Powered By Blogger

19 Aralık 2013 Perşembe

CEMAATİN BAŞBAKANI

 CEMAATİN BAŞBAKANI

Hep söylenir ya cemaatin içine sızmış ajanlar var onlar hep operasyon yapıyor. Aslında cemaat de masummuş da içlerine her devletin ajanı yerleşmiş ve bunlar da türkiyenin kalkınmasını ileri gitmesini istemediklerinden operasyonları yapıyorlar. Nasıl yapıyorlar peki? Dediğimizde ise polis kisvesi savcı kisvesi giyerek yapıyorlar. Ve de medya ayağını da unutmamak lazım, diyorlar. Desinler. Desinler de biz de yuttuk, hani.

Örneklemeleri önce ordu üzerindendi.

Mesela bunlar bir ara orduya dadandılar ne kadar 1960 darbesinin ruhunu taşıyan general amiral ve de sivil varsa hepsine bir kulp taktılar; balyozmuş, ayışığıymış, andıçmış diyerek dava açtırdılar. o kadar ileri gittiler ki ordumuzun ne savaşacak gücü kaldı ne de terörle mücadele edebiliyor. Yarın düşman istilası başlarsa ne olur? Gerçekten öyle mi? Kurtuuş savaşının kaç general ve amirali vardı?, dediğimizde ise orası başka, diyorlar. Madem bu kadar kıyımı içler acısı görüyorsunuz neden 60 darbesinde 8 bin subay ordudan atıldı? Hem de yurt gerçek bir istila tehlikesi karşısındayken? 28 şubat sürecinde 10 asker şu ya da bu şekilde ayrıldı. Yine sorun olmadı.

Meğer ki mesele o değilmiş darbe yapacak general kalmamış orduda da dert yanma ondanmış. Varsın olmasın. Olmasın ki biz de biraz sivil yönetilelim. Ne zararı var bunun. Ama yok o dönemde bu böyle savunulmadı. Amerika tezgahıyla ordumuzun yıpratılması dendi.

Sonra istihbaratımız. her darbenin istihabrat desteği de olur. O ayıklandı mı? Yok. Ayıklanması lazım diyenler ayıklandı. Doğru mu yanlış mı zaman gösterecek.

Mesele dershaneden de öte planlanmalı

Dershaneler ve reforumlar meselesi gündeme geldi. Kapatma ya da dönüştürmeyi savunan hükümet. Tepki gösterenler de kurum sahipleri. Onların makul tepkileri de dış irtibatlı ele alındıya bravo. Sınavı yapan ÖSYM soruları hazırlayan ÖSYM okul müfredatı dışında soru sormayacam ama istediğim gibi eleme yapacağım diyen ÖSYM. Okullar normal eğitimini başarılı ya da başarısız verirler. Tartışma o noktada değil de ÖSYM nedir? Nasıl sorular hazırlar? Nasıl eleme yapar diye kara kara düşünen öğrencilerin yardımına feleğin çemberinden geçmiş ve o konuda bilgi birikimi yapmış öğretmenler ve öğretmenlerin kurumları hedef yapıldı? Neden hedef oldularsa? Ekonomik esitsizliğe ortam hazırlıyormuşda okul başarısını düşürüyormuş da rant kapısı olmuş da o bakımdan kaldıırlmaları milli bir meseledir. Kaldırdıktan sonra ise ÖSYM açığını okulların bünyesinde kurslarla ve halk eğitim kurslarıyla çözecekmişiz. Öğrenciler de mağdur olmayacakmış. Peki kurslar paralı mı parasız mı? denildiğinde cuzi para alınacakmış. Dokümanları kim verecek? Doküman kalitesini kim denetleyecek? Orası da irdelenmeli. Madem para alacaksınız bırakın özel çaba da alsın ve de hizmet kalitesini denetleyin. Rekabet de olsun. Öğrenci hangisini beğeniyorsa ona gitsin.

