerine düzenlediği ve en az 9 kişinin hayatını kaybettiği baskını değerlendirdi.
ABD'nin Pennsylvania eyaletinde yaşayan Gülen, "İnsani Yardım Vakfı" gemisinin İsrail'den izin almamasını eleştirdi.
Amerikan Wall Street Journal gazetesine demeç veren Gülen, yaşananlarla ilgili "Gördüğüm şeyler hoş değil. Çirkin şeylerdi" dedi.
İnsani Yardım Vakfı İHH'nın varlığından kısa bir süre önce haberdar olduğunu belirten Fethullah Gülen, organizatörlerin İsrail'in onayı olmadan hareket etmesini otoriteye baş kaldırı olarak niteledi.
Gülen, İsrail'le uzlaşma yolunu seçmemenin faydalı sonuçlar doğurmayacağını söyledi ve kendi hareketiyle ilişkili bir derneğin Gazze'ye yardım götürmek istediğini, ancak onlara İsrail'den izin almaları gerektiğini söylediğini anlattı.
Gülen ayrıca, bu olayda suçluyu bulma görevinin Birleşmiş Milletler'e bırakılmasının en iyi seçenek olduğunu sözlerine ekledi.
Söyleşiyi gerçekleştiren muhabir, Gülen’in evinin koridorunda büyük bir Türkiye haritası, Kuran’dan bir ayet ve Boğaz üzerinden geçen bir Türk F-16’sının resmi bulunduğunu da aktardı.

Toprakların Dünya otoriter devletlerince tespit edilememiş  ve  fiili durumu açığa çıkmamış hali ortada iken; oraya yönelmiş rota tehlikeye davet değil de neydi.  Filistinli halkına yardım kılıflı olarak görüldüğü gibi, ülkemizi savaşa sokma amaçlı sonuçları doğurması an meselesi olmuş. Neyse ki basiretli tutum galip gelmişti. Peki savaşa girseydik sonuç nasıl olacaktı? içte ve dışta neler kazanıp neler kaybedecektik? Sonra Filistin ne kazanacaktı?
Devam eden günlerde Fethullah Gülen Hocaefendi  taziye veriyor.  taziye metni şöyledir;
Fethullah Gülen, Gazze'ye yardım filosuna yapılan kanlı saldırıda hayatını kaybedenler için bugün yayınladığı taziye mesajında şu ifadeleri kullandı: "Gazze'deki insanlık dramına son verebilmek beklentisiyle yola çıkan, uğradıkları müessif saldırıda hayatlarını kaybederek şehit olan insanlarımıza Allah'tan rahmet diler, başta aileleri olmak üzere; milletimize ve insanlığa taziyelerimi bildiririm."
 Ve diğer sözler yok sayılarak linç kampanyası doğru muydu? Biri İran devletinin Ortadoğu politikalarından başka bir şeye  hizmet etmeyecek bu girişimi eleştirmeyecek, biri aman yanlış sonuçla doğacak diyecek eleştirilecek. Dışarının işbirlikçisi görülme devletin selametini düşünmeyse Filistinliyi düşünmeyse şerefli işbirlikçilik varsın Yahudilik olarak görülsün. Takiyeci post altında Yavuz'un kemiklerini sızlatmaktansa varsın öyle denilsin. Amacınız yardımsa ve rota devletçe belirlenmiş ise siz rotadan çıkıp adeta Yahudi'ye" gel gel " yapıyorsanız amacınız nedir, Allah aşkına?
Yazarların dış politika yazıları
Yazarlar fikirlerinde hürdür. bir ana fikirden beslenmişlerse bu doğrultuda dile getirdikleri paralellik gösterebilir. Sonra o yazarlar karşıt da olabilir. Sonuç bugün ve yarın yapılacak değerlendirmelere bırakılmalıdır. Bunu belirttikten sonra sormak lazım; sözünü ettiğini Yahudi amaçlarına hizmet eden ve milli dış politikayı aşağılayan yazılar ve listelemeleri verilemez miydi? İstediğinizde link veriyorsunuz. Bunda da verseydiniz. Kerameti kendinden menkul değerlendirmelerinizi ne hakla doğru diye takdim edersiniz?
Yazınızda devam eden görüşlere eleştiri
Kuran'da Hadislerde Yahudilik v.s burada ileri sürülen tez yazıdan alınan kesit üzerinden yapılmakta
Aşağıda verdiğimiz tam metin yazarın sözünü ettiği röportajdan  alınmıştır.
Geçmişte Museviler ve İsrail hakkındaki bazı söylemleriniz anti-semitik olarak algılandı. Buna cevabınız nedir?
Farklı açılardan bakabiliriz bu meseleye. Birincisi; insanın düşüncelerinde değişiklik olması her zaman için söz konusudur. Nitekim yıllar önce bir yazıda bunu “Sen, dünkü 'sen', beriki de dünkü 'o' mudur? Demek ki yarınki sen 'sen', o da 'o' olarak kalmayacaktır” şeklinde ifade etmiştim.
Muhataplarınızın söz ve davranışları sizin o mevzudaki yorumlarınıza tesir edebilir. Özellikle 90’li yıllarda içine girilen diyalog sürecinde muhataplarımızı daha iyi tanıma imkanı buldum ve daha evvelki genellemeci söylemlerimi tashih etme ihtiyacı hissettim.
Kemali samimiyetle itiraf etmek lazım ki ayet ve hadisleri yanlış anlamış ve yaptığım izahlarda yanılmış, olabilirim. Şunu anladım ve daha sonra belirttim ki Kur’an’da veya sünnette yer alan eleştiri ve lanetlemeler belli bir inanca bağlı insanlara değil herhangi bir insanda olacak karakteristiğe yapılıyor. Bazen sözlerim amacı dışına çıkarılıyor. Bazı maksatlı çevreler konuşmanın bütünlüğünü bozup, montajlayarak sizin demediğiniz, demeyi hiç bir zaman düşünmediğiniz şeyleri size söyletiyor. Bizim diyalog adına ortaya koydugumuz gayretleri bazı kesimler 'Müslümanların Yahudi ve Hiristiyanlara bakışını yumuşatıyorsunuz' diye tenkit ettiler. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) sünnetinde olmayan hiç bir şeyi yapmadım. "O da bir insandı" diyerek yanlarından gecen bir Yahudi cenazesine ayağa kalkan Efendimizdi (s.a.v). Geçmişte İsrail’in kimi icraatlarını tenkit ettim doğru, ama masumların hayatına kasteden intihar saldırılarını da lanetledim.
Şimdi metni birlikte okuyan bizler biraz akıllı isek ve kötü niyetli de değilsek değerlendirmeler yapabiliriz.
devamında ne diyorsunuz;
" Ne var ki, Hocamız, sonradan anladığı bu gerçeği İslâm âleminin ve bugüne kadar gelip geçmiş İslâm ulemâsının henüz anlayamadığını ya sözlerine eklemeyi unutmuş, ya da engin tevazuundan bunu telâffuz etmeyip bizim anlayışımıza bırakıyor. Fakat biz yine de, Kur’ân-ı Kerimde yüzlerce âyetin bize anlattığı, lânetlediği ve kendileriyle dostluk kurmamızı yasakladığı bir topluluğun nasıl olup da “herhangi bir insanda olacak karakteristik” seviyesine indirgenebildiğini anlayamıyoruz! Eğer “Kur’ân’da kastedilen sadece bahsi geçen Yahudilerle sınırlı değildir; onun yanı sıra bu da vardır” gibilerden bir söz söylenseydi, buna hak verirdik; ancak Sayın Gülen bu “eleştiri ve lânetlemelerin” Yahudi ve Hıristiyanları içine alma ihtimalini kesin bir şekilde reddediyor ve sadece “içimizdekini” Kur’ân’ın hücum oklarına hedef olarak gösteriyor. "
sözlerinizden anladıklarımızı aşağıya alalım
1- Fethullah Gülen Hocaefendi 'yi İslam alimleri cem ismini vererek aşağılama. Efendim hocanın yeni yorumu önceki alimler tarafından yapılmadığına göre -o alimler de tartışmasız doğru kanaatte olduklarına göre- Fethullah Gülen Hocaefendi  kim oluyor da yeni yorumda bulunsun? burada sorun Fethullah Gülen Hocaefendi  'nin ilmini tartışma değerlendirme ölçme biçme ümit beye mi kalmış? bu bir. İki İslam alimlerinden farklı yorum yapılamaz mı?
Yoksa Fethullah Gülen Hocaefendi  bütün bunların dışında Yahudi imajımızı değiştirme amaçlı ve planlı bir amaç mı güttü? ye götürecek değerlendirme yapıyor..a götürüyor ki bu otomatikman şu anlamlara gelir bir durumdur
1- Yahudiler ırk olarak lanetlidir hiç kimse bu imajı değiştirmeye ne tevessül etsin ne de niyetlensin.
birkaç farklı değerlendirme;
 "Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Öyleyse her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san'atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san'atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!"(Münazarat)

"Bir Yahudi cenazesine ayağa kalkan ve bunu garip bulanlara o da bir insandı diyen , vefatında zırhı bir Yahudi'de rehin kalacak kadar Yahudilerle doğal sosyla ilişki geliştirmiş olan , Hayberin fethiyle intikam duygularıyla dolu Yahudilerle ilişkilerin tekrar normalleşmesi adına Hayberin Reisinin kızıyla evlenen sanki Peygamberimiz değildi. Ve kuranda o millet hakkında geçenleri sanki o bilmiyor. " sizin son devir yazınızın altına yapılmış yorum -( vahid sami )

2- bir paragrafın sonunda şöyle soruyorsunuz; " Acaba Yahudileri Kur’ân’ın en keskin hücumlarından korumak hususunda gösterilen bu açık ve aşırı muhabbetin bilmediğimiz bir hikmeti mi var?" amacı belli sorunuzun cevabı devam eden satırlarınızda var.
Peki devam eden bu satırlarınızda ne diyorsunuz?
Birinci madde başbakanımızın  İsrail politikası bellidir. Bunu dünya biliyor. Ama başbakanımız Yahudileri içte ve dışta himaye etmiyor mu ? (yanlış değil ) Yahudi örgütlerinden üstün cesaret ödülünü almadı mı? (alması da doğru ) Peki başbakanımız Siyonizm'i yerden yere çalmıyor mu? (gücü yettiğince doğru) Peki İsrail ile işbirliğimiz ekonomi ve diğer konular devam etmiyor mu? Sorarım size Müslümanlığından şüphe etmeyeceğimiz başbakanımız  nasıl olurda lanetli  bir milletle ilişkileri sürdürür? Kuranı hadisleri bilen başbakan Yahudi tefrikinde neye dikkat eder?  Yoksa "Ona var size yok" mu  olacak?
Gelelim Gezi Olayları'na nasıl çıktığı neler olduğu neler yazıldığı çizildiği ortada. Aranan arkasındaki beyin ve destekçileri. Geziyi kim tertiplemişse başbakan onu açıkladı. İçte ve dışta destekçilerini de açıkladı. Başbakanın açıklamalarında Cemaate hiç rastlamadım.  Peki sizinde sözünü ettiğiniz cemaatin Gezi olayına desteği meselesine; Gezi destekçileri arasına ısrarla the cemaat sokuldu.
Neden acaba?
a- gezi olayları başlarken itidali tavsiye ettiler, halbuki devletin otoritesi gösterilmeliydi.
b- bazı yazarlar aman kışla AVM deyip de liberalleri ve saf destekçileri keskin muhalefete itmeyin.
c- aman sol örgütlere dikkat edin. Daha Ergenekon bitmedi.
Bu arada polise verilen emir var ve olayların çığırından çıkması var. Turnusol kağıdı gibi bu ani durumda cemaat yazarları eski nasihatlerin yanında linç edilmeye çalışılan polise sahip çıktı. Ak parti iktidarı döneminde nemalanan bir kesim hem cemaate hem de polise saldırmaya olayları cemaate yıkmaya çalıştı.
Gezi ateşi Türkiye'yi sardığında Önemli siyasiler makul tavır takınırken cemaat de tavrını korudu. Çapul kavramı ciddi tepki toplayınca onu kullanmamayı salık verdi. Bu sefer bu tutum eleştirildi. Bizzat Fethullah Gülen Hocaefendi 'den açıklama bekleyenler açıklamaları alınca bu sefer de ne hakla açıklama yapar kendini ne sanıyor gibi terbiyesiz üslup çokça tüketildi.
