Powered By Blogger

29 Ağustos 2011 Pazartesi

önder aytaçtan bir alıntı

27 Nisan muhtırasını kim(ler) yazdı?
27 Nisan muhtırasını kim(ler) yazdı?
Makale benim değil. Kendisine çok önem verdiğim ve değerlendirmelerinden yararlandığım bir dostuma ait. Ancak bu dostum, ne tanınmaktan, ne de yaptığı işin dışında sosyal bilimler ve politika gibi konularda adının geçmesini istemiyor.

Ben de bu makale benim diyerek yazabilirdim ki, bana kendisi de bu konuda elbette bunu yapabilirsin diyerek onay verdi. Buna benim etik anlayışım ve akademik yaklaşımım uymadığı için alıntı yaptığımı ifade ediyor ve sizi yazılanlarla baş başa bırakıyorum.

Amma da uçuk kaçık şeyler diyerek, okumaktan vaz geçebilirsiniz. Ya da okumaya devam edip, bilgi dağarcığınızı geliştirebilirsiniz. Ben ikinci seçeneği uyguladım ve bundan da çok memnunum. İyi ki bu makaleyi okumuş ve iyi ki de sizinle paylaşıyorum…

GİRİŞ Mİ?
‘…E-muhtıra olarak da meşhur olan 27 Nisan muhtırası üzerine bugüne pek çok spekülasyon yapıldı.

Muhtırayı aslında Yaşar Büyükanıt’ın yazmadığı; o dönem Genelkurmay II. Başkanı olan Ergin Saygun’un veya Kara Kuvvetleri Komutanı olan İlker Başbuğ’un yazdığı ve kendisinden haberli veya habersiz olarak internet sitesine koydukları; veya bir akademisyenin yazıp getirdiği ve Yaşar Büyükanıt ile (veya gene diğer Orgenerallerden biri ile) beraber internet sitesine koydukları gibi enva-i çeşit iddia ortaya atıldı. Bunun yanında sayfanın kaynak kodundaki (source code) META DATA’lar içinde "Kara Kuvvetleri Komutanlığı" ibaresinin göründüğünü ama sonradan bunun silinerek düzeltildiğini iddia edenler de oldu.

Yaşar Büyükanıt’ın televizyona çıkıp açıkça "Ben yazdım." demesi haricinde bu iddialardan herhangi birini teyid edebilen ya da belgeleyebilen çıkmadı. Ben de bir vatandaş olarak kendi araştırmamı kendim yapayım dedim.

Sonucu doğrudan yazıyorum. Merak eden yazının devamını da inceleyebilir.
%99.9 kesin olan şudur: Muhtıra Büyükanıt’ın katkısı olmadan hazırlanmamış ve onun bilgisi haricinde verilmemiştir. Büyükanıt da muhtırayı yazarken %90 TSK içinden ve/veya dışından yardım almıştır.

METODOLOJİ (Değerlendirmede kullandığım sistematiği merak etmeyenler ve sıkılacağını hissedenler bu kısmı atlayarak doğrudan SONUÇ kısmına geçebilir):
XXX

Her ne kadar pek fazla bilinmese de, bir yazının karakteristiği de bir insanın el yazısı gibidir. Nasıl ki milyarlarca insanın parmak izleri birbirinden ayrı yaratılmışsa, nasıl ki iki insanın imzası birbirine benzemiyorsa, yazı veya konuşma karakteristikleri de öyledir. Bu konuda bir bilim var mıdır veya daha önce bir yazının kime ait olduğunu kapsamlıca araştırmak gerekmiş midir bilemiyorum. Belki istihbarat servisleri imzasız mektupları veya şantaj-tehdit vb. yazılar için bu tarz bir metod kullanıyordur. Ama bu makaleden sonra bu tarz bir değerlendirmenin yapılabilir olduğunun kabul edileceği kanaatindeyim...

Bir kelimeyi 8 harfle sınırlasanız, 29 harf kullanarak yazabileceğiniz kelime sayısı 1 trilyon civarında olur. Bu kadar kelime de, bütün kelimeleri farklı olacak şekilde 100bin kelimeden oluşan 10 milyon farklı dil oluşturmaya yeter. Bir sayfayı rastgele karakterlerle doldursanız, yazılabilecek farklı sayfa sayısı kâinattaki atomların adedi kabul edilen 10^80’den fazladır.

Normalde bir insan derdini 5bin kelime ile anlatabilecekken, İngilizce gibi bir dilde 1 milyondan fazla kelime olması, farklı kelime tamlamaları ile anlatılabilecek ibareler için tek kelime kullanılması ile açıklanabilir. Bunun yanında bazen ufak nüanslarla birbirinden ayrılan, bazen de tamamen aynı anlama gelen binlerce kelime vardır. Bir insanın konuşurken veya yazarken derdini anlatmak için seçebileceği kelime dizeleri ve bu kelimeleri yan yana getirme üslubu, dünyadaki tüm insanlar için farklı olabilecek kadar geniştir.

Misal normalden büyük bir adam gören birisi bunu "iri yarı", "dev", "izbandut", "ayı gibi", "öküz gibi", "shaq o’neil kadar iri" gibi belki 100 farklı şekilde anlatabilir. Örnek vereceğini ifade edeceği zaman, "misal", "mesela", "örneğin", "örnek vermek gerekirse", "farz edelim", "farz-ı muhal", "atıyorum", "diyelim ki".. gibi 100 farklı kelime öbeği kullanabilir. Böyle iki farklı ibareyi yan yana getirseniz, "atıyorum dev gibi bir adamla karşılaşsan.." tarzı bir ifadeyi belki 10bin farklı şekilde yazabilirsiniz..

Her birinin sadece 1 adet eş anlamlısı bulunan 20 farklı kelimeyi "küçük otomobil" ve "ufak araba" gibi farklı şekillerde kullanacak olsanız, karşınıza 1,048,576 adet kombinasyon çıkar. 100bin kelimelik bir dilde, 15 kelime ile kurulabilecek farklı cümlelerin sayısı, bırakın dünyadaki tüm sayfaları ya da hard diskleri, dünyanın tüm atomlarını birer hard disk yapsanız, onun bile içine sığmayacak kadar fazla olur.

Özetle, 27 Nisan Muhtırası 594 adet kelimeden oluşuyordu... Bu kadar kelime kullanacağınız bir yazıda, o yazıda anlatılmak istenen ifadeyi belki 1 milyar farklı şekilde yazabilirsiniz...
O yüzden her insanın günlük hayatta kullandığı kelime haznesi hem sayı olarak, hem de içerik olarak birbirinden farklıdır ve o insan için bir nevi imza gibidir. Tabi ki ortak çok fazla yön vardır ama, ayırt edici yönleri iki farklı üslubu ayırmaya yeter. Örneğin kelime kullanım frekansları kişiden kişiye değişir. "Husus" kelimesini kimi insan 5000 kelimede bir kullanırken, kimi 500 kelimede bir kullanabilir, kimi de hiç kullanmaz, onun yerine "durum" veya "nokta" gibi farklı bir ifade kullanır. 2004’ten beri görev yapmış 4 Genelkurmay Başkanı arasında "hakikaten" kelimesini tek bir tanesi kullanırken, aynı general "gerçekten" kelimesini de diğerlerine göre 10 kat sıklıkla kullanabilir.

Bunun yanında bir insanın karakteri de konuşma veya yazma üslubuna yansır. "Sizi temin ederim ki", "Emin olun", "Şunu çok iyi bilin" tarzı ifadeler hem birbirinden farklıdır, hem de kendine güveni az olan veya söylediği şeyin karşısındaki kişi tarafından doğru kabul edilmeyeceğini düşünen, sözlerine "hadi canım sen de" gibi tepkiler almaya alışmış birinin üslubu olabilir. "Şundan eminim" gibi bir ifade ise, kendine güvenen ve söylediği sözün karşı tarafta bir ağırlığı olduğuna inandığı için güven unsuru olarak kendi şahsiyetini öne süren bir karakteri gösterebilir...

Bunun yanında insanın düşünce sistematiği ve değerleri de bir yazıya yansır. "İnşallah", "Allah izin verirse", "kısmetse", "nasipse" gibi ifadeler bir insanın bir tür kader inancına sahip olduğunu gösterebilir. Bu inancı olmayan birisi ya bu ifadeleri hiç kullanmaz veya kulak alışkanlığından ötürü kullansa bile frekansı diğerlerinden çok daha düşük olur.

Bunun dışında ortalama bir cümlede kullanılan kelime sayısı da insandan insana farklılık gösterir ve o insanın hafıza yapısına veya ifade sistematiğine veya düşünceleri yan yana dizebilme yeteneğine de işaret edebilir. Sıradan bir insan cümle başına 10 kelime kullanırken, usta bir edebiyatçı 25 kelime kullanabilir. Ama bunun tam tersi, derdini anlatama zorluğu çeken sıradan bir insan uzun cümleler kurarken, derdini herkesin rahatça anlaması için kısa cümleler kuran bir edebiyatçı da olabilir. Ama her halükarda bu oran da kişiden kişiye, konudan konuya farklılık gösterir ve ayırt edici bir özellik olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca kullanılan kelime türleri ve buna bağlı olarak kelimelerdeki ortalama harf sayısı da kişiden kişiye değişebilir. Bu da Osmanlıca-Öz Türkçe kelime kullanımı farkından, "ile" bağlaçlarını bağlamaktan ve sair sebeplerden olur. Değerlendirilen generaller arasında Başbuğ ortalama 6,80 harf/kelime kullanmışken, Koşaner 7,25 harf/kelime kullanmıştır. Lakin muhtıra metninin kısalığından bu husus değerlendirmemde bir unsur olmayacaktır.

Bunların dışında gramer yapısı da kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin bağlaçları kullanma frekansı ve kullanılan bağlaçlar gibi. Kimi insan 20 kelimede bir "ve" kullanırken, kimi 15, kimi de 35 kelimede bir kullanabilir. Kimi insan daha çok "ya da" bağlacını, kimisi daha çok "veya" kullanabilir.

Bütün bunları birlikte değerlendirerek, 27 Nisan e-muhtırası metni ile Genelkurmay Sitesinde ve bir miktar sağda solda bulabildiğim General konuşma metinlerini kıyasladım. Lakin muhtıra metni her ne kadar yukarıda saydığım bazı noktalar için ayırt edici uzunlukta olsa da, çoğu istatistiksel frekans analizi için kısa sayılabilir. O yüzden frekans değerlendirmesi kısmı "yüksek bir ihtimal"i göstermekten öteye gidemeyecektir. Bulabildiğim veri kümesini (Veri Kümesi: - 66.000 Kelime Başbuğ, 30.000 kelime Özkök, 21.000 kelime Büyükanıt, 4300 kelime Koşaner ve 4100 kelime Saygun = Toplam 125.000 kelime) kullanarak yaptığım değerlendirme şu şekildedir:
XXX

DEĞERLENDİRME  NASIL OLACAK - KRİTİK CÜMLE NEDİR?:
27 Nisan:
"Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir."
Generaller arasında bu ibareyi kullanan tek kişi Yaşar Büyükanıt’tır ve 28 Ağustos 2006 Genelkurmay Başkanlığı Devir Teslim Töreninde bu cümleyi aynen kullanmıştır.

Başka hiçbir general bu ibareyi bu şekilde kullanmadığı gibi, tüm dünyada bu ifadeyi benzer şekilde kullanan 5-10 kişi dahi yoktur. İnternetteki yaklaşık 20 milyar sayfa içerisinde bu ifadenin geçtiği sayfaların neredeyse tamamı muhtıra metnidir. Bunun dışında (e-muhtıra metni ve o metin kullanılarak yazılan yazılar hariç) benim bulabildiğim sadece 5 istisna var, onlar da şunlar:

1. Yaşar Büyükanıt, 28.08.2006 GKB Devir Teslim Töreni
2. Vecdi Gönül, 20 Kasım 2007, Genel Kurulda
3. Mustafa Sarnıç, Gümülcine Başkonsolosu, İskeçe Türk Gecesi, 17.12.2008
4. ozlemmis rumuzlu bir kullanıcı, tarkan fan sitesi, 27.10.2009
5. yuzyillardir akan cesme rumuzlu bir kullanıcı, eksisozluk, 31.05.2010

Görüldüğü üzere bu ibareyi e-muhtıradan önce kullanan tek kişi de Yaşar Büyükanıt’tır ve diğerleri de bu kadar meşhur olan bir cümlenin bilinç altına etkisi ile aynı ibareyi kullanmış olabilirler.

(Bu arada bu ifadenin daha kısa versiyonu olan "şüphesinin olmaması gerekir" ibaresinin ilginç bir şekilde göçmenlere özgü olduğu görünüyor. Bunun sebebini anlayabilmiş değilim.)

"Şüphe" kelimesinin bu manaya gelen ibarelerdeki ("şüphesiz ki", "hiç şüphe yok ki", "şüphesiz" kullanımları hariç) kullanımı ise son 3 Genelkurmay Başkanında şöyledir:

Büyükanıt: "bundan kimsenin şüphesi olmaması gerekir", "..dan kimsenin şüphesi olmaması gerekir", "hiç kimsenin şüphesi olmasın", "bundan kimsenin şüphesi olmasın",

Başbuğ: 7 defa "Bundan kimsenin şüphesi olmasın", "Bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın", 2 defa "en ufak bir şüphe yok"

Özkök: "Şüphe duymaya hiç gerek yok ki"

Metinlerden görülebileceği üzere, Başbuğ’un bu noktadaki ifadeleri kesinlik ve kendine güven belirtirken, Büyükanıt’ın ifadeleri bazen kesinlik, bazen de tereddüt içermektedir. Büyükanıt’ın temkinli yapısı ile Başbuğ’un gözü pek yapısı da kıyaslanırsa, bu durumun paşaların karakter yapılarına da uygun olduğu görülebilir.

Bu metodun bir geçerliliği yoktur diyorsanız ve kendiniz test etmek isterseniz; "farklı kelime öbeği kullanabilir", "bırakın dünyadaki tüm sayfaları", "konuşma veya yazma üslubuna" vs. gibi bu sayfada geçen 4’lü kelime öbeklerinden çok standart olmayan belki 50 tanesini veya 2’li veya 3’lü kelime öbeklerini en az ikişer adet beraber olmak üzere (örn. "yazma üslubu", "kelime öbeği") "girip internette arayınız (ararken kelime dizisini aynen bulmak için tırnak işaretlerini aynen içermeniz gerekir). 20 milyar sayfada bulunan trilyonlarca cümle içinde sadece bu sayfada geçtiklerini de göreceksiniz. Farklı yazılarda geçen benzer kelime öbeklerini arayın. Eğer yazı özgün bir yazı ise, arama sonucunda sadece o yazının çıktığını göreceksiniz.

Dolayısıyla üslup imzası diye bir şey vardır ve hele kelime öbeği 3’ü geçtiği zaman parmak izi, ses izi, yüz, iris vs. kadar ayırt edici bir unsur haline gelir.

DEĞERLENDİRMEDE NELER OLACAK? - TALİ İBARELER NELERDİR?:
27 Nisan:
"Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür."

Büyükanıt: "bu örnekleri .... Çoğaltmamız mümkündür.", "Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.", "örnek vermek istiyorum", "pek çok örnek sayabilirsiniz", "somut örnek vereceğim", "örneklerle doludur",

Özkök: "En güzel örnektir", "örnek teşkil etmektedir", "örnek vermek gerekirse", "örnekleriyle doludur"

Başbuğ: "örnek vereyim", "örnek teşkil etmektedir", "örnekler vermek gerekirse"...

(Özkök çoğaltmak kelimesinin herhangi bir formunu bile kullanmamış. Başbuğ 2 defa kullanmış.)

27 Nisan: "İbret alınması gereken örnekleri ile doludur"
Büyükanıt: "ibret alınması gereken olaylarla doludur", "ibretle karşılanmaktadır."

Özkök, Başbuğ, Koşaner ve Saygun "ibret" kelimesini bile kullanmamış.

27 Nisan: "Siyasi bir söylem"
Büyükanıt: "Siyasi bir söylem", "demokratik söylem", "ortak söylem"

Başbuğ: "Şöyle bir söylem vardır"

27 Nisan:
"başta laiklik olmak üzere"

Özkök: "Başta laiklik olmak üzere"

Büyükanıt ve Başbuğ bu ibareyi laiklik kelimesi haricinde kelimelerle "başta ... üzere" şeklinde kullanmış.

27 Nisan:
"geniş bir yelpazeyi"

Özkök: 4 defa "geniş bir yelpaze"

Başbuğ: "geniş bir ... yelpazesi", "... yelpazesi çok geniştir", "geniş bir yelpazededir", "geniş bir ... ... yelpazesiyle"

Büyükanıt yelpaze kelimesini kullanmamış.

DEĞERLENDİRMELER NASIL OLUYOR? - DİĞER KELİME ve İBARELER NELERDİR?
27 Nisan: "aşındırmak", "bitmez tükenmez", "müşahede", "uygun ortam(lar)da"
Kimse kullanmamış.

27 Nisan: "niteliklerin korunması", "vahim", "kamuoyu baskı(lar)ı", "şaşırtıcı", "benzerlik", "anılan".

Sadece Başbuğ kullanmış. Lakin en geniş veri kümesi Başbuğ’un olduğu için ve kelimelerin frekansları da düşük olduğu için çok bir ayırt ediciliği yok.

27 Nisan: "açıkça ortaya", "kesin olarak"
Sadece Büyükanıt kullanmış.

DEĞERLENDİRME BİTTİ Mİ? – EKLER NELERDİR?:
Cümlelerde geçen ortalama kelime sayısı muhtırada 23. Bu rakam Koşaner’de 19, Özkök’de 18, Saygun’da 17, Büyükanıt’da 15 ve Başbuğ’da 13. Lakin üzerinde çalışılan bir metnin cümleleri uzar.. O yüzden bu da muhtıra için ayırt edici bir özellik olmaz.

Tüm konuşmalar için bağlaç, edat, sıfat ve sair kelimelerde ortak bir iz gözükmekte. Bu da muhtemelen TSK terminolojisi ile ve konuşmaları hazırlayan sekreteryanın aynı cümleleri birden fazla konuşmada klişe olarak kullanması ile alakalıdır...

SONUÇTA NELER SÖYLEYEBİLİRİZ?:
Eğer Abdullah Gül’ün adaylığı açıklandıktan sonraki 2 gün gibi kısa bir süre içerisinde hazırlanan bir muhtıra metninde "üslubun parmak izi olur da buradan muhtırayı kimin yazdığı anlaşılır" kaygısı ile hedef saptırma amaçlı bu kadar kapsamlı bir çalışma yapılmamışsa (ki benden başka kaç tane deli daha bunu düşünür bilmiyorum) vardığım sonuç şudur:

En az 4 farklı ayırt edici ibareyi tek kullanan Yaşar Büyükanıt olduğu için, bu muhtıranın yazımında Yaşar Büyükanıt kesinlikle bulunmuştur. Başbuğ ve/veya Saygun, Iğsız vb. generallerin yardım etmiş olma ihtimali de mevcuttur. Bunun dışında iddia edildiği gibi bir veya birden fazla akademisyenin etkisi veya katkısı olmuş da olabilir. Muhtırayı vermesi için Büyükanıt’a baskı yapmış da olabilirler. Kendisi astlarını toplayıp, fikir teatisinde bulunup, sonrasında beraber oturup yazıya dökmüş de olabilirler. Astları kendi aralarında muhtıra vermeye karar verip bir metin hazırlayarak Büyükanıt’a götürüp sunmuş, Büyükanıt da revize ederek yayınlamış da olabilir.

Ayrıca muhtıra metninin gramer yapısı, bağlaç, edat ve sıfat kullanım frekansları ve sayıları üzerine yaptığım kapsamlı bir çalışma da, muhtıra metninin diğer tüm konuşma metinlerine göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bunun yanında bu generallerin günlük kelime haznelerinde bulunmayan bazı kelimelerin varlığı ve üslupsal bazı farklılıklar da bu metnin ya ortaklaşa yazıldığı, ya da Büyükanıt’a dışarıdan birinin de katkıda bulunduğu izlenimini vermektedir.

%99.9 kesin olan şudur: Muhtıra Büyükanıt’ın katkısı olmadan hazırlanmamış ve onun bilgisi haricinde verilmemiştir. %90 da TSK içinden ve/veya dışından yardım almıştır.

(Lakin bu durumu başkalarına aktarması gerektiğinde, "Benim bilgim olmadan yaptılar" diyerek kendini temize çıkarmış olması da ihtimal dahilindedir. Bunların haricinde aynı yılın Şubat Ayında yaptığı bir ABD ziyaretinde iken arkasından Genelkurmay sitesine Putin’in NATO’ya ağır eleştiriler içeren bir yazısının tam metin olarak konması ve Büyükanıt geldikten sonra o yazının yayından kaldırılması gibi bir durum da söz konusudur. Ayrıca e-muhtıra metninin 4 Mayıs’taki Dolmabahçe görüşmesinin hemen ertesi günü "web sitesi yapılandırılması" bahanesi ile yayından kaldırılıp, muhtemelen 3-5 ay sonra geri konmuş olduğu da herkesin malumudur. Ama bütün bunlar muhtıranın Büyükanıt’ın dahli ve haberi olmadan yazıldığını göstermez, zira parmak izi orada durmaktadır.)…’

Durum iişte böyle... Bilmiyorum siz ne dersiniz? Ne düşünürsünüz?..

20 Ağustos 2011 Cumartesi

önde aytacın kck yazısı

KCK: gene KCK ve gene KCK

KCK: GENE KCK VE GENE KCK

Biz KCK’nin ne olduğunu anlatmaya çalıştıkça bir kısım çevrelerin haksız ve iğrenç saldırılarına maruz kalmıştık. Hem de alabildiğine acımasız ve hatta şiddete bile yönelme gösteren saldırılar.

Demek ki, KCK konusunu ortaya çıkarmakla çok önemli bir gerçeğe parmak basmışız. Demek ki, söylediklerimiz A’dan Z’ye kadar hepsinde de doğruları söylemişiz.

Daha önceden yazdığımız bu konudaki 2 değerlendirmemizi yeniden sizinle paylaşalım ve ‘Tehlikenin Farkında mısınız?’ diyelim istedik… Gerçekten de acaba bu tehlikenin farkında mısınız?..

İyi okumalar efendim!..

KCK GERÇEĞİ VE HEVALLER
1. KCK yapılanmasına sıradan insanların anlam vermesi gerçekten de çok güç. Sanki sadece illegal bir yapılanmaya gitmek amacıyla oluşturulmuş gibiler. Aslında KCK adı altından yapılan ve tartışılan konular, legal yapılanma olan BDP çatısı altında da gerçekleşebilirdi. KCK legal mi, illegaller mi onlar da kuşkulu.

2. KCK bağlamında “PKK’nin legalleşmeye çalışması” savunması da çok komik oluyor. Çünkü yapılanmada yer alanlara bakıyorsunuz, aranan ya da yasaklı kimse yok. Üstelik bir kısmı da zaten halkın seçilmiş temsilcileri. Öyle ise ısrarla ve özellikle bu illegalleşme çalışma / çabası niye? Bu konuda tek bir tatmin edici açıklama buluyorum kendi kendime. Yapılanma içinde bireylere duyulan güvensizlik nedeni ile aslında BDP’nin yapması gereken şeyleri; yani belediye başkanlarına, partililere, tabana yapılan yönlendirme ve emirler illegal bir yapı olarak örgütlenen KCK tarafından yerine getiriliyor.

3. Ancak komünist ve faşist bütün tek adama dayanan güçlü otoriter örgütlenmelerin esasında var olan; hiç kimseye güvenmeme ve herkesten birisini sorumlu tutma prensibi sanki KCK bağlamında da acımazsızca işliyor. Yani biri kitap yakmakla görevlendirilecek, diğeri kitabı yakanı kontrol etmekle, bir diğeri yakanı kontrol edeni kontrol etmekle ve diğeri… diye bu kısır döngüyü –sözde- ‘Atakürt’e kadar uzatabilirsiniz.

4. KCK tutanaklarından, içlerinde akıllı olan yerinde değerlendirmeler yapanların olduğunu da görüyoruz. Ancak yapılanmadaki en önemli unsurun, tek değerin yarı tanrı önderlik Abdullah Öcalan olduğu da aşikar.

5. KCK, PKK, BDP, TAK vb. gibi karşımızdaki yapılanma; ordusu, think-thank birimleri, devasa ekonomik kaynakları, halk içinde desteği, Avrupa’da ve ülke içinde yayın yapan televizyonları, gazeteleri, internet siteleri olan dev bir yapılanma. Yıllarca 3-5 eşkıya olarak görülen ve küçümsenen bu örgütlenme yapısının aslında tek yumuşak karnı “önderlikleri” ve ona olan sorgulanamaz bağlılıkları.

6. KCK yapısı aynı zamanda totaliter olmasından da kaynaklı dinamik bir yapılanma. Ve ne yazık ki hantal ve artık çağdışı kalmış devlet yapılanması bu güçle her alanda (silahlı ve siyasi) mücadele etmekte zorlanmakta. Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinden kalma milliyetçi refleksler ve statükocu tutumla bu sürecin yönetilmesi adeta olanaksız. Hatta ötesini söyleyelim. Bu yapılanma gündemi belirlemede, süreci yönetmede de maalesef ki devletin de çok önünde. Hükümet bu konuda örgütün hiç beklemediği adımlar atarak, inisiyatifi ele almalı. Aksi taktirde hükümetin “açılım politikaları” da KCK tarafından kendi kazanımları olarak lanse ediliyor.

7. KCK’nin hamlesini bekleyip, sonradan da o hamleye göre önlem almaya çalışmak yerine, insiyatif ele alınarak gündemi içişlerinin oluşturduğu somut adımlar atılmalı. İçişleri Bakanlığı, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü kendi hamlesini yapıp, planlarını uygulamalı.

8. Seçimlere kadar kalan kısa sürede de bazı hamleler yapılabilir. Örneğin öncelikli olarak mahkemelerde anadilde savunma yapmaya izin verilmesi, köy isimlerinin polemik konusu olmaktan çıkarılması, köylerde yapılacak referandumla benimseyecekleri isimlerin verilmesi, hiç beklenmedik bazı olumlu adımlar olacaktır. Yine bölgede hafta sonları ilk ve orta öğretim öğrencilerine okullarda ücretsiz Kürtçe kurslar açılması da hem bu çocukları sokaklardan alıkoyacak, hem de devletin halkı ile samimi ve sıcak kucaklaşması anlamına gelecektir.

9. TAK’ın PKK ile ilişkisi konusunda kamuoyunun kafası da bir hayli karışık. Bu konuda size net bir bilgi sunalım. TAK, PKK’nin yan kuruluşu bile değil, kendisidir. PKK, TAK’ın altında yer alan bir hiyerarşik yapıda, neredeyse 15. Sırada olan bir konumdadır.

10. Ancak son Taksim eylemi hücreler arasındaki anlık iletişim eksikliğinden kaynaklı taktik bir hata olabilir. Kısa süre önce; Van’da, İzmir’de ve Adana’da patlayıcı yüklü dolmuşlar polisler tarafından yakalandı. Ancak yakalanamayanlardan kaçı hedefine ulaştı bunu bilemiyoruz. Bu yakalananların tamamının polis tarafından yakalandığını, jandarma bölgesinde ise hiç yakalanan olmadığını da burada dikkatinize sunmakta yarar görüyoruz. Disbritörlüğünü PKK’nin yaptığı patlayıcılar, ana bayilerden biri olan “TAK’a ulaştıktan hemen sonra eylem yapılacaktır” gibi bir talimat söz konusu ise, malı teslim alan gereğini, tekrar sorma ihtiyacı duymadan yerine getirmiş ve bu arada üstlerini de zor durumda bırakmıştır.

11. Zaman zaman devletin çeşitli kademelerinde dile getirilen İmralı’yı pasifize ya da yok etme çabaları, mevcut durumu daha da kötüleştiriri. Öcalan’ın yokluğu uzun vadede halkın PKK desteğini bitirir ve örgüt liderlik çatışması ile birbirine düşer. Ancak böylesi bir durum, kısa vadede çok kanlı çatışmalara ve PKK’nın kontrolsüz iç çatışmalarla birkaç parçaya bölünmesine neden olur.

12. Bu durum da artık devletin veya hükümetin muhatap bulma şansını da ortadan kaldırır. Öcalan’ın halk arasında karşılığı vardır. “bi can, bi xwin, em bi terane ey serok”* sloganı Arapçadan Kürtçeye çevrilerek, Saddam’ın Irak’ından ödünç alınmış ve tıpkı diktatör Saddam gibi, Öcalan’ı da halk arasında mitleştirmenin sembolü olmuştur. Bu nedenle de hiç kimse Öcalan’a rağmen BDP ya da PKK içinde politika yapamaz ve hatta barınamaz. Bu durum PKK sorununda muhatap arayan devlet için bir avantajdır ve Yıldıray Ogur’un Meşhur Balıkçı’sının; “PKK’den ziyade, devlet ile Öcalan arasında bir anlaşmaya varıldı” sözü tam da mevcut durumu özetlemektedir. Devlet muhatabını net olarak tanımalıdır.

13. PKK karşıtı Kürt muhaliflerden İbrahim Güçlü; “PKK silah bırakmaz. Çünkü gücünü silahtan almaktadır. İdeolojilerine güvenleri yoktur” demektedir. Bu değerlendirme kısmen doğru olsa da, PKK’nin baskıcı, anti demokratik yöntemlerinden fazlaca etkilenmiş olmaları nedeniyle de biraz da ön yargılı bir söylemdir. PKK’nin silah bırakması, Öcalan’ı siyasi olarak güçlendirecektir. Ancak dağdaki diğer üst düzey yöneticiler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bu nedenle PKK’nin silah bırakması ve siyasallaşma çabaları ciddileşir, hükümet ve devletin de buna yaklaşımı netleşirse, işte o zaman PKK içinde “önderliğe” karşı çıkmalar, hatta bölünemeye gidecek fikir ayrılıkları ortaya çıkacaktır. İbrahim Güçlü’nün kast ettiği ideoloji zafiyeti ile taraftar yitirme sürecine ise ancak uzun vadede PKK tamamen silahsızlaşıp, Kürtler içinde sadece siyasi yapılanmayı öncelik haline getirirse söz konusu olabilir.

14. PKK, Cemaati rakip ve kendilerine yönelik tehdit olarak görmektedir. Onların boşlukları doldurmalarından, fakir Kürtlere hitap etmelerinden dolayı ‘cemaat’i kendileri için tehlikeli buluyorlar. Hareket karşısında kendilerini zaaf içinde görüyorlar ve diğer taraftan da onların çalışma tarzlarını kendi içlerinde de örnek gösteriyorlar. Devletin açılım adımları ile PKK’yı tasfiye etmesinden ve onun yerine komple ‘cemaati’ ikame korkuyorlar ki, mevcut durumda devlet değil de hükümet bunu çok arzu etse de bu çok mümkün değil. PKK siyasi anlamda da kendilerine güvensiz. Bu nedenle de askeri güçlerini aşırı abartıyorlar.

15. Öte yandan devletin Kürt Sorununun çözümüne ilişkin plansızlığının da farkındalar ve bundan faydalanarak gündemi kendileri belirliyorlar. Devleti de kendi yol haritalarına çekmeye çalışıyorlar. Siyasi olarak güçlenmek için farklı Kürt siyasi gruplarına hitap ederek, tabanlarını genişletmeye çalışarak yeni döneme hazırlanacaklar. Sıradan halk kitleleri ile ilişkilerini de kadın ve gençlik kolları aracılığı ile güçlendirecekler.

16. Hala AK Partinin sorunu çözme isteği ve gücünü sorguluyorlar. Diğer taraftan da yerel bazda AK Partili yöneticileri sindirme ve geri çekilmeleri için baskı uygulayacaklar. Önümüzdeki dönem “Serok’un” direktifleri doğrultusunda yeni bir parti kurma sürecini hızlandıracaklar. Amaçları batıda Türk solcularını da içine alacak bir yapılanmaya doğru gitmek. Aslında bunu başarmaları biraz zor. Ancak eğer başarabilirlerse ülke adına oldukça olumlu bir adım da olubilir.

17. DTK, KCK, BDP, gibi farklı yapılanmalar aralarında görev, yetki ve sorumluluk karmaşası yaratıyor. Bu yüzden ne olduğu, kim olduğu çok ta belli olmayan ve fakat KCK temsilcisi denilen birisi Selahattin Demirtaş’ı bir konuşmasından dolayı uyarabiliyor, ya da Osman Baydemir’e fırça atabiliyor. Doğrusu bu da eğlenceli bir hal! Kendi içlerinde özeleştiri diyorlar, ama aslında müthiş bir itiş-kalkış içinde yaşamaları söz konusu.

18. Açıkça anlaşılan durumlardan bir diğeri de, BDP’nin barış görüşmelerini yürüten siyasi organ olamayacağı gerçeği. Çünkü DTK’da, KCK’de, PKK’de kendini BDP’nin üstünde görüyor ve onların kararlarını bağlayıcı bulmayacaklarını ifade ediyorlar.

19. Kitleleri provoke etmede, yönlendirmede ve sürekli eylem haliyle ateşli ve canlı tutmada adeta uzman bir örgütsel yapıları mevcut. Bu yönlerini sürekli yenileyip, geliştirme çabası içindeler.

20. Örgüt içindeki yerel lider kadrosu sürekli eleştirilip, daha aktif pozisyon almaları sağlanıyor. En hafif hatalarında acımasız eleştirilere muhatap oluyorlar ki bu da örgütün dinamizmini pozitif yönde etkiliyor. Ancak öngörüler konusunda sıkıntıları var. Bu da ideolojik perspektiflerinin yetersizliğinden kaynaklı.

21. Son dönemde sivil toplum yapıları içerisinde örgütlülüklerinin yetersiz olduğunu fark ettiler. Bundan sonra bu alana ağırlık verecekler. Özellikle Batıdaki metropollerde Kürt nüfusa ulaşmak için yerel dernekleri ele geçirmeye yönelik çalışmalara ağırlık veriyorlar.

22. Belediyelerin ellerinde olduğu Kent Meclislerinin işlevsiz olduğunun farkındalar. Ancak bunun kendi tutumlarından kaynaklandığını göremiyorlar. Çünkü kendilerinin dışında hiç kimsenin eleştirilerine tahammülleri yok. Çok seslilik de benimseyebilecekleri bir şey değil.

23. Her ihtimale karşı barış görüşmeleri çıkmaza girer veya devlet hem dağda hem de şehir merkezlerinde onlara yönelik operasyonlara girişirse B planları hazır: Şehir ve dağlarda çatışmaları yapabileceklerin sayısını en üst düzeye yükseltmek / çıkartmak.

24. En komik yönleri ve aynı zamanda handikapları ise, “önderliklerini” anlamaya çalışma ve onun stratejilerine uygun taktikler geliştirme çabaları.

25. KCK ile ilgili başka değerlendirmelerimizde olacak.

* kanımızla, canımızla seninleyiz ey önder

22.12.10

-------------------------------------------------------------------

KCK: TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
Gelen mektubun orijinaline aynen sadık kalıyorum. Kalıyorum çünkü bizim yıllardır KCK ile ilgili söylediğimiz gerçekler, ete kemiğe büründürülmüş olarak şekillendirilerek bize gönderilmiş.

Biz de gelen bu bilgileri kamuoyu ile paylaşalım istedik. Paylaşalım ki, kör olan gözler KCK gerçeğini biraz daha net olarak anlayabilsin. KCK bağlamında; gaflet, dalalet ve hatta hıyanet olacak söylemlerden kendini kurtarabilsin.

Prof. Doğu Ergil ile birlikte Haber Türk de bir canlı yayın programa katıldık. Programda KCK yapılanması üzerine konuştuk. Programın bitiminden sonra eve geldiğimde, elektronik postama aşağıda hepsini de sizinle paylaşacağım şu e-mailin geldiğini gördüm.

Öncelikle e-mailin geldiği bilgileri sizinle paylaşayım: ‘…Kimden göktekin türk, kivuvu0987@gmail.com, kimederinderinbakis@gmail.com, tarih06 Kasım 2010 23:49
Konu önder aytaç'a, gönderen gmail.com, imzalayangmail.com, ayrıntıları gizle 06 Kas (2 gün önce), bu ihbar mektubunu okumanızı istedim. lütfen ilgili birimlere iletin...’ diyordu. Ben de bunu gerekli olan yerlerle paylaştım. Paylaştım ama kamuoyunla da bunun paylaşılmasının gerekliliğine inanıyordum. İşte bu nedenle de KCK ile ilgili değerlendirmeler bağlamında, tam da zamanı olduğu için, gelenleri ‘medya faresi’ aracılığıyla okuyucularımızla paylaşayım istedim. İsimlerin ve soyadların yalnızca baş harflerini yazıyorum. Orijinalinde isimler de tamdır.

TÜRKİYE KCK YÜRÜTMESİ

YÜRÜTME SÖZCÜLÜĞÜ: 5 KİŞİDEN OLUŞUR

1- K. (?): DÖNEM SÖZCÜSÜDÜR. BAŞKANLIK KONSEYİNE BAĞLI OLARAK DÖNEM PERSPEKTİFLERİ VE TALİMATLARI ÖNCELİKLE YÜRÜTMEYE, SÖZCÜLÜKTEKİ DİĞERLERİ ÜZERİNDEN İSE, İLGİLİ ALANLARA AKTARMAKTADIR. DTK KENDİSİNE BAĞLI OLARAK ÇALIŞMAKTADIR. DİYARBAKIR BDP İL BİNASINDA KONUMLANMAKTADIR. TÜM GÖRÜŞMELERİNİ VE ÇALIŞMALARINI ORADA SÜRDÜRMEKTEDİR.
2- A.D.: SÖZCÜLÜKTE SİYASİ ALAN SORUMLUSUDUR. G.K. İLE BİRLİKTE SİYASAL ALANDA ÇALIŞMAKTADIR. YANİ, BDP VE BELEDİYELERDEN BU İKİ KİŞİ SORUMLUDUR. 15 GÜNDE BİR EŞBAŞKANLAR, GRUP BAŞKANVEKİLLERİ VE ÖRGÜTLENME SORUMLUSU İLE BİRLİKTE TOPLANTI YAPARLAR VE ALANA İLİŞKİN TALİMATLARI VERİRLER. BELEDİYELERİ DE YEREL YÖNETİMLER KOMİSYONU ÜZERİNDEN DENETLERLER. BDP’NİN DÖNEM VE SÜREÇ POLİTİKALARI SİYASİ ALANDA TARTIŞILIR VE KARARA BAĞLANIR.
3- Z.K.: SÖZCÜLÜKTE KADIN VE SOSYAL ALAN MERKEZİNDEN SORUMLUDUR. DERNEKLER, SOSYAL FAALİYET YÜRÜTEN DİĞER KURUMLAR, EMEK YAPISI (KESK’E BAĞLI YURTSEVER EMEKÇİLER VE BAĞLI OLDUKLARI SENDİKALAR), KISMEN GENÇLİK FAALİYETİ GİBİ KURUM VE ALANLARDDAN SORUMLUDUR.
4- A.D.: SÖZCÜLÜKTE SANAT VE BİLİM MERKEZİNDEN SORUMLUDUR. İDEOLOJİK FAALİYETLER, AKADEMİLER, KÜLTÜR VE SANAT ÇALIŞMALARI, BASIN ÇALIŞMALARI BU KİŞİYE BAĞLIDIR. DERSİM ADLI Ş.G. (KANDİL GRUBUNDAN) BİRLİKTE ÇALIŞIR. KADRO EĞİTİMLERİNİ, BASIN POLİTİKASINI, KÜLTÜREL ÇALIŞMALARIN TÜMÜ BU KİŞİ ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLİR.
5- SERHILDAN İSMİNİ KULLANAN KİŞİ, KADIN KONTENJANINDAN SÖZCÜLÜĞE YENİ ATANMIŞTIR. RUKEN (M.K.) GÖREVDEN ALININCA YERİNE SERHILDAN GETİRİLDİ.

YÜRÜTME:
30 KİŞİDEN OLUŞUR ANCAK İHTİYACA GÖRE 35-40 ARASINDA BİR SAYIYA DA ULAŞILIR. TÜRKİYE ALAN ÖRGÜTÜDÜR VE EN ÜST KURUMDUR. TÜM SAHAYA İLİŞKİN KARARLAR, PERSPEKTİFLER BURADA ALINIR. YÜRÜTME ÜYELERİNİN HER BİRİ BİR İLDE GÖREV YAPAR VE BULUNDUKLARI YERDE EN ÜST DÜZEY YETKİYE SAHİPTİRLER. KENDİ ÇALIŞMA ALANLARIYLA İLGİLİ HER TÜRLÜ KARAR ALMA YETKİSİNE SAHİPTİRLER. YERELDEKİ TÜM EYLEMLER, ÖRGÜTSEL TÜM ÇALIŞMALAR BU KİŞİLER ARACILIĞIYLA YAPILIR. İL BAŞKANLARI, BELEDİYE BAŞKANLARI SADECE GÖRÜNTÜDÜR. ESAS KARAR SAHİBİ İRADE YÜRÜTME ÜYELERİDİR. TÜM BÖLGEDE BİR YÜRÜTME ÜYESİ BULUNUR. AYRICA, İSTANBUL, İZMİR GİBİ METROPOLLERDE GÖREV YAPARLAR. GENELDE 6 AYDA BİR ROTASYONA TABİ TUTULURLAR. A.R.Y, F.B., E., Ş., A. M., D., M. VS. YÜRÜTME ÜYELERİNDEN BAZILARIDIR.

YÜRÜTMEYE BAĞLI YEREL YÖNETİMLER KOMİSYONU EN ÖNEMLİ ÇALIŞMA ALANIDIR. A.K. VE G.C. KOMİSYONUN SÖZCÜLERİDİR VE YÜRÜTME DE TEMSİL EDİLİRLER. AYRICA, M.D., M.G., E., N., S.E. KOMİSYONUN DİĞER ÜYELERİDİRLER. O.B., Y.B., B.K. KOMİSYONUN BAŞKAN ÜYELERİDİRLER. İHALELER DIŞINDA BELEDİYENİN TÜM İŞLERİNDEN BU KOMİSYON SORUMLUDUR. ÖRÜTSEL YETKİ VE İNİSİYATİFE SAHİPTİRLER. BAŞKAN YARDIMCILARINI BLİRLEMEDEN İŞÇİ ALIMLARINA KADAR TÜM KARARLAR BU KOMİSYONUN ONAYINDAN GEÇER. SÖZCÜLÜKTEN A.D. VE KADIN SÖZCÜLERİNDEN G.K. BAĞLI OLARAK ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜRLER.

MALİYE:
SÖZCÜLÜKTEN SADECE A.D. İLE MUHATAP OLURLAR. BAŞKANLIK KONSEYİ İLE HUKUKLARI VARDIR. TÜRKİYE SAHASININ TÜM MALİ İŞLERİNİ YÜRÜTÜRLER. KOMİTENİN BAŞINDA Ç.B. VARDIR. M.K. (BELEDİYE İHALELERİNİ DÜZENLER), A.B.’UN (SİYASİ ALAN VE YÜRÜTMENİN HARCAMALARI KENDİSİNE BAĞLIDIR), M.C.D. (S. BÖLGE SORUMLUSUDUR), H. (?); (A. BÖLGE SORUMLSUDUR) KOMİTENİN BAŞLICA ÜYELERİDİR. PARA VE MAL ALIMI İLE İLGİLİ TEK SORUMLU BİRİMDİR.
HAMLE (SERHILDAN KOMİTESİ)

EYLEM VE ETKİNLİKLERİN KARARINI ALAN, İNİSİYATİFİ SONSUZ OLAN, K.’E BAĞLI OLARAK ÇALIŞAN EYLEM KOMİTESİDİR. FECRİYE BENEK, SEBAHAT ORAL, İBRAHİM KIZILKAYA KOMİTENİN ÜYELERİDİR. YÜRÜTMEDE DE TEMSİL EDİLİRLER.

BUNLARIN DŞINDA BASIN YAYIN KOMİTESİ (T.T.), KÜLTÜR VE SANAT KOMİTESİ (H. ?), ÖZGÜN KADIN YEREL YÖNETİMLER KOMİSYONU (G.K.), GENÇLİK SÖZCÜLÜĞÜ (Y.S., Z. (Z.K.) VE F.Ö. GENÇLİK KOMİTESİ SÖZCÜLERİDİR.

ALANLAR YADA KURUMLAR ARASI İLİŞKİLER HİYERARŞİKTİR VE RAPOR-TALİMAT SİSTEMİNE GÖRE İŞLETİLİR. YÜRÜTME İKİ AYDA BİR TOPLANIR VE DÖNEM PLANLAMAI YAPAR. HER TOPLANTI ÖNCESİ ALANLAR BİR ARAYA GELİR VE RAPORLARINI HAZIRLARLAR. YÜRÜTME TOPLANTILARINDAN SONRA DA SORUMLU OLUNAN ALANLARA GİDİLİR VE ALINAN KARARLAR UYGULANIR. YÜRÜTME TOPLNTILARINDA TUTANAK TUTULUR VE BAŞKANLIK KONSEYİNE GÖNDERİLİR. HER TOPLANTI ÖNCESİ BAŞKANLIK KONSEYİNİN MUTLAKA BİR PERSPEKTİFİ OLUR. NOTLAR GENELDE KURYE ARACILIĞI İLE GÖNDERİLİR.

Örnek:
Yürütme toplantısı
Tutanak:
A.R.: ÖNDERLİĞİN ZEHİRLEMESİNDEN SONRA GÖSTERİLEN TUTUM HAREKET TARAFINDAN MAHKUM EDİLMİŞTİ. SON YÖNELİMDEN SONRA HALKIN SERHILDANI GÖRKEMLİYDİ. TÜM GÜCÜMÜZÜ DE GÖSTERDİĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM. GÜÇLÜ BİR CEVAP VERİLDİ ÖNDERLİĞİ SAHİPLENME AÇISINDAN. SEÇİMLERDEN SONRA BAŞLAYAN SÜREÇ 17 KASIM OLARAK TANIMLANAN SÜREÇLE BİR PATLAMAYA DÖNÜŞTÜ. AKP’NİN ÇÖZÜM ADI ALTINDA GELİŞTİRDİĞİ AÇILIM DA DEŞİFRE OLDU. KLASİK İMHA İNKAR POLİTİKASINDA DEVLET İFLAS ETMİŞTİ. SİSTEM ESKİ TARZDA MEŞRUİYET KAZANAMAYACAĞINI GÖRDÜ. BAZI BAŞLIKLARDA AÇILIMA GİTTİ, KÜRDOLOJİ VS… BU BİRAZ KAFALARI KARIŞTIRDI. ÖNDERLİK BUNA MUDAHALE ETİİ. BARIŞ GRUPLARIYLA BİRLİKTE BU OYUNU BOZDU. TASFİYE SÜRECİ TERSİNE ÇEVRİLDİ. DEŞİFRE EDİLDİ. 17 KASIM DARBESİ DEDİ ÖNDERLİK. DTP KAPATILDI. DEVLET HER ALANA MÜDAHALE ETTİ. BUNU YETERİNCE ANLAMAYADIK. TANIMLAYAMADIK. DEVLET ARTIK 15 ŞUBATA KADAR BİR KARAR VERMEK DURUMUNDA. SÜREÇ NETLEŞMİŞTİR. ANCAK, ÖZELLİKLE OPERASYONLARA KARŞI TUTUMUMUZDA NETLİK YOKTU. EYLEMLERİ KESMEMİZ DOĞRU DEĞİLDİ. YETERSİZ DEĞERLENDİRME YAPTIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM. YÜRÜTMENİN BULUNDUĞU, MECLİSLERİN BULUNDUĞU ALANLARDA YAPILAN SEHILDANLAR DAHA GÖRKEMLİYDİ. BU TUTUMUMUZA SAHİP ÇIKMALIYIZ.

H.(DİVAN): TARTIŞMALARA KATKI OLSUN DİYE BAZI BAŞLIKLAR BELİRTMEK İSTİYORUM. SİYASAL ALANI YENİDEN YAPILANDIRMAK DURUMUNDAYIZ. ÖZELLİKLE TÜRKİYE PARTİSİ OLMA VURGUSU VAR ÖNDERLİK NOTLARINDA. ÇEŞİTLİ ÇEVRELERDEN BAHSEDİLİYOR. BU KONUDA SOMUT ÖNERİLER DE YAPILMALIDIR BU TOPLANTIDA. PARTİYE KATACAĞIMIZ ÇEVRE VE ŞAHSİYETLERLE HEDEFİMİZ NE OLACAK, NASIL ÇALIŞACAĞIZ? TARZ VE İLKELERİ TARTIŞMAMIZ GEREKİYOR. NASIL BİR PM, KONGRE, KİMLER OLMALI VB. TARTIŞMALARI SOMUT YAPMALIYIZ. KONGREYE İLİŞKİN KARAR VE FİKİR OLMALIDIR. SEÇİM TARTIŞMALARI DA VAR. BUNA GÖRE BİR HAZIRLIK İÇİNDE OLMALIYIZ. ÖRGÜTLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ HER YERDE.

Ş.: 90’LARDAN BU YANA ÇEŞİTLİ DÜZEYLERDE TASFİYE POLİTİKALARI UYGULANDI. SON SEÇİMLE BİRLİKTE YİNE BİR TASFİYE PLANI DEVREYE SOKULDU VE 14 NİSAN OPERASYONU OLDU. BUNUN ÜZERİNDEN BİR AÇILIM TARTIŞMASI BAŞLATILDI. KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ BENİM İDDİASIYLA BAZI ADIMLAR ATILACAĞI SÖYLENDİ. AMA BU DA TASFİYENİN BAŞKA BİR BİÇİMİYDİ. OPERASYONLAR DURMADI. VALİNİN KENDİ BEYANIDIR: KIYAMET KOPACAK DİYE BEKLEDİK AMA OLMADI. BİR-İKİ GÜNLÜK TEPKİYİ GÖĞÜSLEYEBİLİRİZ DEDİLER. SON OPERASYONDA PARÇALI BİR DURUŞ SEGİLENDİ. DEVLETTE BU TUTUMLARIMIZDAN FAYDALANMAYA ÇALIŞTI. EYLEM VE ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARINI AYRI AYRI YAPIYORUZ. İKİSİNİ BİRLİKTE SÜRDÜRME YETENEĞİNİ GÖSTEREMEDİK. SİSTEMİN ESAS AMACI MARJİNALLEŞTİRMEKTİR. BİZİ BÖLGEYE HAPSETMEK İSTİYOR. ÖNDERLİKTE BU KONSEPTİ AŞMAK İÇİN TÜRKİYE SİYASETİNE AÇILMAYI İSTEDİ. DEĞİŞİK ÇEVRE VE ŞAHSİYETLERİ SADECE İÇİMİZE ALMAKLA GENİŞLEMİŞ OLMAYIZ. TEMEL BİR SİYASET GELİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ. İNİSİYATİFİ ELİMİZDE TUTARAK İLKELİ SİYASET YAPMAK ZORUNDAYIZ. PARTİYE KATILMAK İSTEYEN ÇEVRELERDE VAR. KAPATMA KARARININ YARATTIĞI TEPKİLER VAR. BUNLARDAN YARARLANMAYI BİLMELİYİZ.

M.: SÜREÇ PKK’NİN TASFİYESİ ÜZERİNE KURULMUŞ. ASKERİ VE SİYASİ OPERASYONLAR YAPILACAKTIR. BUNUN ULULSLARARASI AYAKLARI DA VAREDİLMİŞTİR. KENDİLERİNE GÖRE BİR ÇÖZÜM OLUŞTURMUŞLAR. AMA HALK VE ÖNDERLİK BU OYUNU BOZDU. GEÇMİŞTE BAZI KAFA KARIŞIKLIĞI OLMUŞ OLABİLİR. KADROLARDA DA OLDU. AMA ARTIK HERŞEY NETLEŞMİŞTİR. HALK TA BUNUN BİLİNCİNDEDİR.2007 DE YAŞADIĞIMIZ DURUMU YENİDEN YAŞAMAYACAĞIZ. ÖNDERLİĞE 17 KASIM DARBESİNDEN SONRA HALK SAHİP ÇIKMIŞTIR. AMA DİPLOMASİ AYAĞINDA BUNUN YETERSİZLİĞİ GÖRÜLMÜŞTÜR. BUNU BECEREMEDİK. HALKIN SERHILDANINI ANLATAMADIK. İSLAMİ KÖŞE YAZARLARINA YÖNELİK TE BİR TUTUMUMUZ OLMALIDIR. ZAMAN, YENİ ŞAFAK, SEDAT LAÇİNER VB.LERİNE KARŞI SERT BİR TUTUM OLMALIDIR.

K.: HAREKERİN VE HALKIN ULAŞTIĞI DÜZEYİN ALTINDA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM. BİR MÜCADELE YÜRÜTTÜK VE DEVLET BUNUN ÖNÜNE GEÇEMEYECEĞİNİ ANLADI VE BUNA MÜDAHALE ETTİ. AKP VE FETULLAH GÜLEN CEMAATİ BU NEDENLE ÖNE ÇIKARILDI VE KULLANILMAYA ÇALIŞILDI. TÜMDEN KAYBETMEMEK İÇİN BÖYLE BİR SİYASAL ORGANİZASYON OLUŞTURULDU. STRATEJİK BAKAMIYORUZ OLAYLARA. O NEDENLE BAZEN ETKİLENİYORUZ. BUNUN TAKTİK HAMLELER OLDUĞUNUN FARKINA VARAMADIK. AÇILIM DENEN TASFİYENİN ÖZÜNÜ ERKENDEN DEŞİFRE EDEBİLİRDİK. ERGENEKON OLAYI DA BÖYLEYDİ. HAREKETİMİZ ZATEN ERGENEKONU YENİLGİYE UĞRATMIŞTI. BİZ AKP’NİN ERGENEKONLA MÜCADELE ETTİĞİNİ ZANNETTİK. 17 KASIMLA BAZI ŞEYLERİ DAHA İYİ ANLAMAYA BAŞLADIK. SAHTE AÇILIM ADI ALTINDA SİYASİ VE İDEOLOJİK OLARAK KİTLEMİZİ ETKİLEMEYE ÇALIŞTILAR. SEHILDANLARLA BİZ DE BUNA MÜSAADE ETMEDİK. EKSİKKALDIĞIMIZ HUSU ŞUDUR: BİZ AÇILIM YAPIYORUZ ONLAR ENGELLİYORLAR ARGUMANINA KARŞI ETKİLİ BİR SÖYLEM GELİŞTİREMEDİK. YİNE, SADECE ÖNDERLİK İÇİN BİR SÜRECİ BOZUYORLAR PROPAGANDASI YAPILDI. BU SALDIRIYA KARŞI DA ETKİLİ OLAMADIK. SİLAH VE SİYASİ MÜCADELE AYIRIMINA GİDİLDİ VE BİR KARAR VERİLMESİNİ İSTEDİLER. BU KONUDA DA YETERİNCE İZAH SAHİBİ OLAMADIK. MECLİSE DÖNME KARARINI İYİ YÖNETEMEDİK. YÜRÜTMEMİZ ALANLARINI TERKETTİ, GÜVENLİK ADI ALTINDA. SÜREÇ KARŞISINDA ÇOK NET YAKLAŞIM GÖSTEREMEDİK. SİYASİ PARTİNİN SÖYLEMLERİ FARKLI OLDU. KÜRDİSTANDA DTK’YA STRATEJİK BİR ROL BİÇİLMİŞ. BUNA UYGUN BİR ÇALIŞMA YAPMAK GEREKİYOR. TÜRKİYE CEPHESİNDE DE BUNA PARALEL BİR YAPI ORTAYA ÇIKARMAK GEREKİYOR. SÜREÇİ YİNE AÇILIM ADI ALTINDA SÜRDÜRECEKLERDİR. BAŞKA ÇARELERİ KALMAMIŞTIR. ASKERİ VE POLİSİYE YÖNTEMLERLE ÜZERİMİZE GELMEYE DEVAM EDECEKLERDİR. ORTA SINIFI YANLARINA ALMAYA ÇALIŞACAKLARDIR. BUNA İLİŞKİNDE BİR TUTUM SAHİBİ OLMALIYIZ.

A.: 90 LARDAN 200 LERE KADAR ABD ŞİDDET POLİTİKASI UYGULADI. BOPLA BİRLİKTE STRATEJİ BUYDU. ORTADOĞUYA DÜZENİ ŞİDDETLE VERMEYE ÇALIŞIYORLARDI. AMA OBAMA İLE BİRLİKTE BU DEĞİŞTİ. ÖNDERLİK BU DURUMU ÇÖZÜMLEDİ. AMA BİZ KADROLARIN BÖYLE BİR UFKU OLUŞMUYOR. KÜRESEL SİYASET YENİ ÇATIŞMA ALANLARI YARATIYOR AMA ESKİ ÇATIŞMA ALANLARINI DA BİR SOĞUMAYA BIRAKIYOR. STRATEJİK VE TAKTİK DEĞİŞİMLER YAŞANIYOR. OBAMA GELDİ AHMET TÜRKLE EL SIKIŞTI AMA AHMET TÜRK YASAKLANDI. SON ERDOĞAN-OBAMA GÖRÜŞMESİNİN BU AÇIDAN BİR UZLAŞIYA DAYANDIĞI SÖYLENEMEZ. ÖNDERLİK SİYASİ SÜRECE STRATEJİK BİR DEĞER BİÇTİ. ÇÜNKÜ ORTADA BİR TAASFİYE VARDI VE BUNU SEÇİMLE YAPMAK İSTİYORDULAR. BİZDE SEÇİME STRATEJİK BİR DEĞER VERDİK VE SEÇİMİ BAŞARIYLA BİTİRDİK. BAŞLATTIĞIMIZ SÜRECİ AKP TAASFİYE ETMEYE ÇALIŞTI. HALEN BU TUTUMUNU SÜRDÜRÜYOR. Aartık bazı şeyleri daha ciddi tartışmalıyız. ÖNDERLİKTE SON NOTLARINDA BELİRTMİŞ, BİR ROL DAĞILIMI YAPMAMIZ GEREKİYOR ÖRGÜTSEL AÇIDAN. ÖNDERLİK BAZI HAMLELER YAPIYOR VE DEVLETTE BUNA KARŞI TAKTİK HAMLELER GELİŞTİRİYOR. DTP’Yİ KAPATTI. VEKİLLERİ YASAKLADI. SİYASİ ALANDA İRADEMİZİ KIRMAK İSTİYOR. ÖNDERLİĞİN SON DEĞERLENDİRMELERİNDEN SONRA DA BİR NEFES ALIP TARTIŞMAK GEREKİYOR. STRATEJİK KARARLAR VERMEK DURUMUNDAYIZ. BUNU TÜRKİYE SAHASI YAPACAK. ÖRGÜTSEL AÇIDAN HAZIR HALE GELMELİYİZ. ÖNDERLİK BU ZAAFİYETİ GÖRDÜ VE YENİ DÜZENLEMELER GELİŞTİRDİ. DAHA ÖNCEDEN DE DTP’Yİ, İSTİFA MESELESİNİ, REŞADİYE OLAYINI ELEŞTİRDİ. ÖRGÜTSEL YAPIYI HER AÇIDAN HAZIR HALE GETİRMEK GEREKİYOR SON PERSPEKTİFLERLE.

A.: ÖNDERLİĞİN İFADELERİNDE DE GEÇİYOR. AKP YÜZDE 10’NUN ALTINA DÜŞÜRMELİDİR. DTK, BDP VE KCK’NİN YENİDEN DÜZENLENMESİ GEREKİYOR. DTK ROLÜNÜ TAM OYNAYAMIYOR. MECLİSLERİ OLUŞTURAMIYORUZ. BDP’NİN YENİ PARTİLEŞME SÜRECİNİ DE GENİŞLETMEK GEREKİYOR. FARKLI ÇEVRELERİ ALMALIYIZ İÇİMİZE. HEM DTK HEM DE BDP’Yİ GÜÇLENDİRMEK GEREKİYOR. İÇ VE DIŞ KOŞULLARI DA DİKKATE ALARAK ÖRGÜTSEL DEĞİŞİMLERE GİTMELİYİZ. SADECE EYLEMLERLE SINIRLI KALAMAYIZ.
G.: ÖNDERLİĞE YÖNELİK SALDIRI DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE ŞAHSEN DEVLETİN BİZİ TANIMADIĞI SONUCUNU ÇIKARIYORUM. SİYASAL YÖNELİMLERİN, OPERASYONLARIN UZUN YILLARA DAYALI SONUÇLARI OLACAKTIR. FETULLAH GÜLEN CEMAATİ SİYASİ-İDEOLOJİK BİR ÇATIŞMA İSTİYOR VE BİZİ BUNA ÇEKİYOR. BİZİM BOŞALTTIĞIMIZ BÜTÜN ALANLARA YERLEŞİYOR. YOKSULLUK VS. SOSYAL BOŞLUKLARI İYİ KULLANIYORLAR. DOLAYIISYLA KENDİ ÖRGÜTLENME PERSPEKTİFİMİZİ GELİŞTİRMEK GEREKİYOR. SADECE MAHALLE ÇALIŞMASI YAPMAKLA OLMUYOR. İNSANLARIN KENDİ HAYATLARINI İDAME İÇİN İHTİYAÇLARI VAR. BUNLARA YÖNELİK BİR TUTUM GELİŞTİRMELİYİZ. YENİ BİR POLİTİK SÖYLEM, SOSYAL POLİTİKA SAHİBİ OLMALIYIZ. GÜNCELİ KURTARABİLİRİZ BAZI REFLEKSLERLE. AMA UZUN VADEDE SIKINTILAR YAŞAYABİLİRİZ.

H. (DİVAN): FETULLAH GÜLENİN AKADEMİLERİNİN GÜNEYDE KAPATILDIĞI SÖYLENİYOR. İÇERİ DE KENDİSİNİ ÖRGÜTLEMEYE ÇALIŞIYOR. İSLAMİ KİMLİKLE BİR POLİTİKA GELİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR DEVLET. AKP VE GÜLEN CEMAATİNİ BU YÖNLÜ DEĞERLENDİRİYOR. BAŞKA BİR ÇARESİ DE KALMAMIŞTIR. KÜRDİSTANDA SADECE CEMAAT OLARAK VAROLABİLİYORLAR VE BUNU SİYASİ ALANA TAŞIYORLAR. ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMDE YİNE BUNU KULLANACAKLARDIR. ULUSLAR ARASI DESTEĞİN OLUŞUP OLUŞMADIĞINI DA GÖRECEĞİZ. AYNI KİMLİK VE ANLAYIŞLA AÇILIM SİYASETİNİ UYGULADILAR. BİZ DE ONLARI ZORLAYARAK BİR ZEMİNE ÇEKMEYE ÇALIŞTIK. DEVLET HENÜZ ÇÖZÜME HAZIR HALDE DEĞİLDİR. KAPALIDIR. TASFİYE ESAS POLİTİKASIDIR. BUNA KARŞI GENEL ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ GELİŞTİRMELİYİZ. ÖNÜMÜZDE KONGRE SÜRECİ VAR. SEÇİMLER YİNE GÜNDEMDEDİR. BUGÜNDEN KAZANMAK İSTİYORSAK ÖRGÜTLÜ OLMAMIZ GEREKİYOR. DTK’YI MÜMKÜN MERTEBE TÜRKİYE SAHASINA TAŞIMALIYIZ.

M.(DİVAN): GELİŞMELERİN ARKA PLANINI İYİ OKUMALIYIZ. 99 SONRASI ULULSLARARASI KOMPLO VS. KONULARA GİRMEYECEĞİM: AMERİKA MERKEZLİ İKİ BÜYÜK MÜDAHALE OLDU. BİRİ 5 KASIM GÖRÜŞMESİYDİ. KÜRT MESELESİNİ VE BÖLGEYİ DİZAYN ETME PLANLAMASIYDI. PKK’Yİ ASKERİ OLARAK EZME, ZZYIFLATMA, SİYASİ GÜCÜNÜ DE GÜNEYE YEDEKLEME, TÜRKİYE İÇİNDE DE POTANSİYELİMİZİ AKP’YE BAĞLAMA KONSEPTİ GELİŞTİRİLDİ. ÖNDERLİK TE TÜM BUNLARDAN SONRA TASFİYE EDİLECEKTİ. BU KONSEPTLER SIRASIYLA DEVREYE SOKULDU. İŞTE ULUSLAR ARASI KONFERANS YAPILACAKTI. FETULLAHÇILAR BUNUN ÖN HAZIRLIĞINI DA YAPTILAR. PLANA GÖRE PKK’NİN ASKERİ GÜCÜ KIRILACAKTI VE ERBİLDEKİ KONFERANSTA PLANLAMALARINI PRATİKLEŞTİRECEKLERDİ. GÜNEY, İRAN, SURİYE VB. GÜÇLERRİN HEPSİ BU SÜRECE DAHİL EDİLMİŞTİ. AMA ZAP VE ORAMAR DİRENİŞİ ASKERİ AÇIDAN HEDEFLENEN YENİLGİYE UĞRATMA KONSEPTİNİ DAĞITTI. 5 KASIM MUTABAKATI BOŞA ÇIKTI. ARDINDAN SİYASİ ZAFER GELDİ VE SEÇİMLER BAŞARIYLA BİTİRİLDİ. BÖYLECE KENDİ PLANLARI TASFİYE DİLDİ HAREKETİMİZ TARAFINDAN.

HAREKETİN KAZANDIĞI BU BAŞARIDAN SONRA, AÇILIM SÜRECİ GELİŞTİRİLDİ. AÇILIMI BİZ BAŞLATTIK. DEVLET DEĞİL. ASKERİ OLARAK ZAFER KAZANMIŞTIK. SİYASİ OLARAK ZAFER KAZANDIK VE BUNUN ÜZERİNE DEMOKRATİK SÜRECİ BAŞLATTIK, DEVLET BUNA UYMAK ZORUNDA KALDI. ALEV ALATLI, ORTADOĞUDAKİ ÇATIŞMALARIN BİTİRİLMESİNİN ZORUNLULIĞUNDAN BAHSETTİ. DOĞRUYDU. KÜRESEL GÜÇ, ASYA’YI DİZAYN ETMEK ZORUNDAYDI VE ORAYA YÖNELECEKLERDİ. BUNUN İÇİN ORTADOĞUDAKİ ÇATIŞMA ALANLARI BİTİRİLECEKTİ. TÜRKİYEYE BİR ROL VERİLMİŞTİ. DOĞALGAZ PROJELERİ HAZIRLANMIŞTI VE KRİZİN MERKEZİ IRAK BİR İSTAİKRARA KAVUŞTURULACAKTI. AMA BU PLANLARI HAREKETTEN GERİ DÖNDÜ. DEVLETİN KÜRT MESELESİYLE İLGİLİ BİR PLANLAMASI YOK. BUNA NE İDEOLOJİK, NE POLİTİK GÜÇLERİ VARDIR. ÇÖZÜMÜ DAYATAN TARAF BİZİZ. DEVLET SADECE BUNU ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR. HAREKETİN BU YÖNLÜ HAMLELERİNE KARŞI DEVLET TE KENDİ KONSEPTİNİ GELİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR. BİR ÇÖZÜM OLACAKSA BUNU BEN GELİŞTİRİRİM DEDİ. ÖNDERLİK YOL HARİTASI DEDİ, DEVLET HEMEN AÇILIM DİYEREK KENDİ İNİSİYATİFİNİ OLUŞTURMAK İSTEDİ. VE KİMİ SÖYLEMLER GELİŞTİRMEYE BAŞLADI.

SİYASİ ALANDA YETERSİZLİKLERİMİZİN OLDUĞU DOĞRUDUR. ÜÇ YILDIR DTK’YI KURMUŞUZ AMA İŞLEVİNİ YERİNE GETİREMİYOR. DEMOKRATİK CUMHURİYET KAVRAMINI UNUTTUK AMA BU TÜRKİYE SAHASI İÇİN GEREKLİYDİ. SİYASİ ALANDA GÜÇLÜ İDEOLOJİK VE POLİTİK ARGÜMANLAR GELİŞTİRMELİYİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

TÜRKİYE DEVLETİ KLASİK SİYASETİNİ TERKETMİŞTİR. KABA RED VE İNKARLA ARTIK MEŞRUİYETİ BİTME NOKTASINA GELDİ. ŞİMDİ DAHA POLİTİK YÖNTEMLERLE MEŞRUİYETİNİ YENİDEN SAĞLAMAYA ÇALIŞIYOR. DEVLET ARTIK BİR KIRILMA SÜRECİNE GİRMİŞTİR. İDEOLOJİK OLARAK BİR DEĞİŞİM YAŞAMAK ZORUNDADIR. YA ÖNDERLİĞİN DEMOKRATİK CUMHURİYETİ YADA İKİNCİ CUMHURİYETÇİLERİN, MUHAFAZAKRLARIN CUMHURİYET PARADİGMASI GALİP GELECEK. YENİ DÖNEMİN SAVAŞ SAHASI İDEOLOJİK ALANADA OLACAKTIR.

DTK BİZİM DEMOKRATİK İRADEMİZDİR VE DEVLETTE ARTIK BUNU KABÜLLENMEK ZORUNDA KALIYOR. AMA BİZ BUNU GELİŞTİREMİYORUZ. SİYAİ İRADE OLARAK BUNU GÜÇLENDİRMELİYİZ.

DEVLET CİDDİ SIKINTILAR YAŞAMAKTADIR. SON ABD GÖRÜŞMESİNİN DE BİR UZLAŞIYLA SONUÇLANDIĞI SÖYLENEMZ. ABD KENDİ ÇIKARININ ZARAR GÖRECEĞİ UZLAŞMALAR İÇİNE GİRMEZ. MUTLAKA KARLI ÇIKMAYI İSTER. BU NEDENLE TÜRKİYENİN TÜM POLİTİKALARINI PEŞİNEN KABÜL ETTİĞİNİ İDDİA ETMEK GERÇEKÇİ DEĞİLDİR.

SİLOPİ OLAYINDA SONRA SÜREÇ ÖNDERLİK TARAFINDAN DAHA DA HIZLANDIRILDI. BUNUN ÜZERİNE DEVLETTRE ÖNDERLİĞE YÖNELEREK 17 KASIM DARBESİNİ GELİŞTİRDİ. KÜRDİDTAN HALKI ÖNDERLİĞİNİ SAHİPLENEREK BUNU BOŞA ÇIKARDI.

ARTIK BİR ÇÖZÜME DOĞRU GİDİYORUZ. DEVLET İSTEMEZSE BİLE BUNA BİZ ZORLAYACAĞIZ. BUNUN İÇİN ÇOK BÜYÜK ÖRGÜTLENME HAMLELERİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZ GEREKİYOR. MECLİSLERİMİZİ GÜÇLÜ KURMALIYIZ. SİYASİ ALANDA GENİŞLEMELİYİZ VE DTK İLE ULUSAL BİRLİĞİ SAĞLAMALIYIZ. LİBERALİ OLUR, BİLMEM ÇEVRECİSİ OLUR AMA DEVLET OPERASYON YAPTIKÇA BİZ GENİŞLEMEYİ ESAS ALMALIYIZ. SİYASETEN DARALTMAMALIYIZ KENDİMİZİ. İDEOLOJİK MÜCADELEMİZİ DE ÇOK GÜÇLÜ GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR. ZAMAN GAZETESİ HİÇBİR EVE GİRMEMELİDİR.

ŞUBATA KADAR DA YOĞUN ÖRGÜTSEL HAMLELER GELİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR. SERHILDAN SÜRECİ KENDİ KADROSUNU VE ÖRGÜTÜNÜ MUTLAKA YARATMALIDIR.

ALAN RAPORLARINI OKUYAMIYORUZ ZAMANDAN DOLAYI. ÖRGÜTSEL DURUM VE HAMLEYE İLİŞKİN CİDDİ BİR TARTIŞMA YÜRÜTELİM. BİR SÜREÇ GELİŞTİRİLDİ. TOPLUMSAL DİNAMİKLLERİ ÖRGÜTSEL GÜCE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ. MECLİSLERİN AKTİF OLMASI GEREKİYOR. SİYASİ PARTİ VE BUNDAN SONRA İZLENECEK SİYASET NOKTASINDA BİR TARTIŞMA YAPMALIYIZ. YİNE BİZİM MODEL İÇİN ÖNEMLİ BİR ALAN OLAN YEREL YÖNETİMLER İÇİN ÖNERİ VE DEĞERLENDİRMELER OLABİLİR. BOŞLUKLARI DOLDURMA, RANT VE ÖRGÜTSEL BÜTÜNLÜĞÜ BOZACAK İLİŞKİLERİ NASIL ÖNLEYEBİLİRİZİ TARTIŞMALIYIZ. DEVLET BU AÇIDAN YÜKLENİYOR SİSTEMİMİZE. BU DÖNEM NE YAPMAMIZ GEREKİYOR? 4.OPEASYON OLDU. HATALARIMIZ DA VAR. HAREKETİMİZ, HEDEFLERİMİZ BÜYÜYOR. OLASILIKLARI DA HESAPLAYARAK ÖRGÜTÜ NASIL TEDBİRLİ HALE GETİREBİLİRİZİN TARTIŞMASINI YAPMALIYIZ. HAREKETİN TARİHİNDE SÜREKLİ OPERASYONLAR VARDIR ZATEN. BÜYÜK OPERASYONLAR DA YAPILMIŞTIR. AYNI YÖNELİM DEVAM EDİYOR. HAREKET HER OPERASYONDAN SONRA HALKA GİTMİŞ VE DAHA FAZLA BÜYÜMÜŞTÜR. OPERASYONLAR BÖYLE BOŞA ÇIKARILMIŞTIR. EĞER DEVLET “BEN ÖNCÜLERE, KADROLARA YÖNELEREK BU HAREKETİ HALKTAN, MÜCADELEDEN KOPARIRIM” DİYE DÜŞÜNÜYORSA, BİZİM DEVLETİN BU UMUDUNU BOŞA ÇIKARMAMIZ GREKİYOR. HER MAHALLENİN, HER YERİN GÜÇLÜ İRADESİNİ OLUŞTURMALIYIZ. 15 ŞUBATA, HATTA SONUNA KADAR ESKİSİNDEN DAHA FAZLA ÇALIŞMALYIZ. CİDDİ BİR ÜRETİM VE YOĞUNLUK İÇİNDE OLMALIYIZ. BAŞARIYI GETİRECEK TARZ BUDUR.

TOPLANTI İÇİN DE ŞUNU SÖYLEYELİM. ARKADAŞLAR BİRBİRLERİNİN SÖYLEDİKLERİNE CEVAP VERMEMELDİDİR. DİVAN GEREKLİ DÜZELTMELERİ YAPIYOR ZATEN. BİR ARKADAŞ EKSİK TE SÖYLEYEBİLİR. AMA BU DEĞERLENDİRMELERLE TAMAMLANIR.

ÖRGÜTSEL BİR HAMLE BAŞLATACAĞIZ. SİYASİ PARTİ, KADIN, GENÇLİK BUNA NASIL KATKI SUNABİLİR? BUNLARI TARTIŞMAK ÜZERE SÖZ HAKKI ARKADAŞLARINDIR.
A.: TOPLANTIYA BİR RAPOR SUNULMASI GEREKİYORDU. SÖZÖCÜLÜĞÜ BU AÇIDAN ELEŞTİRİYORUM. NEYİ NASIL YAPTIK, NASIL DEĞERLENDİRMELER OLDU? SONUÇTA BU ALANI YÖNETİYORUZ. RAPOR SUNULMALIYDI VE YÜRÜTME DE DEĞERLENDİRME YAPMALIYDI.

ALANIN TAKTİK ÖNCÜLÜĞÜ OLARAK GÖREVLERİMİZİ TAM OLARAK YERİNE GETİREMİYORUZ. ÖNDERLİK SÜREKLİ OLARAK BENDEN PRATİK ÖNDERLİK BEKLEMEYİN DİYOR. İRADE AÇIĞA ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR. DTK VE BDP’YE BU AÇIDAN ROL VERİYOR. SİSTEME DAİR BELİRLEMELERİ VAR. DURUMU NETLEŞTİRMİŞTİR. KÜRDİSTAN VE TÜRKİYE AÇISINDAN SİYASİ ÖNCÜLERİ BELİRLEMİŞTİR. AMA BUNU ÖNCEDEN BİZLERİN YAPMASI GEREKİYORDU. YİNE ÖNDERLİĞE BIRAKILDIK. DTK TOPLANTISI YAPTIK AMA BİLEŞİME BAKIN, HEPSİ YA KADROLARIMIZ YADA PARTİ YÖNETİCİLERİMİZDİR. ALANLARDA DEŞEGE BULAMIYORUZ. DTK İÇİN BİR HAZIRLIK YAPMADAN OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIYA ÇAIĞIYORUZ. DAİMİ MECLİS BİR RAPOR SUNDU MU? BİR PERSPEKTİF SUNDU MU? DOĞRU BİR PLANLAMA YOK ORTADA. BU SÜREÇTE HALK KENDİ İNİSİYATİFİNİ KOYDU VE HAREKETE GEÇTİ. YANİ NE DTP NE DTK BUNU YAPMADI. ÖNDERLİKTE ZATEN SÜREKLİ SORUYORDU; BU EYLEMLERİ HALK KENDİLİĞİNDEN Mİ YAPTI DİYOR. YOL HARİTASI HAZIRLADI AMA ÖRGÜTLERİN BUNA NE KADAR HAZIR OLDUĞUNU BİLMİYOR. ÖNDERLİK GERÇEKTEN NEYİ HEDEFLİYOR, NEREYE VARMAK İSTİYOR, BUNU İYİCE TARTIŞMAMIZ VE ANLAMAMIZ GEREKİYOR. SİYASETİ DE BUNA GÖRE YAPMALIYIZ. AKP’NİN SİYASİ GÜCÜNÜ MUTLAKA KIRMALIYIZ. YOKSA, ZORLANACAĞIZ.

ÖNDERLİĞİN SAVUNMALARINI DAĞITAMADIK. 6 AY BEKLETTİK AMA DEVLETİN YÖNELDİĞİ ZAMANLARDA BUNU DAĞITMAYA ÇALIŞTIK VE BECEREMEDİK. SÜREÇLE İLGİLİ BİR İNİSİYATİF ORTAYA KOYAMADIK. GRUPLARI ÖNDERLİK ÇAĞIRDI. VEKİLLER İSTİFA EETİ, ÖNDERLİK GERİ ÇAĞIRDI. SÜRECİ TAKTİK ÖNCÜLÜK OLARAK İYİ YÖNETEMİYORUZ.

BUNDAN SONRA DEMOKRATİK TOPLUMU DTK ALTINDA ÖRGÜTLEMELİYİZ. EYLEM HATTINI YENİDEN ÖRGÜTLEMELİYİZ. SİYASİ ALAN, BDP ELİYLE GÜÇLENDİRİLMELİDİR. TÜRKİYE SAHASINA AÇILMALIYIZ. KİŞİLER ÖNEMLİ DEĞİL. İLKELER KONULMUUŞ VE BU İLKELERİ GÖRE SİYASİ PARTİ KONGRSİ GERÇEKLEŞTİRİLMELİDİR. İSİMLER ÜZERİNE TARTIŞMAK DOĞRU DEĞİLDİR.

TÜRKİYEDEKİ DEMOKRASİ KONFERANSINI BİR AN ÖNCE ÖRGÜTLEMELİYİZ. GENİŞLEME SİYASETİNİ MARJİNALLEŞTİRMEYE KARŞI GÜÇLÜ GELİŞTİRMELİYİZ. ÖNDERLİK YARIN DIŞARIDAN BİRİNİ DE EŞBAŞKANLIĞA ÖNEREBİLİR. TÜM BİLEŞİMLERİMİZİN YÜRÜTMELERİ İKİ-ÜÇ GÜN BİR ARAYA GELEREK TARTIŞMA YÜRÜTMELİDİR. YENİ DÖNEMİN SİYASET TARZI NE OLACAK, ÜSLUP VE TARZI NE OLACAK, KADROLARI NASIL ORTAYA ÇIKARILACAK, BUNLARI TARTIŞMALIYIZ.

ÖNDERLİKLE İLGİLİ EYLEMLER BİRDEN KESİLMESİEYDİ DEVLET BU OPERASYONU DA YAPAMAYACAKTI. BİZ DEVLETE FIRSAT VERDİK VE OPERASYON OLDU.

TARAF GAZETESİYLE İLGİLİ AMBARGO KONULDU. AMA Y., S. GİTTİ ROPÖRTAJ VERDİ. MADEM TARAFA İLİŞKİN AMBARGO VAR. NEDEN S. ROPÖRTAJ VERİYOR. BUNU İZAH ETMEKTE ZORLANIYORUZ.

İSTANBUL İÇİN NEYİ NE KADAR YAPTIK? İÇ SORUNLARIMIZ VAR. GÜCÜMÜZ DE SINIRLI. ZAMAN ZAMAN KENDİMİ DE TEKLEŞTİRDİM. ALANIN İRADESİNİN AÇIĞA ÇIKTIĞINI DA SÖYLEYEMEM. BU KAPASİTEMLE DE İLGİLİDİR. GENEL TOPLANTILARA KATILMAMDA DA BİR DİSİPLİMSİZLİĞİM VAR. AMA BAZEN PLANLAMALARI UYGULAMAK İÇİN YEREL DE KALMAK ZORUNDAYIM. BU KADAR SIK SIK BİR ARAYA GELİNMESİNİ DE DOĞRU BULMUYORUM.

M.: ÖNDERLİĞİN SÜRECE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİ VAR. PRATİK OLARAK MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA KALIYOR. SON BİR KAÇ AY ALANLAR DAHA FAZLA İNİSİYATİF KAZANSA DA, HERŞEY ÖNDERLİKTE SONUÇ ALIYOR. MUHATAP OLARAK ÖNDERLİĞİN GÖSTERİLMESİ DOĞRUDUR. ÖNDERLİKTE ZATEN BUNA GÖRE ROLÜNÜ OYNUYOR. BİZLERİN İŞİ ÇALIŞMAKTIR. BARIŞ SİYASETİ YAPILACAKSA ÖNDERLİK BUNU YAPMALIDIR. BİZLER BULUNDUĞUMUZ ALANLARDA ÖRGÜTSEL ÇALIŞMALARIMIZI YÜKSELTMELİYİZ. BUNDAN BİR YIL ÖNCE HERKES BARIŞ İSTİYORDU AMA ÖNDERLİK SAVAŞ SİTYOR GİBİ GÖSTERİLİYORDU. SON DÖNEM SİYASETİYLE BU TERSİNE ÇEVRİLDİ. ÖNDERLİĞİN ELİ VE ROLÜ HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA GÜÇLENMİŞTİR. BARIŞÇIL ROLÜNÜ NASIL OYNADIĞI HERKES TARAFINDAN GÖRÜLDÜ. HALKTA BU BAŞLATILAn süreci silopiyle birlikte sahiplendi. Hareket, HALK VE ÖNDERLİK TAM BİR UYUM İÇİNDE SÜREÇ İLERLETİLDİ. SONUÇTA AÇIĞA ÇIKAN ŞU OLDU; AKP’NİN GERÇEK BİR ÇÖZÜME GÜCÜ VE NİYETİ YOKTUR.

YENİ ŞEKİLLENECEK PARTİYE DEĞİŞİK İNSANLAR ALINABİLİR. AMA ALINACAKLARIN KATKISI OLMALIDIR. FAİK BULUT’UN NE KATKISI VAR MESELA? ALAN VE ÖRGÜT ÇALIŞMASINI YAPACAK ARKADAŞLARDA ALINMALIDIR PARYİYE. DENGELİ GÖTÜRMEK GEREKİYOR. HAREKETİN SİYASİ ALAN İÇİNDEKİ ETKİNLİĞİ VE GÜCÜ KORUNMALIDIR.

MECLİS ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN SIKINTILAR VAR. EYLEMLİLİK SÜRECİ BUNDA ETKİLİ OLDU. ARTIK MECLİS ÇALIŞMALARI DURMAMALIDIR. HER KOŞULDA SÜRDÜRÜLMELİDİR. YERELLERDE POTANSİYELİMİZ VAR KADRO ÇIKARMAK İÇİN. BU POTANSİYELİ İŞLEMELİYİZ. SOMUT HEDEFLER KOYMALIYIZ KADRO VE ALANLAR İÇİN. ÖRGÜTÜ BU HEDEFLER ÜZERİNE BÜYÜTMELİYİZ. HAMLE KOMİTESİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLERE KATILIYORUM. SÜRECE DENK PLANLAMALARA ULAŞMALIDIR. TOPLANTILRI BEKLEMEMELİDİR. AMA BU YAPILMIYOR. SÜRECİ OKUYAMIYOR. İNİSİYATİFİNİ KULLANAMIYOR. SOSYAL ALAN, TÜRKİYE METROPOLLERİNDE NE YAPIYOR? ÇALIŞMALARI HİÇ YANSIMIYOR. SİVİL TOPLUM ÜZERİNDE ÖRGÜTLENMEK GEREKİYOR. SÜRECİ KARŞILAYACAK BİR PERSPEKTİFİ OLMALIDIR. İDEOLOJİK ALANDA, ÖZELLİKLE BİLİM AYDINLANMA ALANINDA BİR YOĞUNLUK VARDI. EĞİTİMLER YAPILDI. SON OPERASYONDA ALINAN ARKADAŞLAR OLDU. BU ALAN GÜÇLENDİRİLMELİDİR. DEVREYE ALINACAK ARKADAŞLAR, YERELDEN OLACAKSA YÜRÜTMENİN ÖNERİLERİ DOĞRULTUSUNDA OLMALIDIR. İZMİRDE CİDDİ BİR POTANSİYEL VAR AMA ORADAKİ KİTLEMİZ HAKETEN DÜŞÜRÜLMÜŞ, TESLİM ALINMIŞ. PARTİ VE MÜCADELEYLE SADECE GÖNÜL BAĞLARI KALMIŞ. ÖLÇÜLER ÇOK AŞINDIRILMIŞ. ÖZELLİKL GENÇLİK ÜZERİNDE BİR ÖRGÜTLÜLÜK YARATMAYA ÇALIŞTIK AMA DEVLETTE BUNA FARKETTİ VE BİR YÖNELİMİ OLDU. BU ALANIN ÖZGÜN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR. HALKI ÖRGÜTLEME SORUNUMUZ VAR. YENİ DÖNEM GENİŞLEME SİYASETİNİN ZEMİNİ DE OLABİLİR BU ALAN.

DEVLET, KCK DİYEREK OPERASYONLAR YAPIYOR. SİSTEM BUNUN İÇİN KENDİNE GÖRE GEREKÇELER DE BULUYOR. ARTIK DTK’YI İŞLETMELİYİZ. DTK’YI DAHA FAZLA MEŞRULAŞTIRMALIYIZ. GEREKİRSE “DTK ÜYELERİYİZ” DİYEBİLMELİYİZ. BİZ DE NE OLDUĞUMUZU ANLAYALIM. LEGAL MİYİZ, İLLEGAL MİYİZ? BUNUN NETLEŞMESİ GEREKİYOR.

K.: ALANLARA İLİŞKİN POLİTİKAMIZ VAR. BELKİ BDP’Yİ YENİDEN DEĞERLENDİRMELİYİZ. BİZ BU ALANIN PRATİK ÖNDERLİĞİNİ ÜSTLENMİŞİZ. SİSTEMİ İNŞA SORUNUMUZ VAR. AMA BUNUN CİDDİYETİNİ YETERİNCE ALGILAYAMIYORUZ.

HAREKETİN BAŞARISI İDEOLOJİK VE POLİTİK BÜTÜNLÜĞÜNDEN KAYNAKLANIYR. BİZİM BU KONULARDA SIKINTIMIZ VAR. ÖRGÜTSEL TARZ, POLİTİK TARZ, İDEOLOJİK TARZDAKİ YETERSİZLİĞİMİZİ GİDEREMİYORUZ. BİREYSEL TARZLAR HAKİMDİR.

GÜVENLİĞİMİZE ÇOK DİKKAT ETMİYORUZ. KARŞIMIZDA SANKİ BİR DÜŞMAN GERÇEĞİ YOK. OYSA BİZİ İMHA ETMEK İSTİYOR. NE ZAMAN YÖNELSE, İŞ İŞTEN GEÇTİKTEN SONRA TEDBİR ALIYORUZ. YÖNELİMLERE AÇIK HALE GELİYORUZ. ALANLARI TERKETME BİR TEDBİR DEĞİLDİR.

SAVUNMALAR NOKTASINDA ÖNDERLİĞİN ELEŞTİRİLERİ VARDI. BİZLERE SÖYLEMİŞTİ. BENCE BİZDE SORUŞTURMA AÇMALIYDIK.

BİREYSEL HAREKETLERİMİZ VAR. ALANLARIN TERKEDİLMESİ CİDDİ BİR KONUDUR. TOPLUMSAL ALAN İNŞA ÇALIŞMALARINI YÜRÜTÜYORUZ. AMA ARKADAŞLAR HALEN DTP’NİN SIKINTILARIYLA UĞRAŞIYORLAR. HER YÜRÜTME ÜYEMİZ SİSTEMİ İNŞA ÇALIŞMALARIYLA İLGİLİ OLMALIDIR. KADRO ÇIKARMA ÇALIŞMASINDA ÇOK YETERSİZ KALIYORUZ. HERKESİN KENDİ YEDEĞİ OLMALIDIR. YEREL YÖNETİM KOMİSYONU ARTIK KENDİNİ DİSİPLİNE ETMELİDİR. IĞDIR ÇALIŞAMAZ DURUMDADIR. MALAZGİRTTEKİ ADAM POLİSLERLE İLGİLENİYOR, YEMEK VERİYOR, ARAÇ VERİYOR. YEREL YÖNETİM KENDİ ÇALIŞMALARINA HAKİM DEĞİLDİR. DTK’NIN BAŞKANLIK DİVANI İYİ ÇALIŞMALIDIR. YENİ PARTİ İÇİN SÜREKLİ “DTP GİBİ OLMASIN” DENİLİYOR DIŞARIDAN. GENİŞLEME PERSPEKTİFİ MUTLAKA OLMALIDIR. SELAHATTİN DEMİRTAŞ TARAF GAZETESİNDE BİZİM HALK SEHILDANLARINI MAHKUM ETMİŞTİR. YİNE, OSMAN BAYDEMİR “TAŞLA, MOLOTOFLA GELİNMEYECEK” DİYOR. BUNLARA UYARI YAPILMALIDIR.

M. …: BİR İŞ VE ROL KARMAŞASI VAR. ÖNDERLİK BUNLARI YENİDEN DÜZENLİYOR. BİZLER HER ÇALIŞMAYI YAPMAYA ÇALIŞIYORDUK. ARTIK AYRIŞTIRMAK GEREKİYOR. DTK ÜZERİNDEN ÇALIŞMALARI YENİDEN PLANLAMAK GEREKİYOR. 101 KİŞİLK DAİMİ MECLİSİ VAR. BU ARKADAŞLAR TÜM ÇALIŞMALARI SÜRDÜRMELİDİR. MECLİS ÇALIŞLMALARININ SIKINTILI OLMASININ SEBEBİ, SİYASİ PARTİ ÇALIŞMALARINA ZAMANIN BÜYÜK KISMINI AYIRMAMIZDAN DOLAYIDIR. BASIN ÇALIŞMALARINDA, PARTİ ÇALIŞMALARINDA, İDEOLOJİK ÇALIŞMALARDA NE KADAR GÜÇLENDİK? BU KADAR EYLEM VE ETKİNLİK OLUYOR AMA BUNU ÖRGÜTSEL GÜCE NE KADAR DÖNÜŞTÜRDÜK? YENİ KAZANIMLARI KOLAY ÖRGÜTSEL MEKANİZMALARA TAŞIYAMIYORUZ. NİTELİK VE NİCELİK AÇIDAN BÜYÜMELİYİZ. TÜRKİYE PARTİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN BİR ÖZGÜVEN OLUŞTURMALIYIZ. GEÇEN KONGRE DE İSİMLER ÜZERİNDEN TARTIŞTIK AMA BU KEZ BELİRTİLEN ÜLKELER ÜZERİNDEN BİR ÇALIŞMA SÜRDÜRMELİYİZ. BU İLKELERİ BENİMSEYECEK HERKES GELEBİLİR. YEREL YÖNETİMLER KENDİ KURUMLARI ÜZERİNDE DENETİM KURAMIYOR. BZİ DE PEK KARIŞAMIYORUZ. YEREL KADROLARINI OLUŞTURAMIYORLAR. BU TARZLA GİDERLERSE CİDDİ SIKINTILAR OLACAK. HALK İLK ZAMANLAR İÇİN HOŞGÖRÜ GÖSTERDİ AMA BUNDAN SONRA DAHA FAZLA TUTUM SAHİBİ OLACAKLARDIR.

SÜREKLİ OPERASYONLAR YAPILIYOR. HALKA SALDIRILAR VAR. AMA MEŞRU SAVUNMA ÇALIŞMALARI YOK ORTADA.

A.R.: SAHA OLARAK PRATİK ÖNCÜLÜĞÜ YAPMA KONUSUNDA ZAAF YAŞADIĞIMIZ ELEŞTİRİSİNE KATILIYORUM. ÖNDERLİK BU ROLÜ DE ÜSTLENMEK ZORUNDA KALDI. ÖRGÜTSEL DURUMDA DAĞINIĞIZ. PLANLAMA KONUSUNDA SIKINTILIYIZ. İDEOLOJİK ALAN SÜRECE MÜDAHALE AÇISINDAN YETERİNCE ETKİN OLAMADI. YOĞUN ELEŞTİRİLER DE VARDI. DOĞRU DÜRÜST KOMİTE DE OLAMAMIŞTIK. OPERASYONLAR DA OLDU. ARTIK KOMİTEYİ DÜZENLEMEK GEREKİYOR. İDEOLOJİK ALANIN CİDDİ BİR DAĞINIKLIĞI VAR. HEM EĞİTİM, HEM KÜLTÜR, HEM NASIN ALANINDA BİR PERSPEKTİF OLUŞTURMA DA YETERSİZ KALDIK. AKP İŞİN SİYASETİNİ YAPIYOR, AMA İDELOJİK ZEMİNDE FETULLAHÇILIK VARDIR. BUNU KARŞILAYACAK KADRO VE İDEOLOJİK ÇALIŞMASI YAPAMADIK. HALEN AKADEMİ ÇALIŞMASI YAPMIŞ DEĞİLİZ. KÜLTÜR AÇISINDAN DA DURUM BÖYLEDİR. HALEN ULAŞTIĞI BİR DÜZEY YOK. BASIN DA BÖYLEDİR. İDEOLOJİK ÇALIŞMA OLMADIĞI ZAMAN SİYASİ ÇALIŞMALARIN DA ÇOK SONUÇ VERECEĞİNİ DÜŞÜNMEMELİYİZ. SİYASİ PARTİ NE YAPSIN İDEOLOJİK ÖNCÜLÜK OLMAYINCA? BU ANLAMDA ALANIMIZA CİDDİ KATKILAR YAPILMALIDIR KADROSAL AÇIDAN. SON EĞİTİM DEVRESİ İÇİN ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM; ARA VERİLDİ SÜREÇTEN DOLAYI. AMA BU DOĞRU DEĞİLDİ. BİR EYLEMLİLİK GELİŞTİĞİNDE BİZ TÜM ÇALIŞMALARI BIRAKIYORUZ. BU BÖYLE YAPILMAMALIDIR. BİR GÜNDE 20 ARKADAŞIN PLATFORMU YAPILMIŞ. YOĞUNLAŞTIRILMIŞ PLATFORM YAPILMIŞ! BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ. BASINDA MESELA, ÖNDERLİKLE BAYDEMİRİN KONUŞMALARI AYNI ANDA VERİLİYOR. ÖNDERLİKLE EŞİT TUTULUYOR NEREDEYSE. SİYASİ ALANDA VEKİL, BAŞKAN VS. OLAN ARKADAŞLARIN YAŞAM TARZLARI DEĞİŞİYOR. BAŞKA BİR ŞEY OLUYORLAR. YİNE, AHMET TÜRK VD. AMED ADLİYESİNİN ÖNÜNE GELMEMELERİ SİYASİ PARTİ İÇİNDEKİ AYRIŞMAYI GÖSTERMESİ BAKIMINDAN ÖNEMLİDİR. GRUP BAŞKANI OLARAK NURİ YAMANIN SEÇİLMESİ DE İLGİNÇTİR. DTP-PKK AYRIŞMASI YAPIYOR DEVLET. YANİ BUNUN İÇİN Mİ YAPILDI DEMİYORUM AMA BU ANLAMA GELİYOR. NURİ AĞABEY FORMÜLÜ AÇIKLANMALIDIR. GRUBUN OLUŞMASI DA PROBLEMDİR. NASIL BİRDEN GERİ DÖNDÜLER? BU GRUPTA TAVIR NET OLMALIYDI. HERKES BİR ŞEY SÖYLEDİ, FARKLI AÇIKLADI. BU KONULARA ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR. SİYASİ ALAN HALKIN SEHILDANLARINI SAHİPLENECEK SÖYLEM VE TUTUM GÖSTERMELİYDİ. YENİ OLUŞACAK PARTİ İLKELER TEMELİNDE GENİŞLETİLMELİDİR. CİZRE BELEDİYESİNDE YAPILAN SEÇİM DE ÖNEMLİDİR. İKİ OY FARKLA ALDIK BAŞKANLIĞI. ORADA KDP ÇİZGİSİNİN HAKİM KILINMAK İSTENDİĞİNİ BİLİYORUZ. YEREL YÖNETİMLERİN ÇALIŞMASI BU AÇIDAN DAĞINIKTIR. SOSYAL ALAN ELEŞTİRİLERİNE KATILIYORUM. TÜM ALANLAR KENDİ YEREL KOMİTELERİNİ OLUŞTURMALI DENİLMİŞTİ. AMA ALANIMIZ İÇİN BİR İLERLEME OLDUĞUNU DA SÖYLEYEMEYİZ

İ.: SORUNLARIN AĞIRLAŞMASIYLA ÇÖZÜMÜN AYNI ORANDA GÜÇLENMESİ DURUMU GELİŞMİYOR. SİYASİ ALANDA SÖYLEM VE EYLEM BİRLİĞİ OLUŞMALIYDI. OPERASYONLAR OLUYOR. BUNA KARŞI TUTUMLAR GELİŞİYOR. HATTA “BU EYLEME KARAR VEREN ZİHNİYET HESAP VERMELİDİR” DENİLDİ BİZE. BU SORUŞTURMA KONUSU YAPILMALIDIR. BİR VEKİL BİZLERE BUNU SÖYLEYEMEZ. BİR BAŞKAN KALKIP “YİNE 28 MART MI YAŞATILMAK İSTENİYOR” DİYOR. BÖYLE GERİYE ÇEKME, PROVAKA ETME YAKLAŞIMLARI VAR. EYLEMLER ORTAK İRADEYLE ALINIYOR AMA BAZI YÜRÜTME ÜYELERİMİZ ALANLARDA ELEŞTİRİLİYOR. KÜLTÜR ALANI HAMLE SÜRECİNDE ETKİN OLAMADI. AÇILIM VS. DENİLEREK ÖZELLİKLE SİVİL TOPLUM BİZLE ARALARINA MESAFE KOYDULAR. TÜM BUNLARA RAĞMEN ORTADA BİR BAŞARI VARDIR.

B.: PARTİ İLE HAREKETİN ARASINA MESAFE KOYMAK İSTİYORLAR. KONGRE GÜNDEMDEDİR. FARKLI CEVRE VE SAHSİYETLERİN GİRMESİ AMAÇLANIYOR. DİKKATLİ OLMALIYIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

YÜRÜTME DE YER ALIYORUZ AMA TÜRKİYE VE KÜRDİSTANDA GERÇEKTEN NE OLUYOR, ÇOK FAZLA BİLGİMİZ YOK. PAYLAŞIM YOK. SÖZCÜLÜK KENDİ İÇİNDE DAR KALIYOR. YÜRÜTMENİN BİRBİRLERİYLE SOSYAL VE SİYASAL İLİŞKİLERİ YOK DENECEK KADAR AZDIR. MECLİSLERİN İNŞASINDA SIKINTILARIMIZ VAR. ŞUNU BİLELİM; ÖRGÜT OLMAZSA EYLM DE OLMAZ! SÜREÇ NEDENİYLE DE BİR TÜRLÜ İLGİLENEMEDİK. YEREL KOMİSYONUMUZ GİTTİĞİ YERLER DE ÇOK ELİT BİR DİL KULLANIYOR. ÖRNEĞİN ÇUKURCAYA GELİYOR, KUANTUMDAN BAHSEDİYOR, EKOLOJİK CİNSİYETÇİ PARADİGMADAN SÖZ EDİYOR. BÖYLE OLMAZ. TUTUKLAMALARDAN SONRA ÖZELLİKLE VAN’A ÖNEM VERMEK GEREKİYOR. BAYDEMİR BİR KÜFÜR KULLANDI AMA BAKIYORUM BİZİM KADROLAR DA O KÜFRÜ ÇOKÇA KULLANMAYA BAŞLADI. YÜRÜTMEYİ YEDEK PM OLARAK RESMİLEŞTİRELİM.
G.C.: HER ARKADAŞIMIZ HER ALAN İÇİN PARÇA PARÇA DEĞERLENDİRMELER YAPTI. DAHA DERLİ TOPLU YAPMALIYDIK. SİYASİ ALANDA YER ALDIĞIM İÇİN BU YÖNLÜ DEĞERLENDİRME YAPACAĞIM. ÇATI PARTİSİ MESELESİ ASKIDA KALDI. İKİ YILDIR ÇALIŞILIYOR AMA GELİNEN AŞAMA DA KONGRENİN DE GENİŞLEME PESRPEKTİFİYLE YAPILACAK OLMASI DOLAYISIYLA BU KONUNUN NETLEŞMESİ GEREKİYOR VE BUNUN RAPORU ÖNDERLİĞE DE SUNULMALIDIR. BU ALANDA ÇALIŞMA YAPAN ARKADAŞLARIN DA KAFASI KARIŞIKTIR. GAZETELERDE DE BU KONUYLA İLGİLİ YAZILAR YAZILIYOR. “BDP’ YE GİRMEYEN KARŞI DEVRİMCİDİR” DENİLİYOR. ARTIK BU KONUDA KESİN BİR KARARA VARMALIDIR. KONGRE İÇİN BELİRTECEĞİM FARKLI BİR ŞEY YOK. ZATEN ÖNDERLİK ÇERÇEVEYİ KOYMUŞ. GRUPTA ASLINDA SEÇİM YAPMAYACAKTIK. ANCAK, GRUP BİRAZ DAYATTI KENDİNİ. BİR FORMÜL BULMAK ZORUNDAYDIK KONGREYE KADAR. NİHAYETİNDE ESKİ GÖREVLENDİRMELERLE DEVAM EDİLDİ.

SÜREÇTE CİDDİ BİR BOŞLUK YAŞANDI SİYASİ ALANDA. PARTİ KAPATILDI. İSTİFA KARARI VS. DERKEN VEKİLLER GİTTİ EVİNDE OTURDU. SIRADAN BİR SÜREÇ YAŞAMADIK. ÖNDERLİĞİN HAYATI TEHLİKEDEYDİ. AMA GRUP AĞIRLIĞINI KOYAMADI. YEREL YÖNETİMLER AÇISINDAN DA ZORLANDIĞIMIZ ALANLAR VAR. CİZRE BUNLARDAN BİRİYDİ. İHRACINA KARAR VERDİĞİMİZ BİRİ TOPLANTI DA KARŞIMIZA ADAY OLARAK ÇIKTI. ZAMANINDA SÜRECİ BİTİRSEYDİK BÖYLE OLMAZDI. 25 ÜYE VAR. 23’Ü BİZİM AMA 13’E 11 ZAR-ZOR KAZANIYORUZ. CİDDİ BİR DURUMDUR. IĞDIR İÇİN AYRI BİR PLANLAMAYA ULAŞTIK. MECLİS BAŞKANINI İHRAC ETTİK AMA YERİNE KİMSEYİ KOYAMADIK DAHA. SÜREÇTEN DOLAYI TOPLANTI VE TARTIŞMALAR YAPAMIYORUZ. BULANIKTA BELEDİYENİN SERHILDAN SÜRECİNDE HALKA SIKINTILAR YAŞATTIĞI SÖYLENİYOR. MALAZGİRT MESELESİNDE İŞTE POLİS MESELESİ VAR. YÜRÜTMEDEN ARKADAŞLAR DA BU DURUMLARLA İLGİLENEBİLİR. NİHAYETİNDE ÖRGÜTSEL VE GENEL DURUMLARDIR. ORTAK SIKINTILARIMIZDIR. ORTAKLAŞMAK TA GEREKİYOR. KOMİSYON OLARAK TA ZORLANIYORUZ. YERELİN ÇELİŞKİLERİ VAR, VE BU ALANIMIZDA YANSITILLMAK İSTENİYOR. ORTAKLAŞIRSAK BU DURUMLARI AŞARIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. YERELDEKİ SORUNLARAHAKİM OLAMAYABİLİRİZ AMA YÜRÜTMEDEN ARKADAŞLAR BU KONUDA BİZİ BESLEMELİDİRLER.

BASINDAKİ SIKINTI ÖNEMLİDİR. BİZLERİN DIŞINDA HERKES YAZIYOR. HASSAS BİR KONUDUR.

Y.: 10. KONGRE DE ÖNDRLİĞE ÖZGÜRLÜK KARARI VARDI. 2009 YILI BU AÇIDAN BİR BAŞARI SAYILABİLİR. GÜÇLÜ KAZANIMLAR ELDE EDİLDİ. ÖNDERLİĞE DÖNÜK SALDIRILAR BERTARAF EDİLDİ. AMA BUNU SÜREKLİ KILMAK GEREKİYOR. YAPIYORUZ SONRA OTURUYORUZ. BU TARZI AŞMAK GEREKİYOR. EYLEMLERİN BİR ANDA DURMASI YANLIŞTI. KADEMELİ OLARAK BİTİRMELİYDİL. BELKİ HALK KENDİ İNİSİYATİF KOYDU BAŞLATTI AMA BİZLER SÜRDÜRÜLMESİNİ SAĞLAMALIYDIK. BUNU YAPAMADIK. AYNI YOĞUNLUKTA OLMAZSA BİLE HAREKETLİLİĞİ KORUYABİLMELİYDİK.

SORUNLARDAN BAHSEDİLİYOR. DOĞRUDUR. DTK İÇİNDE FARKLI KESİMLER OLMALIDIR AMA BİZİM İNİSİYATİFİN DIŞINA ÇIKMAMALIDIR. HER KALKAN KENDİNİ ANLATIYORDU SON TOPLANTIDA. BİR ARKADAŞIMIZ KALKIP KENDİ SİYASETİMİZİ ANLATAMADI. KATILIM KONUSUNDA, ÖRGÜTLEME, PLANLAMA NOKTASIN DA SIKINTILARIMIZ VAR. DTK’YI DAHA YOĞUN İŞLETMELİYİZ.

SİYASİ ALANDA SIKINTILAR VAR. SÖZCÜLÜKTEN KATILAN, YÜRÜTMEDEN KATILAN ARKADAŞLAR DOĞRU PERSPEKTİF SUNAMIYOR. HAKİMİYETLERİ YOKTUR. BASINLA İLGİLİ SIKINTILAR BİR TÜRLÜ BİTMİYOR. YAŞANAN EYLEMLERİ YANSITAMIYORLAR. EYLEMLER YOĞUN AMA BASINIMIZ SÜREKLİ BİZLERİ DÖVDÜKLERİ ANI GÖSTERİYORLAR.

AMED İÇİN MİTİNG KARARI VARDI. NİYE, KİM İPTAL ETTİ? BAYDEMİRİN BUNDA NE KADAR ETKİSİ VAR? ÇOK ÖN PLANA ÇIKTI. SONUÇTA BELEDİYE BAŞKANIDIR. TAŞ VE MOLOTOF KOKTEYLİ OLMAYACAK DİYOR. HERKES BUNU HAREKETİN EYLEM HATTI ZANNEDİYOR. AMED EYLEMLERİ İYİ GEÇMİYOR. SÖZCÜLÜĞE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİMİZ VAR. GENÇLİKLE ORTAKLAŞMIYORLAR. PAYLAŞIM YOK. ÖZELLİKLE SON İKİ AYDIR BU YAŞANIYOR. HAMLE NOKTASINDA GENÇLİK OLARAK TARTIŞMA YÜRÜTÜYORUZ. KOMİTEYE BİR KİŞİ DE VERDİK. AMA O ARKADAŞ NE YAPACAĞINI BİLMİYOR. KOMİTE GİBİ ÇALIŞMIYOR HAMLE.

Ş.: KENDİ KURDUĞUMUZ SİSTEME HAKİM DEĞİLİZ. ÇALIŞTIĞIMIZ ALANLARA HAKİM DEĞİLİZ. ÖNDERLİK VE HAREKET SÜRECİ GÖTÜRÜYOR. BU HALİMİZLE SÜRECİ NE KADAR GÖTÜREBİLİRİZ BİLMİYORUM. ALANLARDA SIKINTILAR VAR. YEREL YÖNETİMLERDE BOŞLUK VAR. DENETİM KURAMIYORLAR. DEFALARCA ELEŞTİRİLDİLER AMA ALANLARA GİTMİYORLAR. MUŞTA YAPILAN TOPLANTIDA YÜRÜTME ÜYESİ ARKADAŞ DIŞARI ÇIKARILIYOR. BÖYLE CİDDİYETSİZLİK OLMAZ

G.: KAÇ TOPLANTIDIR TEMEL GÜNDEMİMİZ SİYASİ ALAN OLUYOR. ÖRGÜTSEL DURUMUMUZU DEĞERLENDİRREMİYORUZ. AYNI GÜNDEMLERLE TARTIŞIYORSAK SÜREKLİ KENDİ VARLIK NEDENİMİZİ SORGULAMALIYIZ. ALAN MERKEZLERİMİZ ALANLARINA HAKİM OLAMİYOR. MESELA BİLİM AYDINLANMA BASINDA BAZI KONULARA HAKİM OLMALI VE BURAYA GETİRMEDEN BAZI SORUNLARINI ÇÖZMELİDİR. NEREDEYSE ÜÇ TOPLANTI AYNI ŞEYLERİ KONUŞUYORUZ. ALANLARIN PROBLEMİNİ KENDİ ALANLARINDA ÇÖZMEK GEREKİYOR. İDEOLOJİK ALAN BSININ YAYIN POLİTİKASINA MÜDAHALE EDİLMELİDİR.

ÖRGÜTSEL GÜCÜMÜZÜ TOPLUMSAL ALANLARA KAYDIRACAĞIZ DEDİK AMA SÜREKLİ SİYASİ ALANLA MEŞGUL OLDUK. ŞİMDİ KONGRE YAPILACAK. FARKLILIKLARI İÇİMİZE ALACAĞIZ AMA HALEN BUNA KARŞI KAYGILAR DİLE GETİRİLİYOR. SİYASİ PARTİ İDEOLOJİK ALAN DEĞİLDİR. DİLİ, ÖRGÜTLENMESİ FARKLIDIR. BUNA İMKAN TANIMALIYIZ. BİR GEÇİŞ SÜRCİ YAŞANIYOR. YARDIMCI OLMAK GEREKİYOR.

EYLEMLERİ ÖRGÜTLERKEN SADECE MECLİSLER YADA PARTİYLE SINIRLI KALIYORUZ. FARKLI ÇEVRELERİ KATAMIYORUZ. BİZ BİZE EYLEM YAPIYORUZ. SİYASAL ALAN DA BİR ÇOK KONUDA POLİTİKASINI NETLEŞTİRMELİDİR. BİZDE HEP KRİZLERDEN SONRA POLİTİKA BELİRLEME DURUMU VAR. AMA ARTIK BİR ÖNGÖRÜMÜZ OLMALIDIR. YENİ POLİTİKALAR ÖRGÜTLEMELİYİZ.

ŞUBATA KADAR EYLEMSİZLİK DURUMUNU DA DOĞRU BULMUYORUM. BÜYÜK OLMAZSA DA BAZI EYLEMLİLİKLER GELİŞTİREBİLMELİYİZ. SOSYAL ALANDA ÇALIŞMALAR YAPILABİLİR.

M.(DİVAN): MUŞLA İLGİLİ YAPILAN BİLGİLENDİRME TAM OLARAK ÖYLE DEĞİLDİR. YÜRÜTME ÜYESİ DIŞARI ÇIKARILMAMIŞTIR.

A.: KOMİSYONUMUZUN TEMEL İKİ PRENSİBİ VAR. MUTLAKA YÜRÜTMELERİMİZE HABER VERİRİZ VE GİTTİĞİMİZDE DE GÜNDEMİ TARTIŞIP ÖYLE TOPLANTILAR ALIRIZ. FARKLI DİL VE ÜSLUP KULLANILIYOR DENİLİYOR. OLABİLİR. AMA BİR MODEL ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ VE BİTİRMEK ÜZEREYİZ. PLANLAMADAN SONRA HERŞEY DAHA YERLİ YERİNE OTURACAKTIR. İDEOLOJİK EĞİTİM ÇALIŞMASI DA YAPACAĞIZ. YÜRÜTMEYE YENİ KATILAN ARKADAŞLARINIZ VAR. TUTUM BELGEMİZİ MUTLAKA OKUMALILAR. KENDİ HUKUKUMUZU BİLMEMİZ GEREKİYOR. BİRÇOK YÜRÜTME ÜYEMİZ BELEDİYENİN İŞLERİNE MÜDAHALE EDİYOR. BUNA DİKKAT EDİMELİDİR. SİYASİ DOĞRULTU VERMEKLE İLGİLİYİZ.

SİYASİ ALAN DAĞINIKTIR. YAKLAŞIK SEKİZ AYDIR SADECE BİR TOPLANTIYA KATILDIM. BURADAN ARKADAŞLAR SİYASİ ALANDA YER ALIYOR AMA ALAN ÜZERİNDE BİR ETKİLERİ YOK. BÖYLE GİDERSE ÇOK CİDDİ SIKINTILAR YAŞANACAK. ALAN KENDİ RAPORUNU DA SUNMUYOR. SUNSAYDI KATKI DA SUNABİLİRDİK.

2009 YILINDA SİYASİ PARTİ İLE YÜRÜTME İLK KEZ BU DÜZEYDE UYUMLU VE ORTAK ÇALIŞMIŞTIR. BAZI ŞEYLERİN HAKINI DA VERMEK GEREKİYOR. PERSPEKTİF EKSİKLİĞİ OLDUĞU DOĞRUDUR. KAOTİK BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ. İDEOLOJİK VE SİYASİ PERSPEKTİFLER GÜÇLÜ SUNULMALIDIR.

YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ DE YÜRÜTMEYİ DİKKATE ALMADIĞIMIZ DOĞRU DEĞİLDİR. YİNE DE ELEŞTİRİLERE DİKKAT EDERİZ.

H.(DİVAN): NURİ YAMANIN GRUP BAŞKANI OLMASI GEÇİCİDİR. BOŞLUK YAŞANMAMASI İÇİN BÖYLE BİR FORMÜLE GİTTİK. SON BİR AY İÇİNDE DEVLET ALANA EPEY YÖNELDİ. DEVLET GRUBU DÜŞÜRDÜ AMA GRUP TA KENDİNE YASAK KOYDU RESMEN! GİDİP EVLERİNDE OTURDULAR. OYSA HEPSİNE FİİLİ DEVAM EDİN DEMİŞTİK. BU NEDENLE BOŞLUKTA OLUŞTU. BİZLERİN RESMİ SIFATI DA DÜŞÜNCE GÜVENLİK SIKINTISI ORTAYA ÇIKTI. ESKİSİ GİBİ HAREKET EDEMEDİK. BU SÜRECİ İYİ YÖNETEMEDİĞİMİZ DOĞRUDUR. ÖZELEŞTİRİSİNİ DE VERDİK. İKİ GÜN ÖNCE GRUP VE MYK ORTAK TOPLANTI ALDIK. KİMİ DEĞERLENDİRME VE NAZI SONUÇLARA ULAŞTIK. AMA MOTİVE ETMEK KOLAY OLMUYOR. HERKES KENDİNİ BOŞA BIRAKMIŞ. S.’İN ROPÖRTAJINI OKUMADIM. DEĞERLENDİRMESİNİ YAPARIZ YİNE. ÇIKAN YETERSİZLİKLERİN SORUMLUSU BİZİZ. YEREL YÖNETİMLER KONUSUNDA DA SIKINTILIYIZ. TECRÜBE EKSİKLİĞİ VAR. KOMİSYONDAKİ ARKADAŞLar NE YAPIYOR BİZDE BİLMİYORUZ. GENEL MERKZDE İKİ ARKADAŞIMIZ VAR. İKİSİ DE SÖZCÜDÜR. BİRBİRLERİNDEN HABERİ BİLE YOK. ARKADAŞLARIN ÇALIŞMA TARZLARINDAN KAYNAKLANAN SIKINTILAR OLUŞUYOR. BAZI BELEDİYELERE SADECE BİR KEZ GİDİLMİŞ. BAZILARINA ÜÇ-DÖRT KEZ GİDİLİYOR. HERGÜN BİR KAÇ BELEDİYEYE GİDİLEBİLİR. AMA GİDİLMİYOR. İKİ SÖZCÜ ARKADAŞIN TARZ VE YÖNETİMİNDEN DOLAYI BÖYLE OLUYOR.

HAMLE PLANLAMASINA İLİŞKİN İYİ BİR SÜREÇ YAŞADIK. ENERJİMİZİ DAHA DENGELİ, TASARRUFLU KULLANABİLİRDİK. PARLADI VE BİTTİ EYLEMLER. ZAMANA YAYABİLMELİYDİK. HIZLI BAŞLADI VE HIZLI BİTTİ.

SİYASİ ALANDA ÖZELLİKLE EYLEMLER SIRASINDA SOĞUKKANLI OLMAYI BAŞARAMADIK. ADLİYENİN ÖNÜNDEKİ EYLEM BÖYLEDİR. BELEDİYE BAŞKANLARININ TUTUKLANMASI KIYAMETİ KOPARTMADI EVET, AMA TEPKİLER DE OLDU. KİMSEYİ ADLİYENİN ÖNÜNE DE MAHKUM ETMEDİK. SOKAKTA EYLEM YAPILACAKTI DA BİZ Mİ BIRAKMADIK?

SOSYAL ALANI ÖNEMSİYORUM. DERNEKLER, KOOPERATİFLER, SİVİL TOPLUM DA ÖRGÜTLÜ OLMAZSAK, SADECE SİYASİ PARTİYLE BU SÜRECİ GÖTÜREMEYİZ. SENDİKALARDA, ODALARDA, ESNAFLARDA ÇOK TA ÖRGÜTLÜ DEĞİLİZ. BUNA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA OLMALIDIR. DTK ALTINDA TÜM HEPSİNİ BİR ARAYA GETİREBİLMELİYİZ. ADANA, MERSİN, İZMİR, İSTANBUL VB YERLERDE DERNEKLER VAR. SADECE İSTANBULDA 180 DERNEK VAR VE HEPSİ KÜRDİSTANİDİR. AMA AKP’LİLER ÖRGÜTLÜDÜR ORALARDA.

İDEOLOJİK ALAN BÜTÜN ALANIMIZIN PERSPEKTİF GÜCÜDÜR. BUNU YAPACAK GÜCE VE KAPASİTEYE HİÇBİR ZAMAN ULAŞAMADI. ÖRNEĞİN BDP KONGREYE GİDİYOR. ÖZGÜN BİR PERSPEKTİFİ OLMALIDIR. BASINDA, GAZETEDE BUNLAR YAPILMALIDIR.

MECLİSLEŞMEYE İLİŞKİN DAHA ÖNCE ELEŞTİRİLERİM VARDI. EĞER BU MEMLEKETTE BİZ MECLİS OLUŞTURAMIYORSAK, ZATEN KIYAMET KOPAR!. İYİ İŞLEYEN BİR KENT MECLİSİMİZ YOKTUR. EĞER İYİ BİR MECLSİNİZ YOKSA O KENTTE HAKİM OLAMAZSINIZ. YARIM YAMALAK MECLİSLER VAR AMA İŞLEMİYOR. BİR ARKADAŞ TUTUKLANINCA YADA ÇEKİLİNCE ORADAKİ TÜM ÇALIŞMALAR DAĞILIYOR. BURADA HER ALANI DEĞERLENDİRİYORSUNUZ AMA TOPLUMSAL ALANI DEĞERLENDİRMİYORSUNUZ. BU İŞ YAPMAMADIR. ORTAK BİR PERSPEKTİF TE OLUŞTURAMIYORUZ BU YÜZDEN. KENT MECLİSLERİ NAMINA ORTADA BİR ŞEY YOK. BUNU YAPMADIĞIMIZ SÜRECE ALANLARA HAKİM OLAMAYACAĞIZ.

R.(DİVAN): YAPTIĞIMIZ ELEŞTİRİLER SOYUT KALIYOR. SÖZCÜLÜĞE ELEŞTİRİ YAPILIYOR AMA ÇOK GÜÇLÜ DEĞİLDİR. GEREKİRSE HESAP TA SORULMALIDIR. SEKİZ AYDIR KRİZ YÖNETİMİ OLARAK GÖREV ALDIK AMA HALEN KRİZDEN ÇIKAMADIK. ÖNDERLİK 4 YIL ÖNCE MECLİSLER KONUSUNU GÜNDEME GETİRDİ AMA BİR MECLİSİ BİLE OLUŞTURAMADIK. BUNUN SEBEPLERİNİ İYİ BİLİNCE ÇIKARMALIYIZ. OLUŞTURDUĞUMUZ KURUMLAR HALKTAN KOPUKTUR. KNT MECLİSLERİNDE BELLİ BAŞLI BİR KAÇ KİŞİYİ BİR ARAY GETİRİP MECLİS OLUŞTURDUK DİYORUZ. 4 YILDIR TEKRARI YAŞIYORUZ. DAHA ÖNCE TARTIŞTIĞIMIZ DA 1 EYLÜLE KADAR MECLİS ÇALIŞMALARI BİTİRİLECEK DEDİK AMA KİMSE YAPMADI KİMSE DE HESAP SORMADI. EĞER KENT MECLİSLERİNİ OLUŞTURSAYDIK, SİYASİ ALANA BU KADAR HAPSOLMAZDIK. TOPLANTILARI BU KADAR BU ALANLA MEŞGUL ETMEZDİK. 200 ÜYESİ OLAN BİR MECLİS HERGÜN HALK TOPLANTILARI YAPSA BİNLERCE İNSAN ÖRGÜTLENEBİLİRDİ. UZUN VADEDE BU BİZE ÇOK ŞEY KAYBETTİRİR.

SİSTEMİN BU KADAR ÜZERİMİZE GELMESİ SİSTEMİ KURAMAMAKLA İLGİLİDİR. ÖNDERLİK YENİ BAZI ŞEYLER BELİRTİYOR. BULUNULAN ALANLARDA ORTAK ÇALIŞMALAR YAPILAMIYOR. YÜRÜTMEDEN ARKADAŞ TA ÜSTTEN MÜDAHALE EDİNCE HEM SORUN ÇIKIYOR HEM DE HEDEF HALİNE GELİYOR.

MECLİSLEŞME AÇISINDAN SOMUT TUTUM ALMALIYIZ.

SİSTEM ÜZERİMİZE AYRIŞTIRARAK, BÖLEREK GELMEK İSTİYOR. HİÇBİR ARKADAŞIMIZ DA BUNA GELMEMELİDİR. BUNA KARŞI ÖRGÜTSEL TUTUM ALMALIDIR.

SİYASİ ALANA İLİŞKİN ELEŞTİRİLER VAR. GENİŞLEMEDEN BAHSEDİYORUZ AMA BUNU KALDIRABİLECEK MİYİZ? FARKLI YAKLAŞIMLARI BENİMSEYEBİLECEK MİYİZ? BUNU DEĞERLENDİRMELİYİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

İÇİMİZDE DE FARKLI DÜŞÜNEN VEKİLLER VAR. DIŞIMIZDA DA VAR, GALİP ENSARİOĞLU GİBİ. AMA BİZ CEPHEDEN KARŞI ALIRSAK BUNLARI, SİSTEMİN İÇİNE İTMİŞ OLURUZ.

OPERASYONLAR SÜRECEK. BUNA KARŞI HALK VE HAREKET OLARAK TUTUMUMUZ OLACAK.

KONGRENİN GENİŞLENME, AÇILIM SİYASETİNİ BEN KALDIRABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNMÜYORUM. O NEDENLE YAPILMAMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.

SON YAPTIĞIMIZ TOPLANTI DA KİMİ ELEŞTİRİLER YAPILDI VEKİLLERE. KENDİLERİ DE KISMİ BİR ÖZELEŞTİRİ YAPTILAR. AMA BUNA NE KADAR UYUM GÖSTERİRLER BİLMİYORUZ. NURİ YAMAN SEÇİMİ BİZE AİTTİR. KARARINI BİZ VERDİK. SORUMLULUĞU DA BİZE AİİTTİR.

SİYASİ ALANDA ŞÖYLE BİR SIKINTI DA VAR; HALKIN EYLEMLERİNE KARŞI LİBERAL SÖYLEMLER KULLANILIYOR. BU DURUM DEĞERLENDİRİLDİ AMA TEDBİR DE ALMAK GEREKİYOR.

İL VE İLÇELER DE GÖREV YAPACAK ARKADAŞLARI ŞİMDİDEN TESPİT ETMEK, HAZIRLIKLI OLMAK GEREKİYOR.

H.C.(DİVAN): İL VE İLÇELER DE KONGRE YAPILACAK. DELEGELER MEVCUT ÜYELERDEN YAPILACAK. O NEDENLE ŞEHİT AİLELERİ BAŞTA OLMAK ÜZERE NİTELİKLİ BİR ÜYE KAYDI KAMPANYASI BAŞLATILMALIDIR. ŞİMDİDEN ÇALIŞMALARI BAŞLATILMALIDIR.

G.: ŞEHİT AİLELERİ DİYEREK YİNE DEĞER PAZARLIĞI ALANI OLUŞTURMAMALIYIZ

M.(DİVAN): BÜYÜK OLASILIKLA BİR OPERASYON DAHA OLABİLİR. ŞUBAT AYI İÇİNDE GELİŞEBİLİR BÖYLE BİR ŞEY. 2010 PLANLAMAMIZI DA BİZ O AYIN İÇERİSİNDE YAPARIZ. ÖNDERLİKTE 15 ŞUBAT TARİHİNİ VERDİ. HAREKETTE SON DEĞERLENDİRMELERİNİ YAPACAK. VE 2010’NU BELİRLEYECEK BİR MÜCADELE BAŞLAYACAK.

14 NİSAN OPERASYONUYLA BİRLİKTE ALAN ÖRGÜTÜNÜN YETERSİZLİĞİNDEN BAHSEDİLDİ. HİÇBİR ÖRGÜTTTE TAM BAŞARILI BİR YÖNETİM YOKTUR. 14 NİSANDAN SONRA CİDDİ BİR DAĞINIKLIK YAŞANDI VE EN YOĞUN POLİTİK SÜREÇTİ. HAREKET TE KENDİ HAMLELERİNİ YAPTI. ABD EKSENLİ GELİŞTİRİLMEK İSTENEN SÜRECE KARŞI BİR TUTUM SAHİBİ OLDUK. SURİYE, IRAK, İRAN HEPSİ BU SÜRECE DAHİL EDİLDİ. HAREKETE YÖNELİK GELİŞTİRİLMEK İSTENEN KÜRT POLİTİKASI BİZLERE DAYATILDI. AMA OPERASYONA RAĞMEN DE BU ALAN SVUNULDU. BU AÇIDAN BEN YÜRÜTMEYİ DE, SİYASİ PARTİYİ DE BAŞARILI GÖRÜYORUM. YETERLİ OLMAYABİLİR AMA DURUŞ OLARAK GÜÇLÜ TUTUM GÖSTERİLDİ. MESELA, İSTİFA MESELESİ DAHA DOĞRU DEĞERLENDİRİLEBİLİRDİ. HALKA MAL EDİLİP GÜÇLÜ BİR MOTİVASYONLA HEM AKP TEŞHİR EDİLEBİLİRDİ HEM DE KAZANIMLARIMIZI BÜYÜTEBİLİRDİK. YETERSİZLİKLER YAŞANDI AMA AÇIĞA ÇIKAN SÜREÇTE BAŞARILAR DA ELDE EDİLDİ. BUNDA ALANIN DA ROLÜ VARDI. ÖZELİKLE SİLOPİ İLE BAŞLAYAN SÜREÇ HER AÇIDAN BİR KAZANIM SÜRECİDİR. ÖNDERLİĞE EV HAPSİ STATÜSÜNE KADAR BU SÜRECİ GÖTÜREBİLİRDİK AMA YETERSİZLİKLERİMİZ BUNA ENGEL OLDU.

ARKADAŞLAR SÜREKLİ ÖNDERLİK VE HAREKETTEN BAHSEDİYORLAR. BURASI DA HAREKETİN BİR PARÇASIDIR. BİZ DA BU HAREKETİN KADROLARIYIZ. DOLAYISIYLA GELİNEN AŞAMA DA HEPİMİZİN EMEĞİ VE KATKISI VARDIR. NİHAYETİNDE BİR DÜZEYE ULAŞILDI. ELEŞTRİLER OLABİLİR AMA CİDDİ ÇALIŞMALAR DA YAPILMIŞTIR. FİZİKİ SALDIRI SIRASINDA BU KADAR EYLEM YAPAMAMIŞTIK. DEMEK Kİ BİR GELİŞME VAR. BUNUN ÖZGÜVENİ MUTLAKA OLUŞMALIDIR ARKADAŞLARDA.

HİÇBİR TOPLUM ÖNCÜSÜ OLMADAN AYAĞA KALKMAZ. HALK ÖNDERLİĞE BAĞLIDIR. PARTİYE GELMEZ AMA HER TÜRLÜ BEDELİ VERMEYE HAZIRDIR. ÖNDERLİKLE, HAREKETLE CİDDİ BİR PSİKOLOJİK SAVAŞ YÜRÜTÜLMEKTEDİR. BUNLARA HAAIRLIKLI OLMALIYIZ. YSRIN ÖBÜRGÜN ARKADAŞLARIN İDDİANAMESİ HAZIR OLACAK. ÖZEL YAŞAMI DA TARTIŞMA KONUSU YAPACAKLAR. BU KADAR SALDIRIYA RAĞMEN BU DÜZEYİN YAKALANMIŞ OLMASI ÖNEMLİDİR.

ALANLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER VAR.. YAKINDA BİR PERSPEKTİF YAZISI HAZIR OLUR. ALANLARDA BUNA GÖRE HAZIRLIKLARINI, ÇALIŞMALARINI PLANLARLAR. YOĞUN HALK TOPLANTILARI YAPILACAK. ŞUBATIN 5 İNDE TÜM İLLERDEN RAPOR ALACAZ. KAÇ TOPLANTI YAPILDI, KAÇ KİŞİYE ULAŞILDI? BUNUN BİLGİSİ BİZE VERİLECEKTİR. YAPILAN HER TOPLANTI AKP TEŞHİRİNE DÖNÜŞMELİDİR. DEMOKRATİK İRADE AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR. BU TOPLANTILARDAN ÖNEMLİ SONUÇLAT ALINIRSA, 15 ŞUBAT, NEWROZ VE 4 NİSANI GÖRKEMLİ BİR ŞEKİLDE YAŞARIZ. BUNLARA DÖNÜK YOĞUN DEVLET SALDIRILARI OLURSA, HAREKETTE ASKERİ OLARAK DESTEK VERECEK VE AKP BU COĞRAFYADAN SİLİNECEKTİR. EĞER 4 NİSANA KADAR DEVLET KATLİAMDAN VAZGEÇMEZ VE ÇÖZÜME GELMEZSE HAREKETİN MEŞRU SAVUNMA GÜCÜ HALK SERHILDANIYLA BİRLEŞECEK VE GÜÇLÜ BİR SONUCA ULAŞILACAKTIR.

BU HALK AYLARDIR EYLEMDEDİR. EYLEM KONUSUNDA YARATICI OLDUĞUMUZ DA SÖYLENEMZ. DAHA ZENGİN EYLEM BİÇİMLERİNE ULAŞMALIYIZ.

GENEL MERKEZDE BAZI VEKİLLER BİZİ RESMEN TAKMIYOR! EĞER, BİZ GÜÇLÜ SEHILDANLAR VE ÖRGÜTLENMELER GERÇEKLEŞTİREMEZSEK CİDDİYE DE ALMAZLAR. DOLAYISIYLA, SİYASETİ DE GÜÇLENDİRECEK OLAN BİZİM BURADAKİ ÇALIŞMALARDIR.

BİR İLDE ÇALIŞAN ARKADAŞLARIN HANGİSİ AKŞAM MAHALLE ÇALIŞMALARINA ÇIKIYOR. KAÇ ARKADAŞ İLÇELERE GİDİP HALK TOPLANTILARI ALIYOR? GİTMEMEK SUÇTUR. HER AKŞAM HER ARKADAŞ EN AZ İKİ TOPLANTI ALMALIDIR. RESMİ BİNALARDA DEĞİL, EV TOPLANTILARINA KATILALIM, ÖRGÜTLEYELİM. HALKIMIZ ÖNCÜSÜNÜ YANINDA GÖRMELİDİR. BU SAATTEN SONRA SÖZCÜLÜK OLARAK HEM BİRBİRİMİZİ HEM DE YÜRÜTMEMİZİ DENETLEYECEĞİZ.

MECLİSLER KONUSUNDA PERSPEKTİFİMİZ OLMALIDIR. ARKADAŞLAR DA BÖYLE ÖALIŞIYOR KENDİ SAHALARINDA. ALANLARDAKİ YÜRÜTME DÜZEYİNDE GÖREV YAPAN ARKADAŞLAR BULUNDUKLARI YERDE ORTAK YÖNETİMLER OLUŞTURMALIDIR. KADIN, GENÇLİK, İL BAŞKANI, KÜLTÜR, BASIN VS. ARKADAŞLAR BİR ARAY GELMELİ VE ORTAK PLANLAMALARA ULAŞMALIDIR. BU GENELE YAYILIRSA AL SANA MECLİS ÇALIŞMASI!. YÖNTEM BU OLMAZSA, TALİMATLA İŞ YÜRÜMEZ. İKİ OPERASYONDAN SONRA DAĞILIR GİDERİZ. VE ÖNDERLİK ÇİZGİSİ BU ALANDA ZORLANIR. TARZ KESİNLİKLE KOLLEKTİF OLMALIDIR. BU YÜRÜTMENİN YÜKÜNÜ DE HAFİFLETİR.

PASİF, ETKİSİZ KALAN ARKADAŞLAR VARDIR. BUNLARI ÇALIŞTIRMAYI BİLMELİYİZ. MAHALLE MECLİSLERİ MUTLAKA KURULMALIDIR. ARKADAŞLAR GEREKLİ PERSPEKTİFİ SUNMALIDIRLAR. EYLEM, ÖRGÜTLENME, SOSOYAL DAYANIŞMA GELİŞTİRİLMELİDİR BU MECLİSLERDE. AKP VE FETULLAH CEMAATİ EV EV DOLAŞARAK BÖYLE YAPIYORLAR. HER MAHALLE DE KAÇ YOKSUL VAR. BUNLARIN RAPORLARINI İSTİYORUZ. BİZE SADECE EYLEM RAPORLARIYLA GELMEYİN.

İDEOLOJİK BİR MÜCADELE YÜRÜTÜYORUZ. ZAMAN VE TARAF GAZETESİ MAHALLELERE GİRMEYECEK. BİZİM GAZETEMİZ SATILACAK. BASINIMIZ EKONOMİK AÇIDAN ÇÖKME NOKTASINDA NEREDEYSE. ÖNDERLİK İMRALI DA KİTAP YAZIYOR. ÜÇ CİLT ÇIKMIŞ. YÜRÜTME OKUMUYORSA BU SUÇTUR. BU YÜRÜTMENİN DEĞERİ OLMAZ. OKUMAYAN KADRO OLMAZ. HELE ÖNDERLİĞİNİ OKUMUYORSA HİÇ OLMAZ.

BURADA HİÇBİR ARKADAŞIMIZ ŞİKÂYETÇİ USLUBU KULLANMAMALIDIR. ALANLAR KENDİ SROUNLARINI ALANLARDA ÇÖZECEKLER. SORUNLARINIZI BURAYA GETİRMEYİN. ÇÖZÜN VE GETİRİN RAPORUNUZU VERİN.

YOĞUN BİR PSİKOLOJİK SAVAŞ VAR DEDİK. MESELA DİYARBAKIRDA KÜRTÇE KONUŞULMUYOR. BU KONUDA SEFERBERLİK BAŞLATMALIYIZ. SOKAKTA KÜRTÇE KONUŞULMALIDIR. TOPLANTILARDA KÜRTÇE KONUŞULMALIDIR. SİYASETİN VE PAZARIN DİLİ KÜRTÇE OLMALIDIR. BİZE KARŞI ÖZEL BİR SAVAŞ VAR BU KONUDA. DUYARLI OLMALIYIZ.

YÜRÜTMEDEN ARKADAŞLAR GÜVENLİK DOLAYISIYLA ALANLARINI HABERSİZ TERKEDEBİLİYORLAR. BUNDAN SONRA OLMAMALIDIR. DİKKAT EDİLMELİDİR. TEKNİK KULLANILMAMALIDIR. HERALDE ARKADAŞLAR KULLANMIYORLAR. KURYE SİSTEMİ GELİŞTİRİLECEKTİR.

MECLİSLEŞME ÇALIŞMALARI, HALK TOPLANTILARI YOĞUN OLARAK BAŞLATILMALIDIR. 5 ŞUBATA KADAR YOĞUN BİR ÇALIŞMA YAPMAZSAK, SİYASİ PARTİ İSTEDİĞİ KADAR GÜÇLÜ OLSUN. ARKASINDA HALK DESTEĞİ YOKSA NE YAPABİLİR Kİ? ÖNDERLİK AKP YÜZDE ONUN ALTINA DÜŞÜRÜLSÜN DİYOR. SEÇİM TARTIŞMALARI VAR. BUNA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ.

SON OLARAK, HER ARKADAŞIMIZ KENDİ İLİNDE YEDEĞİNİ HAZIRLAMALIDIR. EN AZ 2 KİŞİ OLMALIDIR. PASİF KONUMDA OLSUNLAR. OPERASYON OLUNCA AKTİFLEŞİRLER. BU SÜRECİ KAZANMAMIZ İÇİN BÖYLE BİR ÖRGÜTSEL TEDBİR ŞARRTIR. ÖRGÜTSEL, SİYASİ, EĞİTİM VB. ÇALIŞMAKARI GÜÇLÜ SÜRDÜREBİLİRSEK, 2010’NUN ZAFER ZEMİNİNİ HAZIRLAYABİLİRİZ. İLK 4 AYI İNİSİYATİFLİ VE GÜÇLÜ YAŞAYAN TARAF BU YILI DA KAZANACAKTIR. TARİHİ SÜREÇ YAŞIYORUZ. DOĞRU, ZAMANINDA İŞLER YAPABİLİRSEK KAZANACAĞIZ. ÖNDERLİĞİ DE ANCAK BU ŞEKİLDE ÖZGÜRLEŞTİREBİLİRİZ.

PERSPEKTİF YAZISI HAZIRLANIYOR. HAZIRLANDIĞINDA BÜTÜN ALANLARA GÖNDERİLECEK. BUNA GÖRE HEMEN PLANLAMALAR ÇIKARILACAKTIR.

SİVİL TOPLUMLA İLİŞKİ GÜÇLÜ TUTULMALIDIR. ÖZELLİKLE ÖNDERLİK KONUSUNDA ORTAK BİR PLATFORMLAR OLUŞTURULMALIDIR.

SİYASAL ALAN YAPACAĞIMIZ HALK TOPLANTILARINA KATILACAKLAR. MECLİS ÜYEL

20.08.11

17 Ağustos 2011 Çarşamba

haber 7 de yayınlanan m ali hocanın yazınına yorum

değerli hocam nabza şerbet verdiğin anlamında demiyorum. gerçekten de seni seviyorum. ileri sürdüğün tedbirler alınsa -mesela hakakri şehrine yakın pkk kampları sürekli söylenir. ama oraya göz yumanlar operasyona da karşı çıkıyorlarmış.- ne iyi olur. bana kalırsa yakında kandil boşalacak her şey sınır içine oradan da -veya iran koridorundan- ermenistana kaydırılacak. mantıklı olan da bu. madem alevi ve ermeni kalkışma ana siklette türkiyenin kuzeyidir. ben derimki oraya dikkat. orada kripto rum ermeni laz nüfus almanlar tarafından diirltildi. sol örgütlere yaptırılan küçük protestolarla -hopa örneği- halkın sindirilmesi gündemde. iran şii suriye alevi, pkk da alevi ve ermeni ittifakı en iyi oradan beslenir. k ırak ve hakkari sadece sosyalist kürtleri ikna için kullanılacak. kaçakçılık da gelirken mazot ve her neyse giderken ne götürecekelrse ve nereye götüreceklerse ya da nasıl götüreceklerse o amaç için kullanılacak. ağrı dağı efsanesi rahat bir milliyetçilik konuusdur.

14 Ağustos 2011 Pazar

karayılan yakalandı idaası

KARAYILAN’IN YAKALANMASI

PKK’nın iki numaralı lideri olan  murat karayılan yakalandı. Murat karayılan KCK yürütme kurulunun da yürütme kurulu başkanıydı. Karayılan Urfalı bir Sünniydi.

Operasyon bizatihi pkk içinde operasyon yoluyla bölge hesaplarını değiştiren operasyondur. Biz olaya PKK içinde Sünni Kürt halkının desteğini hesaba katarak bakmalıyız.
Kişisel hayatı bir kenara bırakılacak olursa, bu olayın bölgemiz üzerindeki etkilerine bakmak lazım.

Kürtler açısından; 

Bu operasyonun Kürtlere etkisini PKK, KCK, BDP gibi ayrılıkçı Kürt  hareketi açısından değerlendireceğimiz gibi, Türkiye’de bu çizgi dışındaki Kürtler açısından; ırak Kürtleri; İran Kürtleri, Suriye Kürtleri açısından değerlendirebiliriz. Ayrıca Kürtlerin bir bütün olarak geleceği açısından da değerlendirebiliriz. Sırasıyla değerlendirelim.

1-      PKK , BDP VE KCK açısından;  bu üç ismi bir görmek lazım. Türkiye’deki sol ve ayrılıkçı Kürt hareketi demektir. Önemli unsuru olan PKK’dan başlayalım. PKK moral kaybına girecektir. Bunu telafi için Türkiye içinde operasyonlara ağırlık verecektir.  Bu seferki operasyonları sivilleri de kapsayacak ve hükümeti askeri yapıyı zor duruma düşürecek. 

2-      PKK ve liderlik; liderlik bu olaydan sonra askeri ve siyasi açıdan Ankaralılar grubunun eline geçecektir. Bunlar ise alevi  ve derinci olduklarından  operasyonlar Türk iç siyasetini de dizayn amaçlı olacaktır.

3-      Kandilin konumu açısından; kandil artık o kadar güvenli görülmeyecektir. Kandilde varlığını devam ettiren PKK önemli unsurlarından bir kısmını Ermenistan’a kaydıracaktır. Böyle yapacaktır. Çünkü PKK Avrupa destekli bir hareket olduğundan Avrupa’dan destek alması  kolaylaşacaktır. Sadece Avrupa da değil Rusya ve Ermenistan’ın desteği bu yolla mümkün olacaktır.

4-      KCK açısından; KCK’da liderlik Sabri ok’a emanet  edilecektir.

5-      Türkiye içindeki Kürtler açısından; Kürtlerin PKK’sı teorisi bu olayla birlikte bitecektir. Onun yerini PKK’nın Kürtleri alacaktır. Sebebine gelince PKK içinde Sünni Kürt tasfiyesi hızlanacağından Sünni halk desteği azalacak. Bu ise operasyonları kanlı yapsa da Kürt desteğinin azalması sonucu bölgesel daralma yaratacak gelişmedir.

6-      İran Kürtleri açısından; burada Kürtler bulunduğu konumdan daha da geriye gidecektir. Ama çatışma kısıtlı da olsa devam edecektir.

7-      Suriye Kürtleri açısından; Suriye Kürtleri behoz ahmedin Türkiye içi şahin politikalarından dolayı sürüklenecek ve hem Türkiye2nin hem de Suriye’nin açık hedef haline gelecektir.

8-      Irak Kürtleri; İran’ın bu bölgede devlet kuruluşuna karşı olduğunu anladıklarından İran aleyhtarı politika güç kazanacaktır.

Irak - İran ilişkileri açısından;

Burada ırak’ın üç unsurunun etkilenmesine göre analiz yapılmalıdır.

1-     Kürtler açısından; Mevcut durum aynen devam edebilir dersek Kürtlerin bağımsızlıktan vazgeçtiğini de söylememiz lazım gelir ki o da Kürtlerin bağımsız olma nedenini sorgulamamıza yol açar. Şöyle ki ırak Kürtleri arap milliyetçiliğine karşı güvenlik amaçlı bağımsızlığa sürüklenmişlerdi. Kürtler bu özgürlüğü Sünnileri ezerek elde edebileceklerini iyi bildiğinden Şiileri desteklemişlerdi. Karşılığında ise bugünkü dikkate değer mesafeyi almışlardı.
2-     Kürtlere yönelik moral bozucu bu gelişme ıraktaki Kürt liderliğini tavır almaya zorlayabilir.
3-     Şiiler açısından; Kürt desteğini yitiren Şiileri Sünni Araplara karşısında zayıflatacaktır. ırak Şiilerini İran’a yakınlaştırmada hızlandırıcı etkide bulunacaktır.
4-     Sünni Araplar; iki önemli düşmanlarına karşı dış destek arayacaktır. Bu başlangıçta Arap devletleri olsa da asıl faktör Türkiye olmalıdır. Ancak Türkiye desteği Sünni Arapların Kürtlere baskı yapmama şartına bağlı olacaktır.
5-     Irak iç politikası Türkiye açısından daha olumlu hale gelebilir. Ama Basra körfezi çevresinde İran güçlenir. Kuzey ırakta ise Türkiye güçlenir.


İran açısından

İran Şii devlet olarak çok karlı duruma gelecektir. İran’ın kazançları madde madde şöyle sıralanabilir;

1-     İran kendisine yönelik operasyonda bir muhalefeti yok etmede mesafe almıştır.
2-     Türkiye’deki PKK İran’ın istediği liderliği sağlayacaktır. Daha güçlü alevi pkk.
3-     Suriye operasyonlarından İran Türkiye’den istediğini almaya çalışacaktır.
4-     Türkiye Suriye operasyonlarını devam ettirirse İran PKK’nın İran’dan yönetimine müsaade edecektir.
5-     İran isterse Ermenistan’a geçişi hızlandırır. Bu ise Türkiye’nin Kafkasya politikasını zorlar
6-     Sonra Karadeniz operasyonlara açık hale gelecektir.

Türkiye açısından

Hükümet açısından;  hükümet açısından olay

1-     kandile operasyonlara zorlanacaktır. Ancak operasyonlar askeri açıdan fiyasko ile sonuçlanabilir.
2-     PKK içte operasyonlar yaparsa hükümet alacağı tedbirleri arttıracaktır. Ancak insan unsuru açık hedef olacaktı.
3-     PKK bahanesiyle Kürtleri toptan suçlayıcı kışkırtıcı konuşmalar tavırlar güneydoğuda Türk unsurunu göçe İstanbul ve benzeri büyük yerleşim alanlarında silahlanmaya yol açacaktır. Bu anlamda nefsi müdafaalar artacaktır.


Suriye açısından; Suriye İran’ın tavrına göre rahatlar ya da daha fazla sıkıntıya girer. Suriye alevi azınlık tarafından yönetilen bir ülkedir. Çoğunluk ise Sünni Arap’tır. Kürtlerin de Sünni olduğu hesaba katılırsa aleviler açısından tek çıkış mevcut Suriye konumunu sürdürmesidir. Bunu da ancak İran aktif destek verirse mümkün görürüz.

Amerikanın planları açısından;

1-     Irakta Amerika’nın yeni planlarına uygun düzenleme olacaktır.
2-     Türkiye amerikanın isteğini dikkate alacaktır.
3-     Kafkasya’da amerikanın istediği politika gerçekleşecektir.

Şiilik -Sünnilik çatışması

1-     Şiilik İran’da güvenli limana kavuşmuştur. Çevre bölgelerde Basra körfezi İran’ın denetimine girecektir.
2-     Sünnilerin önemli gücü olan Türkiye’nin etrafında Kürt ve Arap toparlanması olacaktır.
3-     İran’a Kürtlerin tavır alması hızlanır ama sınırlı kalacaktır. Coğrafi  şartlar İran’ın lehinedir.