Hem kursların verdiği eğitimi MEB içinde anlamlandıramadığınızı söylemiştiniz. Doğrusu da oydu. Kursları da ÖSYM hizmetine bağlayın böylece daha iyi bir denetim de sağlarsınız. Buradan ÖSYM için bir gelir kaynağı da oluşturusunuz. Hatta hizmeti o kadar profesyonel hale getirisiniz ki uluslararası bir marka ve eğitim açılımı yaparsınız. Adını da pratik bilgi analizleri yaparsınız. Bu yapılamaz mı? Üzerine düşülürse yapılır.

Peki olan ne? Buradan siyasi bir vehm ve eyvah iktidarımızn yine bir kabuslu ruyası daha tevile muhtaç oalcak. İyisi mi ne şeytanın yüzü ne de selevat getirelim. Yıllar içinde ÖSYM türk gençliğini pratik bir gençlik haline getirmiş bunun gayrı resmi kurumları da dershaneler olmuş kimse buna bakmıyor.

Gelelim son hadiseye

Sonra ortaya çıkıyor ki iktidara öyle ya da böyle asalak olmuş tipler pislikler yapıyorlar ve bunlara bir tepki gösterilince de canhıraş okların başbakana uzandığını söylüyorlar. Eğer başbakanı seviyorsak bırakalım yetim hakkını yiyenleri yargı yargılasın. Polise suç buluyorsunuz. Polisin görevi asayişse uyuşturucu takibiyse yolsuzlukları araştırmaysa görevini yapmaması suç olmalı. Varsın şeriat parmak kessin varsın vatan millet din için herkes feda olmaya azmetmişken asalaklar temizlensin. Bunlar olursa başbakanın yolu daha da açık olur. Değilse bugün yok edeceğiniz cemaat olur yarın başka bataklıklar olur. efendim israil ve CIA tezgahı ile görüntülenmiş. Peki görüntülere ne demeli? Onlar mı dedi günah işleyin? Sen günah işlersen biri görüntüler. İster polisi yeteneksiz görüp İsrail Amerika tezgahı var deyin ister başka bir şey. Sonra inandığımız din demiyor mu kaydeden melekler var? Canım ahiret defterlerini de Mossad veya CIA tutmuyorya.

Peki bizi İran seviyor mu? Yavuz'u sevmeyen iran, Hz. Ömer'i sevmeyen İran,  Osmanlı'yı sevmeyen İran bizi niçin sevsin. sevmiyorsa içimizi rahat mı bırakacak? İran ajanları içimizde yok mu? Sorusunu da sormuş olalım.

Mesele rüşvet değilmiş mesele başbakanmış. Dersaneleri kapatırlar tepki alınca mesele dershane değil mesele başbakanmış. Kaset söylentileri çıkar yine öyle. Dış politika arızaları çıkar -çoğu da Amerika Rusya ile ters düşüldüğü için- eleştiri gelince mesele politika değilmiş mesele başbakanmış. Başbakan her kes bilir ki millete hizmet etmeyi çok seven bir fert hem de mümin bir fert. Ama başbakan da bir fanidir ve ondan da dostlarından da düşnalarından da uzun yaşayacak olan devlettir, millettir. Meseleyi başbakanın bekası yerine milletin bekasına bağlasak olmaz mı? hem öyle düşünürsek her kes akmeti kıymetince arzı endam eder.  vatan için öleni de hizmet edenide görmüş olacağız. darbecileri de asalakları da  görmüş olacağız.

Hani başbakanı seviyorsak bunu yapalım. hem sonra islam dininde itaat de var. hz. Ömer'in fırat nehri kıyısında kuzu kurda kaptırma hassasiyeti de var. on yılların hesabını yapacağımıza yüzyılların hesabını yapalım. a sevgili dostlar mesele cambaza baktırma olmasın mı?

Hiç yorum yok: