Powered By Blogger

11 Mart 2014 Salı

NURCU ABİME

NURCU ABİME

ERGENEKON OLAYINI CEMAAT KOMPLOSU GÖREN VE DE TAHLİYELERDE KAFASI KARIŞMIŞ BİR NURCU ABİME YAZDIM.
SEVGİLİ ABİM SİZ TAHLİYELER MAHKEMELER DEDİNİZ BEN DE İLHAMA GELDİM GALİBA.

Sevinsene sayın abim. Yazılarında hayali ergenekon diyordun. Bak gün senin devran senin. Ha bu arada bir müjde daha 13. mahkeme üyeleri de bu gün darağacına gönderiliyormuş. Artık yanlız değilsiniz. Baş mücahid perinçek bilenmiş olarak saflarınıza katılacak. Cemaate ateş püskürmüş. Yakıp yıkacağını ilan etmiş. Başbakanın her ne kadar haşhaşi dese de kesmeye yakamay eli varmadığından baş fedaisini çıkardığı bu günler ne mutlu günler, değil mi? artık o hedef gösterecek o yakacak yıkacak o oh oldu diyecek o daha yok mu dediğinde bi dakika sabır diyecek. Sonra sizler sonra sizler şenlik kınalarınızı gül desenlerle ellerinize yakın. Bayramlıklarınızı giyin. Badem bıyıklarınız o gün gül yağlarıyla sıvazlayın. Takımlarınızı giyin. Cevşen mutlaka iç cepte takke mutlaka arka cepte bir tarak cüzdan arasında olsun. Misvak da olsun. Ha kırmızıları unutmayın. Bulabilirseniz en pırlantasından olsun. şenliğe gidin. Vakti geldiğinde abdestli vakti geldiğinde tesbihatlı vakti geldiğinde cehri vakti geldiğinde devetlularımız için de dualar yapın. Ama seslisi makbuldur. Hepimiz kardeşiz korolarına siz de iştirak u amal düsturunca katılın. İranı, Turanı, Horasanı ve de Bediuzamanı unutmayın. Nahoş kelimeler de duyacaksınız. Aldırmayın. Vazifemiz irşad deyin meydana dalın. Aklınıza gelmesin Eskişehirler, Denzililer, Afyonlar. Hele 28 Şubat mış bilmem 12 martmış eylülmüş onlar mazide kaldı. Siz 27 Nisanı da unutun. Ama şunu unutmayın 7 Şubat, Mavi Marmara, 17 Aralık ve illaki sadeleştirmeler. Onları unutursanız İsraili Amerkayı unutursunuz. Onlar varken siz İranı şiayı zaten hatırlamazsınız.

Hele hele asılan bir pankartın mest ruhunun unutturduğu devletlu hediyeleşmesini -bazı densizler rüşvet derler ya ha o işte- gözümüz tok deyip geçrsiniz. Sonra o gün unutulur mu canıııım hani şu işaretul icazın merasimi. Orada hakiki alimler tescili ödüllerini alırken sahte alimler de yuhalanmıştı ya. O gün nasıl da mest olmuştunuz değil mi? İşte bunlar yad-ı tarihtir. Eee ne diyorduk? Mücahidi ekfer doğu paşamız ve bil umum karargahı sağ salim hem de bilenmiş kılıç gibi kınından çıktı ya artık asacaklar kesecekler. Omuz üstünde baş damarlarda duracak kan bırakmaycakalr . Tepe tepe haşhaşi cesedleri kadınlı erkekli çocuklu yığılacak. Dünyanın dört bir tarafı bunlardan temizlenecek . Onlara hedef beldetun tayibetun reisinden gösterilmişti. Ora idarecilerine adamcağız ne kadar dil dökse nafile. iş başa düşünce bizzat gidip son ine son cine varana kadar yok edecek. asık suratı asaletinden olsa gerek. parmağını ileri uzatacak. avazı çıktığı kadar kan emicileeeeer diyecek. vampirler diyecek. sülükler diyecek. cehenneme gidecek sapıklar diyecek ve coşkun ordusu Yahya kemalin şiirlerindeki gibi "bin ordular" olarak ileri atılırken mehter marşı da eşlik edecek tabi.

Yeri göğü inletecek avazlar, toza dumana karışmış deryalar denizler. hasır gibi ezilmiş dağlar. kağıttan kuleleri ezik asya avrupa  şehirleri, yerle bir olmuş amerika gruru gök delenler. korkudan tünemiş özgürlük anıtı, hışmından alav alav dünyayı saran bu kutsal  seferin erittiği buz dağları  ve afrika sazlıkları  tek tek taranacak. haşhaşiler temizlenecek. Doğu paşamızın ilk tahliyedeki 19 neferi ve kendisi arkasında bir o kadar fevc fevc mücahidini vatan haşhaşi avında oalcak.  Onlar hedefe son nefer kalıncaya kadar gidecekler. Onların ardında orducu alimler olarak sizler. Tekbiratlar, tebşiratlarla ilerleyeceksiniz. En son Pensilvanya da büyük bir seremoniyle baş haşhaşi de maktulllar arasına gönderildikten sonra artık dönebilirsiniz.

Ha bu arada gelecek nesillere de bir hatıranız olsun. Mesela fotoları çekin. Mesela filime alın. Hani montajsız olanından ve gerçek seslerden efektlerle dolu olsun. Öyle gerçekçi olsun ki kıyamet sahne canlandırılsın. Kitapları da unutmayın. Tek tek celse celse mevki be mevki tasvirler kayıtlar kitaplara düşülsün. Kapakları kara bezden ser levhası tabiki haşhaşiyun olsun. Alta ressam fırçasından palabıyıklı doğu paşa ve sergerdeleri sarı bıyıklı adam ve tabi sizler. Kapakta sözlerin latin kaligrafisinin en güzel hattı olsun. Tebessüm edin. Gülme ayıp kaçsa da tebessüm şart. Ve sonra ana vatana avdet edin. Artık mesut ve mutlu olabilirsiniz. Kapıları açık devr-i eman deyip rahat uyku diyebilirsiniz. Korkunç rüyalar amle edilemeyeceği için tevilsiz kalsın.

eğer bir gün kitaplarınız elinizden alınır ya da yasaklanır ya da mazi tekerrur ederse birazcık vicdan azabı duymak nasipte olsun. hani ulu emr dershanleri kapatıyor istediğini sürüyor istediğini  azarlıyordu ya işte sizin ki de ondan.

Doğu paşa size de kin kussa da aldırmayın. Ucunda cennet olan ölümü kim istemez. Hadi doğu paşa sizleri canından bezdirdi diyelim aldırmayın. Dualarda Allah belasını verecek dersiniz olur biter. Bir gün doğu paşa can tenden ayrılmış zebella yerde yatarsa da minareyi hatırlayın. Hani fıkrası vardı ya işte o fıkra. ama hiç de aklıma gelmedi.

8 Mart 2014 Cumartesi

TEVİL DE YALAN MIDIR?

TEVİL DE YALAN MIDIR?

TEVİL YAPAN YALAN SÖYLER Mİ? SÖYLEMEZ DİYORSANIZ FIKRAYI OKUYUN.

Bir kadın uçakla yurt dışından dönmektedir .yanında oturmakta olan rahibe "özür dilerim peder, sizden bir iyilik isteyebilir miyim?" diye sorar. rahip "elbette kızım, senin için ne yapabilirim?" diye cevaplar.

Kadın durumu açıklar: "işte problemim; kendime yeni bir epilasyon aleti aldım ve buna oldukça yüklü bir para saydım. sanırım limitlerin oldukça üzerine çıktı ve gümrükte elimden alırlar diye korkuyorum. acaba gümrükten geçişte bunu cübbenizin altına saklayabilir misiniz?"
rahip "tabi ki yapabilirim evladım ama biliyorsunuz ki ben yalan söyleyemem." diye yanıtlar.
kadın "çok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz var peder, eminim ki size soru filan sormazlar" der ve pahalı epilasyon aletini pedere verir.

Uçak havaalanına iner. peder gümrükten geçeceği sırada görevli "sayın peder, bildireceğiniz herhangi bir yükünüz var mı?" diye sorar.

bunun üzerine peder "başımdan kuşağıma kadarki bölümde açıklayacağım herhangi birşey yok, evladım" der.
bu yanıtı haliyle görevliye tuhaf gelir. görevli "peki kuşağınızın altında kalan bölümde neyiniz var?" diye sorar.
peder ise tevil sanatını kullanarak: "kadınların kullanımı için dizayn edilmiş mükemmel, küçük bir alet var,
ancak şimdiye kadar hiç kullanılmadı!"
görevli kahkahadan kırılarak: "tamam peder geçebilirsin, sıradaki!."

10 Şubat 2014 Pazartesi

MEB BAKANI NABİ AVCI DERSHANELER MESELESİNİ KAST EDEREK "CAMİADA ÖZGÜVEN EKSİĞİ VAR" DEMİŞ

Suat Güven
MEB BAKANI NABİ AVCI DERSHANELER MESELESİNİ KAST EDEREK "CAMİADA ÖZGÜVEN EKSİĞİ VAR" DEMİŞ
iki sebebi var; 1- dershaneler eğitim için kaldırılmadığından -yani niyetin yemek üzerine kurulu- sulu sabun söz ve davranışların onlarca değer bulamıyor. 2- haklısın. nedenine gelince haklı oldukları konuyu hakkıyla açıklayamadıklarından dolayı. mesela sınav ösym mahsülü olduğu halde stratejik savunma okul eğitiminin yetersizliği üzerinden yürütüldü. halbuki ileri hamleleriyle cevap verilebilecek konuydu. sınavı çeşitlendirme. sistemi ösym ile bağlantılı sınavın dershanelerini de ösym ile irtibatlı hale getirme önerisi ve beraberinde teknik düzenleemler için önerilerde bulunmalar yapılmadı.
öyle bir beyin fırtınası yapılacaktı ki o teklifi getirenlerin hanyası konyası karışacaktı. ne mi diyorum? efendim. ille de okul ve HEM yeterli diyenlere bilançolar çok iyi çıkarılırdı.
1- okul evvele dershane kalitesinde kadroya sahip olacak ve fiziki şartları itibarıyla da dershane içeriğini havi oalcak denilecekti.
2- okul dershane olursa başlığı açıalcak okulun olmasa olmazlarının hasar tespiti bir futurist uzman kabiliyetiyle anlatılacaktı.
3- hem dershane hem okul için ekstra fiziksel imkanların ve müfredatların çeşitliliği vurgulanacaktı
4- hem hiç iyi çare değil, vurgusu iyi yapılacaktı.
5- mevcut sektör analizleri de ayrıntılı yapılacaktı
vs vs
yapıldı mı? yapılmadı. neler savunuldu peki? bu gün birilerince değer ifade etmeyen rehberlik ve ahlak vurgusu. yani devletin yapamadığını biz yapıyoruz, havası. adamların zaten kıl olduğu ve bu yüzden paralel devlet yaftasını yapıştırdığı mevzu. diğer sektör rakipleri için bir mana ifade etmeyen bu savunma birilerince savunma için oluşturulan malzemelerin karşı savunma için kullanıldığı günlere şahit olduk.

27 Ocak 2014 Pazartesi

GAZETECİ YUSUF KAPLAN NE DEDİĞİNİN FARKINDA MI?



GAZETECİ YUSUF KAPLAN NE DEDİĞİNİN FARKINDA MI?

RİSALE HABER'DE YAPILAN ALINTIYA

 Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan "10 Emir"i yazdı. Ana başlıklar altında açıklamalarda bulunan Kaplan, Bediüzzaman Hazretlerinden örnek verdi.

"Sille-tokat yeseniz de ülkenizi terketmeyeceksiniz!" bölümünde "Ülkenizde nefes alıp vereceksiniz! Hakikat diye bir derdiniz varsa, bunun çilesini ülkenizde çekeceksiniz! Tıpkı Bediüzzaman gibi, sille yiyecekseniz, tekme yiyeceksiniz ama aslâ ülkenizi terketmeye yeltenmeyeceksiniz!" ifadelerini kullanan Kaplan, diğer emirleri de şöyle sıraladı:

1-Zorbalardan değil, Allah'tan korkacaksınız!
2-Takiyye'ye değil, takva'ya sarılacaksınız!
3-Kardeşlerinize değil, şer güçlere tuzak kuracaksınız!
4-Mevzilerini yitirenlerin muvazenelerini de yitireceklerini bileceksiniz!
5-Araçları, amaçların önüne geçirmeyeceksiniz!
6-Zalimlerin değil, mazlumların çocukları için gözyaşı dökeceksiniz!
7-Cemaat bayrağını değil, ümmet bayrağını dalgalandıracaksınız!
8-Açık oynayacaksınız
9-Hakikati teslim almayacaksınız, hakikete teslim olmaya bakacaksınız!

Bediuzzamnla hoca efendinin durumunu karşılaştırmalı vermeler moda oldu. Efendim öncelikle şu tespiti yapalım. Bediuzzaman Van'dan rızası dışında cebren ve hayatının son dakikasına kadar zorunlu ikamete tabi tutuldu. Bulunduğu şartların zorluğuna bakmadan hizmetini sürdürdü ve bugün İslam adına ciddi dirilişi onun bu hizmetine borçluyuz. Hoca efendiye gelince ömrünün kaç yılını Türkiye'de geçirdi? Cevabını hemen vermeyin kastım şu hangi cenderelerden geçerek Türkiye'de kaldığı yılları soruyorum. Üstadımızın tanık olduğu darbe yok ama zorunlu ikameti var ve cebren. Hocamızın ise tanık olduğu üç darbe var. 12 Mart 12 Eylül ve 28 Şubat süreci. Şimdi bu süreçlerin her birinde Türkiye şartları da aleyhte iken vatan terk edildi de bunu mu dile getiriyor? Cevap hayır. 28 Şubatın Ecevit döneminde sağlık sorunu ile gittiği Amerika dan 2007 yılına kadar gelmemesini isteyen dönemin idarecileriydi. ülkede huzur kalmaz diyenler bizatihi bugün, neden dönmüyor? İstismarını yapanlardı. 

Şimdi genel modaya uyarak yazar da -özellikle hükümeti kayıtsız şartsız destekleme durumu da göz önünde bulundurulsun ve hükümete kumpas suçunu cemaat üzerine itina ile montaj işçiliğinin bu gruplar tarafından yapıldığı da hatırlanılsın- üstadın terk etmediği Türkiye'yi neden hoca efendinin terk ettiğini sorarak bir nakısa arar?

Gitmiş de ne olmuş? Orada şartlar ne kadar lehte? 2008 yılına kadar oturma izni bile verilmeyen birine mahkeme kararıyla oturma izni verilmiş ve bu komplo sayılıyor. Dikkat edin gelmesin laflarının Türkiye'de konuşulduğu yıllar la tekabül eden ve hukuki durumu tartışmalı bir kişi Amerika'da. O dönemde bu ve benzeri zevatın yazıları nasıldı peki? Bırakın o dönemi 3 ay öncesine kadar nasıldı? Karakter tahlili yapan yazar övgüler sıralamamış mıydı? Yalan mı yazdı? Daha düne kadar çiçek böcek ehli dedikleri nurcuların pazarına nerden icap etti de nur gibi yağdılar? Karakter tartışılacaksa çelişkiye dikkat 

Hoca efendinin orada yaptığı bazı hizmetleri nurcular anlamalı, evvela. Nedir hizmet? Açın mektubatı birinci mektupta sözü edilen Hz. İsa ve İseviler meselesine. Orada Müslümanlar eliyle tassaffi edilecek bir Hıristiyanlıktan söz ediliyor. Siz orada bunu nasıl gerçekleştireceksiniz? Hem irşadı hem isevi topluluğa muallim yetiştirilecekse okulu da mekânında olacak. Orada senin yetiştirdiklerin yarın bu dünyayı İslam'a yakınlaştıracaksa ey nurcular siz de mi körleştiniz? Ya üstadımızın çağrısını yerine getiren bu insanlar nasıl yardım edeceğiz? Peki, yazar bunu anlıyor mu? nerdeee hak getire. Detayı açıklanmayan açıklanmaması da gereken bu hizmetleri ifşa etmenin neresi İslam'a hizmet olacak? Olsun ne çıkar canım diyenlere 28 Şubat sürecinde memuriyetlerden atılmalar ve şimdiki tasfiyeler bir şey anlatmalı. Burada yapılıyorsa oralarda neden olmasın? Bunun adı takiye değil tedbirdir. İslam'da yeri ise ata et ite ot meselesidir.

Yazar sıralamış bıçak sırtı gibi cümleler. Mesela "Zorbalardan değil, Allah'tan korkacaksınız!" sorsak hangi zorba içte mi dışta mı? Öyle ya karşılaştırma ustad ile verildiyse ustadın dönemindeki zorbalar gibi günümüzde de zorba var demek olacağı için yazar savunduğu yöneticileri zorba yerine koyuyor. Peki, güzel yazar sen neden zorbaları savunuyorsun. Hayıflandığın ustad dönemine hocaefendi dönemini de ekleyerek zulmü arttırma sana ne kazandıracak? Sonra zorba yerine koyduğun başbakana karşı mücadele de İslamın emri oluyor. Demek oluyor ki Allahtan korktuğu için mücadele ediyor. Sen Allah korkusundan ne anlıyorsun? ustad korkmuş hocaefendi korkmuş sen korkmamışsın
Aşağıdaki maddeleri yorumlayalım.

"2-Takiyye'ye değil, takva'ya sarılacaksınız!"  tahkiye şiada var. hocaefendi şii mi? değilse şiilik davranışını hangi icraatında gördünüz? Takva diyorsunuz thakiye ve takva arasında nasıl bir bağlantı var? Aldatma bizi gerçek bir veli ol demekse hangi konuda aldatıldın hangi konuları yaparsa takva kabul edeceksin? Kıstası sen olduktan sonra Allah yanında billinecek bir vasıf olan takva nasıl alenileşecek? Cemaat ve hocaefendi için yapılan hangi suçlamalar tahkiyedir? Nedir bu takvalı davranışlar?

"3-Kardeşlerinize değil, şer güçlere tuzak kuracaksınız!"  öncelikle tuzak üzeride duralım. Türkiye'de sözü edilen yolsuzluk icraatlarının sacvı ve polis marifetiyle soruşturulmasıysa ve bu da tuzaksa kim kurmuştur? Belgeli mi? Birileri yolsuzluk yapılsın rüşvet yenilisin diye mi tuzak kurdu? Onlar içinde hocaefendi ve cemaati var mı? Yok, veya yoksa o halde rüşvet alma ve verme mi tuzaktır? Eğer oysa kendi nefisleri şeytanları ve insanlar arasında geçen bir hadisedir. Yani rüşveti alanlar ve verenler tuzak kurmuş.  Rüşvetin bir tarafında hocaefendi ve grubu yoksa tuzakta da yok demektir.  Açığa çıkması söz konusu ediliyorsa açığa çıkaran devletin maaşlı elemanları .. Zaten o da görevleri. Onların bunu açığa çıkarmaları nasıl bir tuzaktır ki velvelesini dinliyoruz? Şimdi söz konusu seçimler ve sonucunu etkilemeyse onu alanlar ve verenler kurmuştur. Ama birileri de şöyle düşünebilirler ya arkadaşlar siz dürüstlük üzerine bizden oy aldınız ve biz de bu dedikodu bile olmayan bu durum karşısında resmen aldatılmış hissediyoruz kendimizi demiyorlar da aaa rüşvet mi var demeleri mi tuzak? Şunu mu demek istiyor bize değil de rüşvet alan mesela solculara soruşturma yapılsaydı ve onlara sevinilseydi. Mesela onların seçimi kaybetmeleri sağlansaydı. Polise polis savcıysa savcı seyirciyse seyirci bize göz kapatsalardı ama karşı tarafı görselerdi mi demek isteniyor? Eğer öyleyse rüşvetin hükmü ne olacak? Ya da kardeşin rüşvet alanıyla şer güçlerin rüşvet alanı nasıl anlaşılacak? İllaki seçim sonucu biz şimdi insanların yüzüne nasıl bakacağız mantığından hareketle bu eseflenme yapılıyorsa rüşveti alan ve verenin şer güç olmasını merkeze oturtalım daha kolay çözeriz. Yoksa şöyle mantık olacak "biz savcı dedik polis dedik dürüstlük takva dedik onlar da bizim açığımızı yakaladılar. İyi mi?"

Fethullah hoca onların nefsi mi şeytanı mı ya da rüşvet vereni mi ki sen tuzak kurduğunu ileri sürüyorsun?

4-Mevzilerini yitirenlerin muvazenelerini de yitireceklerini bileceksiniz!
Haksızlık memurlarda ise kanun işletilseydi. Değilse.. Ya yazarın ileri sürdüğü mantıkta ise vay halimize!.  Görevden almalarda ise onun vebali çok büyük. Kış ortasında okul zamanında onca memur gerekçe gösterilmeden görevden alınacak ve buna mevzi nazarıyla bakılacak. Görevden almalardan söz ediyor ya zulmü alkışlayan da zalimdir. Haksızlığı hak idaa etmek de bu olmalı. Tam da bediuzzamanın karşı çıktığı şey de bu. Yapmayın etmeyin deme mi muvazeneyi yitirmedir yoksa en küçük bir adli girişime misilleme yapılması mı muvazene ile açıklanmalı? Demek siz insanların dengesi sarsılsın diye bunlar yapıyorsunuz ve yapıldığını kabul ederek seviniyorsunuz. Ahirette ne yapacaksın sayın yazar.

Ve diğer emirleri

5-Araçları, amaçların önüne geçirmeyeceksiniz!

Cemaatin estürmanları ve ne için kullanıldığını bilmeden sarf edilmiş bir cümle daha. Mesela Türkçe olimpiyatları nasıl düşünülmeli? Ona göre bu numune sunum amacın önüne geçmiş şeklinde tasavvur edilmiş anlaşılan. Diğer kastı dershaneler kendisinin de ısrarla savunduğu dershanelerin devamı cemaat tarafından savunulunca o dershaneler din hizmetinin önüne alındığını varsayıyor öyle de yazıyor. Amaç din araç dershane. Dershaneleri mi savunmalıyız amacı mı? Bilmiyor ki dershanelerin cemaat dışında ap ayrı bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktığını; bilmiyor ki dershaneler okul yapısında istenildiği kadar iyileştirme yapılsa dahi devam edecek kurumlar olduğunu; bilmiyor ki dershane ihtiyacı kapanmayacağından kapatıldığı günden başlayarak dershanelerin kurulma gerekçelerinin tartışılacağını... Evet bilmiyor. Beyefendi dershaneler meb bünyesinde değerlendirilmeden varlığı ya da yokluğu ne anlama gelir eğitim felsefesi açısından düşünseniz. Dershaneler sağda solda istismara açılacak gençleri koruyucu kalelerdir bunu anlasanız. Dershaneler hür teşebbüstür bitirilmesi bile düşünülmeyecek kadar zorbalık olduğunu anlasanız. Dershaneler kapatılsa ne olur canım siz de başka alanlarda hizmet edersiniz sığlığına düşmeden kapatacak iradenin o başka alanlardaki hizmetlere de kem gözlerle baktığının aşikâr olduğu bu günlerde yaptığınız tavsiyenin anlamsızlığını anlasanız.  Bir düşünün burasını da kapatacakların kendilerine başka hayat alanı bırakmadığını düşünenlerin önünde dikilme gelecek adına bir mücadele olduğunu düşünseniz. 

Sonra kapatmanın meşruluğunu savunanlara inandınız ya da bizi de inandırmaya çalışıyorsunuz diyelim peki kutsallığını savunduğunuz siyasi parti geleneğinin tekrar tekrar parti kurmasını mücadelesini nasıl anlayacaksınız?  Amaç dürüstlük amaç hizmet amaç din iken bu kavramları aşındıran günlük gelişmeler ve savunmaları nasıl savunacaksınız?

6-Zalimlerin değil, mazlumların çocukları için gözyaşı dökeceksiniz!

Kastettiğiniz İsrail muhabbetti. Peki, o konunun tartışıldığı günleri hatırladınız mı? Irak Kuveyt'i işgal etmiş. Irak çılgın lideri sayesinde salibin emsalsiz ateşini üzerine çekmiş. Sen ben her kes ağlamakta. O günlerde ırak halkı için dökülen gözyaşları ve sözler arasında Irakın savaşçılara değil de İsrail'e attığı, o füzelerin de Filistinlilerin bulunduğu yerlere düşmesi de cabası. Hangi sebeple olursa olsun savaşta kadın ve çocukların masumluğunu çok iyi bilen ve o korkuyu İslam adına insanlık adına ifade sizi neden hala daha rahatsız ediyor? Azerbaycan çocukları için ağladığında bayıldığında, kendisini dinleyenlere gidin oralarda bir şeyler yapın dediğinde ve gereğinin yapıldığı o günlerde sahi siz ne yapıyordunuz? Bırakın bu martavalları

7-Cemaat bayrağını değil, ümmet bayrağını dalgalandıracaksınız!

Ümmet adına cemaat kadar yapılan çabaların kaçta kaçını yaptınız? Peygamberimiz siz ve sizin gibiler eliyle ne kadar anlatıldı da siz ümmet yerine cemaatin oturtulduğunu idaa ediyorsunuz?

8-Açık oynayacaksınız

Fazla söz ahmaklara söylenir. Sizin gibi akıllılar imadan bile anlar. ve her doğru doğrudur her doğrunun her yerde söylenmesi doğru değildir.

9-Hakikati teslim almayacaksınız, hakikate teslim olmaya bakacaksınız!

Hakikati tarif edeceksiniz. Somut işareti de bu diyeceksiniz. Sonra da davete hakkınız olacak. Eğer kastettiğiniz siyasi parti ve lideri ise bilin ki o ve diğer siyasilerin tamamı sadece ve sadece dönemlik seçildi. Emanetçi seçildi.

Sonuç bu kadar açmazda kalan bir yazar bu dar düşünce ve yanlış tevillerin insanı kendisini dev aynasında seyrederken kaleme aldığı yazısında hocaefendiye dikte cümleler sıralıyor. Kimden ya da kimlerden cesaret aldığı belli ama onun entelektüel kişiliğine de yakıştıramadığım cümleleri böyle, işte. 

Beyefendi sen evvela yazdıklarını anlamaya bak. Cesaretin sirkatini de ifşa etmiş.