Polis provakatörleri tespit edip tutukladı savcı mahkemeler serbest bıraktı. fatura cemaate çıkarıldı.
Peki kimler tarafından İktidara dost görünüp farklı hesaplar içine giren kişiler tarafından. Kısacası cemaat ağzıyla kuş tutsa leke gelip yapışmaya devam etti.
Sadede gelelim yazısında Geziye de değinen yazarımıza göre tartışılmaz doğru cemaatin geziyi desteklediğiydi. Hani sözünü ettiği "Cemaatin Yahudi destekçisi fikirleriyle başka nasıl olacaktı ki?" Mantıksızlığın mantığı bir yana bu tartışıldı durdu.
ŞİMDİİİ
Peki hiç düşünülmedi mi cemaat neden böyle bir işin içinde olsun? Öyle ya menfaati neydi  ve tuzu ne kadar kuruydu? Cemaat aynı tarihlerde dünya genelinde öğrenci kitlesi  getirecek bunlar Ülkelerin ekabir çocukları olacak ve hassasiyet bir yana  anarşi içinde Türkiye  o ülkelerde nasıl izlenmiş? nasıl takdim edilmiş?.
nerdesin akıl?
herkesin yüreğini ağzına getirecek olaylar can mal güvenliğini tehdit edecek  olaylar sağda solda yurtları okulları taşlanacak olan  cemaat bu kadar mı akılsız? Ahh  sayın yazar o günlerde jilet üstünde uyuyan bir cemaatin dilinde dualar eksik olmadı. Sağa sola aman dua olaylar son bulsun gece gündüz dua  dua dua.  Ve olaylar bitti gitti. Başbakan olimpiyat stadında o can alıcı konuşmasını yaptı ve bir sayfa kapandı. 
Ama sana göre onların duası ne olacak ki canım. Zaten Yahudi dostular.
 Yazınızda Başbakanla cemaatin karşı karşıya olduğunu ve tertiplenen gezi olayını cemaatin desteklediğini gizli açık seçik bir şekilde vurgulayan siz cemaatin genel  Yahudi görüşünün değiştiğini  ve bu amaçla iç ve dış olayları aktörleri bunun üzerinde değerlendirmeniz devam ediyor.
Hani diyorsunuz ya desteklediler o yazıları tam verseniz insanlar da istifade etse olmaz mı. Mesela link verseniz. Hem de arşivlik link.  Neyse ki ülkemizde internet her yere  gitmiş ve tvler, gazeteler günlük neşriyatta buna da ihtiyaç duymayacak kadar halı altına süpürmeleriniz işe yaramayacak.  Pardon 80 milyon vatandaşımızın çoğu sizin kadar akılı olmadıkları gibi değerlendirmelerde de sakatlık yaşayabilirler. Siz de zaten onun için varsınız. Canım zaten siz hoca efendiyi  bile beğenmiyordunuz değil mi? sonra nerde kalmış cemaati ve T.C vatandaşlarının bilinci?
bu arada dikkatimi çekti sizin yazınızın altına biri yorum yazmış
Klik taassubu
26/08/2013, 10:12
( Selman )
Ümit bey Atom ve Big Beng'in de yazarıdır; bu yazıların da yazarıdır. Tıpkı Üstad'ı gibi. Üstad Tabiat, Ayetu'l-Kübra ve Elhüccetu'z-Zehra'nın da yazarı, Hücumat-ı Sitte, Es'ile-i Sitte ve Huttuvvat-ı Sitte'nin de yazarıdır. Gırtlağına kadar siyasete batmış sözde imancıların, Ümit Bey'den önce kendilerine sormaları gerekmez mi? "Biz nerede hata ediyoruz?" özeleştirisini yapmaları daha elzem...

Ben bu risaleleri Üstadın yazdığını sanıyordum. ya aşırı muhabbet ya da mübarek tahtınızın tebşiratına tanık oluyoruz.
Devamında diyorsunuz ki "Meselenin alarm veren tarafı sadece bir cemaat yönetiminin İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş olması değil; bu rolün artık kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle tarafından da benimsenmiş olması...."
Ümit bey dış politikayla Yahudilerle kafayı o kadar bozmuşsunuz ki yeni yeni kavramlarla bizi tanıştırıyorsunuz.  Sormak lazım maslahatgüzarlık nedir? Bu görev  tek kişiye verilmiyor muydu? Hani diyorsunuz ya;  " cemaat yönetimi.. İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş.. " Sormak lazım kimlere ve nerelerde verilmiş? bildiğim kadarıyla Türkiye'de bir tane var o da Yahudi. sonra diğer ülkelerde elçiler var maslahatgüzar yok.
O zaman bu kavram yanlışlıkla mı kullanıldı? siz kavramı boş verin de ne demek istediğinizi açıklayın. Sonra birileri sizi referans gösterip Cemaate maslahatgüzarlar cemaati der ve biri de aslını söyler sizi de mahcup eder.
Sahi yazınızın üst tarafı okunduğunda bilinen bir bilgiden hareketle mi yazdınız? Şu ana kadar  yazdığınızı anlıyorduk da bu kadarı da değildi tabi. Ümit bey öyle değil de cemaate doğrudan diaspora Yahudileri,  gizli kavim falan deseydiniz ya. Hani Musa'nın çocukları falan daha aydınlatıcı olmaz mıydı? Kavram kargaşasına neden girdiniz ki? Size tavsiyem bundan sonra kaybolmuş Yahudi kavmi deyin. Komik ama işi kurtarır.
Hem sizi bir külfetten de kurtarmış oluruz. Efendim kimliğimizde -kimse duymasın - Müslüman yazıyor.  Hani Müslüman'a  ve cemaat kişiliğine söylediğiniz iftira ise helallik meseleleri devreye girer falan.  Sonra vatandaşlar sorar biri de es kazara Müslüman olduğumuzu falan söylerse -hani biz bilmeyiz ve anlamayız da - olur ya anlayan çıkar ve sizi suçlar. Ümit bey bu konu sizce önemsiz mi?
Devamında diyorsunuz; " Böyle bir davranışı vicdanlarında asla tasvip etmeyecek olan o kitle,"  Hayda bunlar da kim? Cemaat içinde böyleleri de varmış hayret. Ama kimler? kimler? Şimdi çıkarsama yapalım; cemaat yönetiminin İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş olanlar olamaz. Onlar yönetici Alem-i İslam için  alarm verdirecek kadar tehlikeli kişilerdi. Sahi kim bunlar? Gerçi yazınızın sonlarında bunların işaretlerini veriyorsunuz. oraya bakalım; " The Cemaat’in dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli ve fedakâr insanlardan meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de tanıdığımız ve sevdiğimiz pek çok kimse var." Çoğunluğu genç cemaatçiler. ".. asla tasvip etmeyecek.."lerine göre Ümit bey onlara bel bağlamış.
Ama yine ikna olamadık. Yukarıdaki satırlarda  yazdığınız " .. ki "Meselenin alarm veren tarafı sadece bir cemaat yönetiminin İslâm âleminde İsrail için maslahatgüzarlık rolünü üstlenmiş olması değil; bu rolün artık kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle"  diyerek yöneticiler yanında " hatırı sayılır bir kitle " den söz ediyorsunuz. Bu başka bir kitle mi? bir satırınızı "" Böyle bir davranışı vicdanlarında asla tasvip etmeyecek olan o kitle,"   bir satırınızı  " bu rolün artık kanıksanmış, hattâ hatırı sayılır bir kitle tarafından da benimsenmiş" olarak veriyorsunuz.
Sonra " The Cemaat’in dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli ve fedakâr insanlardan meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de tanıdığımız ve sevdiğimiz pek çok kimse var." diyorsunuz neyse bu bilgi sizde mahfuz. Alın size 20. yy çetelesi. Bunu 28 Şubatçılar bile yapamaz.
Doğrusu kitle verilen rolü benimsemiş kitle mi yoksa vicdanında asla kabul etmeyecek kitle mi? Nedir? Eğer ikincisi ise, iyiye alamet. Demek Yahudi görüşlerine hizmet eden bir cemaatin içine sızmış Yahudi'ye bile tahkiye yapan Müslümanlarımız var. Hem de umudu kestiğimiz yerden. Çok şükür.  Sonra akıl gelip sorgulamak ister ama akla sıra daha gelmedi.
Devam edelim.  Ümit bey diyor ki ama o vicdanlı topluluk var ya onlardan da ümitsizim. Satırlarından devam "...aynı tavrı the Cemaat’in önderinde ve organlarında gördüğü zaman, hiç sorgusuz bir şekilde bunu kabullenebiliyor, hattâ onlardan bir kısmı bu hareketlerin yaman bir savunucusu  olarak ortaya çıkıyor ve kendilerini tenkit eden Müslüman kardeşlerine karşı kılıç sallayabiliyor." ee ne oldu hani vicdanlarında asla tasvip etmiyorlardı? Nerdeee onlar ki  sorgusuz sualsiz kabul eden kişiler ve " kendilerini tenkit eden Müslüman kardeşlerine karşı kılıç sallayabiliyor."  Alın size terörist bir örgüt pardon cemaat.
The cemaat yavaş yavaş gerçek kimliğin vuzuha çıkıyor. Ama sana isim bulalım önce " SİLAHLI YAHUDİ MASLAHATGÜZARLAR CEMAATİ"  Nasıl isim uydu mu? Ama içlerinde kandırılmış olanlar da var. Onlar saf kişiler ama en tehlikelileri onlar. Sakın sırtınızı onlara dönmeyin. Vururlar valla. Nerden mi biliyorum? Ümit bey sayesinde. ".. hareketlerin yaman bir savunucusu  olarak ortaya çıkıyor ve kendilerini tenkit eden Müslüman kardeşlerine karşı kılıç salabiliyorlar.."
Hem de Yahudilerin "maslahatgüzar heyeti " gibi çalışan örgüt. Hey Allahım nelere kadirsin? Türkiye elden gitmişte vatandaşın haberi yok. Bir yazarımız sağ olsun ortaya çıktı da Yahudi bir örgütü deşifre etti.
Hem de ne örgüt? bir şeyler yapıyorlar yazıyorlar konuşuyorlar ve Müslüman da görünüyorlar ama biri onları eleştirince hemmen o dakikada elleri silaha ilk işleri Müslümanları katle gidiyor. bunların şerrinden Allah korusun devleti. Ümit bey olmasaydı zor tespit edilirlerdi ama feraset işte. PKK kılıklı, Sisi kılıklı, haçlı kılıklı, Rus kılıklı, Budist kılıklı, Şebiha kılıklı her yerde Müslümanların kanını oluk oluk akıtan bu tehlikeli cemaat. Sakın bunu kimseye söyleme ha. ne olur ne olmaz?
Kıymetli yazarımızın tespitleri mi kendinden menkul yorumları mı devam ediyor. Ne diyor; "The Cemaat, en sonunda, Kur’ân’ın Yahudileri suçlamadığı iddiasını açıkça dillendirecek ve Siyonizme dokunulmazlık kazandıracak bir merhaleye gelmiş bulunuyor."  Ve yazarımız bunu açık seçik gözlemlemiş. Ama durun daha bitmedi. Turpun büyüğü heybede " Bizim değerlerimizi dünyaya taşımak gibi bir iddianın sahipleri, şimdi bunun tam tersini yapıyor ve başkalarının değerlerini bize yudum yudum içiriyor... " lar. Yazarımızın cemaatin içte bu hain pozisyonunu nasıl deşifre ettiğini gördük. Şimdi ise sıra dünyaya geliyor. Hazırlan dünya aydınlanma sırası sende.
Sonrasında ise malum-u ilam cemaat dışa da açılmış ya ha sözü oraya getirmekte. "..dayansın ehli kubur" dercesine bütün Türkiye'ye ve dünyaya seslenmekte. Cemaatin size getirdiği değerler bizim değil Yahudilerindir.
Soru cemaat dünyaya ne taşıdı siz ne kadarına vakıfsınız? Öyle ya sorulmayacak mı? cevap şöyle mi olacak; efendim teferruatına vakıf değilim ama Yahudi değerlerini Siyonizmi taşıyor. Yapma yav peki nelerdir onlar? Halbuki biz farklı biliyorduk. Mesela Ruslar ılmlı sinsi müslüman, İran planlı Sünniler, Arabistan Vahhabi düşmanı, PKK Kürt çocuklarını asimile eden faşistler, Yahudiler nurcu, Neokonlar laiklik düşmanı vs.
Ama siz dünyaya diyorsunuz ki bunların hepsi yalan onlar Siyonizm'in bilmem neyi. Yahudi neden düşman sonra dostları içte ve dışta bir Allahın kulu neden öyle düşünmüyor. Olimpiyatlarda ağlayanlar sızlayanlar başı örtülü örtüsüz onlar neden farkına varamadı? Siz ne okudunuz da yanılmadınız? Hani RNK ise onların içinde de çok okuyanlar var. Neden onlar değil de siz? Başbakan, bakanlar, cumhurbaşkanı  değil de siz. Neden? Çok mu derin alimsiniz ve süper zekasınız? Haydi Fethullah Gülen Hocaefendi 'den bile ileri  bilginiz var ve planları deşifre ettiniz, anladık ama diğerleri ülke idarecileri. Kendilerine her daim istihbarat akıyor. Onlar da mı anlamadı?
Devamında diyorsunuz ki; "Yoksa bu, artık bir kısım insanların her şeyi kabul edebilecek hale gelmiş olmasına güvenerek atılmış bir adım mıdır? Eğer böyleyse, yıllardır sürüp giden bir aşındırma faaliyetinin arkasında profesyonel bir mühendisliğin yattığından kuşkulanmak için yeteri kadar sebep var demektir." Eh kurbağa ılık sudan zamanında çıkacaktı. Artık geç. Dur bir dakika siz kurbağa haşlanmadan yetiştiniz ya. Alın bir süper kahramanlık daha
Ümit bey büsbütün de ümitsiz değilsiniz.  Aşağıya aldığım satırlar sizin. " The Cemaat’in dayandığı tabanın büyük çoğunluk itibarıyla iyi niyetli ve fedakâr insanlardan meydana geldiğini biliyoruz. Onların arasında bizim de tanıdığımız ve sevdiğimiz pek çok kimse var..." Buradan keserek soralım; yukarıdaki değerlendirmelerinizi boşa çıkarır bu yeni değerlendirmeleriniz sizin yazı yazma amacınızı ortaya koyuyor mu? Mesela
1- bunları kurtarma,
2-  haşlanmamış bu kurbağalardan halen daha yeşil üretme,
3- tersinden fitne girişiminiz. cemaati parçalama
Devamını biraz da yorulduğum için satırlarınızdan alarak kapatalım; "Fakat onların da artık kendi üzerlerinde oynanan oyunları anlamaları için zaman gelmiştir. Bu saf ve samimî insanlar, lütfen, kendi içlerinde bir muhasebeye yönelsinler ve cemaate mensubiyetlerinden bu yana şeâir-i İslâmiye ile ilgili hassasiyetlerinin nasıl bir seyir takip ettiğini düşünsünler. " sizin soru çift taraflı bıçak gibidir. size de dönecek kıvamda keskindir. mesela demezler mi tanıdığımız Ümit şimşek nerelere çakıyor ne mesajlarla? ama sorudur bu soruldu.
Sizin satırlarınız "Aslında bu kadarına da ihtiyaç yok; sadece şu soruyu sorsunlar kendilerine: Yahudilik, İsrail ve Siyonizm üzerine bugün söylenen bu sözleri bundan on sene önce işitseniz ne tepki verirdiniz? Daha doğrusu, bu sözleri bundan on sene önce kimse söyleyebilir miydi? Evvelce söylenemeyen bu sözlerin şimdi rahatça söylenebilir hale gelmesi kime ve neye hizmettir?" evet cevap veriyorum daha önce bizi böyle suçlamayan kişiler neden suçluyor. cevabı iki dünyada alına.
Son sözü ustad söylesin.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Hutuvat-ı Sitte’de işaret ettiği “Hile ve fitne,perde altında kaldıkça tesir eder,Zahire çıkmakla iflas eder,kuvveti söner” kaidesince bazı gerçekleri yazma ihtiyacı hissettim.
Sahi bu makaleyi neden yazdınız.
SUAT GÜVEN
SİYASET BİLİM UZMANI

Hiç yorum yok: