GAZETECİ YUSUF KAPLAN NE DEDİĞİNİN FARKINDA MI?
RİSALE HABER'DE YAPILAN ALINTIYA
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan "10 Emir"i yazdı. Ana başlıklar altında açıklamalarda bulunan Kaplan, Bediüzzaman Hazretlerinden örnek verdi.
"Sille-tokat yeseniz de ülkenizi terketmeyeceksiniz!" bölümünde "Ülkenizde nefes alıp vereceksiniz! Hakikat diye bir derdiniz varsa, bunun çilesini ülkenizde çekeceksiniz! Tıpkı Bediüzzaman gibi, sille yiyecekseniz, tekme yiyeceksiniz ama aslâ ülkenizi terketmeye yeltenmeyeceksiniz!" ifadelerini kullanan Kaplan, diğer emirleri de şöyle sıraladı:
1-Zorbalardan değil, Allah'tan korkacaksınız!
2-Takiyye'ye değil, takva'ya sarılacaksınız!
3-Kardeşlerinize değil, şer güçlere tuzak kuracaksınız!
4-Mevzilerini yitirenlerin muvazenelerini de yitireceklerini bileceksiniz!
5-Araçları, amaçların önüne geçirmeyeceksiniz!
6-Zalimlerin değil, mazlumların çocukları için gözyaşı dökeceksiniz!
7-Cemaat bayrağını değil, ümmet bayrağını dalgalandıracaksınız!
8-Açık oynayacaksınız
9-Hakikati teslim almayacaksınız, hakikete teslim olmaya bakacaksınız!
Bediuzzamnla hoca efendinin durumunu karşılaştırmalı
vermeler moda oldu. Efendim öncelikle şu tespiti yapalım. Bediuzzaman Van'dan
rızası dışında cebren ve hayatının son dakikasına kadar zorunlu ikamete tabi
tutuldu. Bulunduğu şartların zorluğuna bakmadan hizmetini sürdürdü ve bugün İslam
adına ciddi dirilişi onun bu hizmetine borçluyuz. Hoca efendiye gelince ömrünün
kaç yılını Türkiye'de geçirdi? Cevabını hemen vermeyin kastım şu hangi
cenderelerden geçerek Türkiye'de kaldığı yılları soruyorum. Üstadımızın tanık
olduğu darbe yok ama zorunlu ikameti var ve cebren. Hocamızın ise tanık olduğu
üç darbe var. 12 Mart 12 Eylül ve 28 Şubat süreci. Şimdi bu süreçlerin her
birinde Türkiye şartları da aleyhte iken vatan terk edildi de bunu mu dile getiriyor?
Cevap hayır. 28 Şubatın Ecevit döneminde sağlık sorunu ile gittiği Amerika dan
2007 yılına kadar gelmemesini isteyen dönemin idarecileriydi. ülkede huzur
kalmaz diyenler bizatihi bugün, neden dönmüyor? İstismarını yapanlardı.
Şimdi genel modaya uyarak yazar da -özellikle hükümeti
kayıtsız şartsız destekleme durumu da göz önünde bulundurulsun ve hükümete
kumpas suçunu cemaat üzerine itina ile montaj işçiliğinin bu gruplar tarafından
yapıldığı da hatırlanılsın- üstadın terk etmediği Türkiye'yi neden hoca
efendinin terk ettiğini sorarak bir nakısa arar?
Gitmiş de ne olmuş? Orada şartlar ne kadar lehte? 2008 yılına kadar oturma izni bile verilmeyen birine mahkeme kararıyla oturma izni verilmiş ve bu komplo sayılıyor. Dikkat edin gelmesin laflarının Türkiye'de konuşulduğu yıllar la tekabül eden ve hukuki durumu tartışmalı bir kişi Amerika'da. O dönemde bu ve benzeri zevatın yazıları nasıldı peki? Bırakın o dönemi 3 ay öncesine kadar nasıldı? Karakter tahlili yapan yazar övgüler sıralamamış mıydı? Yalan mı yazdı? Daha düne kadar çiçek böcek ehli dedikleri nurcuların pazarına nerden icap etti de nur gibi yağdılar? Karakter tartışılacaksa çelişkiye dikkat
Hoca efendinin orada yaptığı bazı hizmetleri nurcular
anlamalı, evvela. Nedir hizmet? Açın mektubatı birinci mektupta sözü edilen Hz.
İsa ve İseviler meselesine. Orada Müslümanlar eliyle tassaffi edilecek bir Hıristiyanlıktan
söz ediliyor. Siz orada bunu nasıl gerçekleştireceksiniz? Hem irşadı hem isevi
topluluğa muallim yetiştirilecekse okulu da mekânında olacak. Orada senin
yetiştirdiklerin yarın bu dünyayı İslam'a yakınlaştıracaksa ey nurcular siz de
mi körleştiniz? Ya üstadımızın çağrısını yerine getiren bu insanlar nasıl
yardım edeceğiz? Peki, yazar bunu anlıyor mu? nerdeee hak getire. Detayı açıklanmayan
açıklanmaması da gereken bu hizmetleri ifşa etmenin neresi İslam'a hizmet
olacak? Olsun ne çıkar canım diyenlere 28 Şubat sürecinde memuriyetlerden
atılmalar ve şimdiki tasfiyeler bir şey anlatmalı. Burada yapılıyorsa oralarda
neden olmasın? Bunun adı takiye değil tedbirdir. İslam'da yeri ise ata et ite
ot meselesidir.
Yazar sıralamış bıçak sırtı gibi cümleler. Mesela
"Zorbalardan değil, Allah'tan korkacaksınız!" sorsak hangi zorba içte
mi dışta mı? Öyle ya karşılaştırma ustad ile verildiyse ustadın dönemindeki
zorbalar gibi günümüzde de zorba var demek olacağı için yazar savunduğu
yöneticileri zorba yerine koyuyor. Peki, güzel yazar sen neden zorbaları
savunuyorsun. Hayıflandığın ustad dönemine hocaefendi dönemini de ekleyerek
zulmü arttırma sana ne kazandıracak? Sonra zorba yerine koyduğun başbakana
karşı mücadele de İslamın emri oluyor. Demek oluyor ki Allahtan korktuğu için
mücadele ediyor. Sen Allah korkusundan ne anlıyorsun? ustad korkmuş hocaefendi
korkmuş sen korkmamışsın
Aşağıdaki maddeleri yorumlayalım.
"2-Takiyye'ye değil, takva'ya
sarılacaksınız!" tahkiye şiada var.
hocaefendi şii mi? değilse şiilik davranışını hangi icraatında gördünüz? Takva
diyorsunuz thakiye ve takva arasında nasıl bir bağlantı var? Aldatma bizi
gerçek bir veli ol demekse hangi konuda aldatıldın hangi konuları yaparsa takva
kabul edeceksin? Kıstası sen olduktan sonra Allah yanında billinecek bir vasıf
olan takva nasıl alenileşecek? Cemaat ve hocaefendi için yapılan hangi
suçlamalar tahkiyedir? Nedir bu takvalı davranışlar?
"3-Kardeşlerinize değil, şer güçlere tuzak
kuracaksınız!" öncelikle tuzak
üzeride duralım. Türkiye'de sözü edilen yolsuzluk icraatlarının sacvı ve polis
marifetiyle soruşturulmasıysa ve bu da tuzaksa kim kurmuştur? Belgeli mi? Birileri
yolsuzluk yapılsın rüşvet yenilisin diye mi tuzak kurdu? Onlar içinde
hocaefendi ve cemaati var mı? Yok, veya yoksa o halde rüşvet alma ve verme mi
tuzaktır? Eğer oysa kendi nefisleri şeytanları ve insanlar arasında geçen bir
hadisedir. Yani rüşveti alanlar ve verenler tuzak kurmuş. Rüşvetin bir tarafında hocaefendi ve grubu
yoksa tuzakta da yok demektir. Açığa çıkması
söz konusu ediliyorsa açığa çıkaran devletin maaşlı elemanları .. Zaten o da
görevleri. Onların bunu açığa çıkarmaları nasıl bir tuzaktır ki velvelesini
dinliyoruz? Şimdi söz konusu seçimler ve sonucunu etkilemeyse onu alanlar ve
verenler kurmuştur. Ama birileri de şöyle düşünebilirler ya arkadaşlar siz
dürüstlük üzerine bizden oy aldınız ve biz de bu dedikodu bile olmayan bu durum
karşısında resmen aldatılmış hissediyoruz kendimizi demiyorlar da aaa rüşvet mi
var demeleri mi tuzak? Şunu mu demek istiyor bize değil de rüşvet alan mesela
solculara soruşturma yapılsaydı ve onlara sevinilseydi. Mesela onların seçimi
kaybetmeleri sağlansaydı. Polise polis savcıysa savcı seyirciyse seyirci bize
göz kapatsalardı ama karşı tarafı görselerdi mi demek isteniyor? Eğer öyleyse
rüşvetin hükmü ne olacak? Ya da kardeşin rüşvet alanıyla şer güçlerin rüşvet
alanı nasıl anlaşılacak? İllaki seçim sonucu biz şimdi insanların yüzüne nasıl
bakacağız mantığından hareketle bu eseflenme yapılıyorsa rüşveti alan ve
verenin şer güç olmasını merkeze oturtalım daha kolay çözeriz. Yoksa şöyle
mantık olacak "biz savcı dedik polis dedik dürüstlük takva dedik onlar da
bizim açığımızı yakaladılar. İyi mi?"
Fethullah hoca onların nefsi mi şeytanı mı ya da rüşvet
vereni mi ki sen tuzak kurduğunu ileri sürüyorsun?
4-Mevzilerini yitirenlerin muvazenelerini de yitireceklerini
bileceksiniz!
Haksızlık memurlarda ise kanun işletilseydi. Değilse.. Ya yazarın
ileri sürdüğü mantıkta ise vay halimize!.
Görevden almalarda ise onun vebali çok büyük. Kış ortasında okul
zamanında onca memur gerekçe gösterilmeden görevden alınacak ve buna mevzi
nazarıyla bakılacak. Görevden almalardan söz ediyor ya zulmü alkışlayan da
zalimdir. Haksızlığı hak idaa etmek de bu olmalı. Tam da bediuzzamanın karşı
çıktığı şey de bu. Yapmayın etmeyin deme mi muvazeneyi yitirmedir yoksa en küçük
bir adli girişime misilleme yapılması mı muvazene ile açıklanmalı? Demek siz
insanların dengesi sarsılsın diye bunlar yapıyorsunuz ve yapıldığını kabul
ederek seviniyorsunuz. Ahirette ne yapacaksın sayın yazar.
Ve diğer emirleri
5-Araçları, amaçların önüne geçirmeyeceksiniz!
Cemaatin estürmanları ve ne için kullanıldığını bilmeden
sarf edilmiş bir cümle daha. Mesela Türkçe olimpiyatları nasıl düşünülmeli? Ona
göre bu numune sunum amacın önüne geçmiş şeklinde tasavvur edilmiş anlaşılan. Diğer
kastı dershaneler kendisinin de ısrarla savunduğu dershanelerin devamı cemaat
tarafından savunulunca o dershaneler din hizmetinin önüne alındığını varsayıyor
öyle de yazıyor. Amaç din araç dershane. Dershaneleri mi savunmalıyız amacı mı?
Bilmiyor ki dershanelerin cemaat dışında ap ayrı bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktığını;
bilmiyor ki dershaneler okul yapısında istenildiği kadar iyileştirme yapılsa
dahi devam edecek kurumlar olduğunu; bilmiyor ki dershane ihtiyacı
kapanmayacağından kapatıldığı günden başlayarak dershanelerin kurulma
gerekçelerinin tartışılacağını... Evet bilmiyor. Beyefendi dershaneler meb
bünyesinde değerlendirilmeden varlığı ya da yokluğu ne anlama gelir eğitim
felsefesi açısından düşünseniz. Dershaneler sağda solda istismara açılacak
gençleri koruyucu kalelerdir bunu anlasanız. Dershaneler hür teşebbüstür bitirilmesi
bile düşünülmeyecek kadar zorbalık olduğunu anlasanız. Dershaneler kapatılsa ne
olur canım siz de başka alanlarda hizmet edersiniz sığlığına düşmeden kapatacak
iradenin o başka alanlardaki hizmetlere de kem gözlerle baktığının aşikâr olduğu
bu günlerde yaptığınız tavsiyenin anlamsızlığını anlasanız. Bir düşünün burasını da kapatacakların
kendilerine başka hayat alanı bırakmadığını düşünenlerin önünde dikilme gelecek
adına bir mücadele olduğunu düşünseniz.
Sonra kapatmanın meşruluğunu savunanlara inandınız ya da
bizi de inandırmaya çalışıyorsunuz diyelim peki kutsallığını savunduğunuz
siyasi parti geleneğinin tekrar tekrar parti kurmasını mücadelesini nasıl
anlayacaksınız? Amaç dürüstlük amaç hizmet
amaç din iken bu kavramları aşındıran günlük gelişmeler ve savunmaları nasıl savunacaksınız?
6-Zalimlerin değil, mazlumların çocukları için gözyaşı
dökeceksiniz!
Kastettiğiniz İsrail muhabbetti. Peki, o konunun
tartışıldığı günleri hatırladınız mı? Irak Kuveyt'i işgal etmiş. Irak çılgın
lideri sayesinde salibin emsalsiz ateşini üzerine çekmiş. Sen ben her kes
ağlamakta. O günlerde ırak halkı için dökülen gözyaşları ve sözler arasında Irakın
savaşçılara değil de İsrail'e attığı, o füzelerin de Filistinlilerin bulunduğu
yerlere düşmesi de cabası. Hangi sebeple olursa olsun savaşta kadın ve
çocukların masumluğunu çok iyi bilen ve o korkuyu İslam adına insanlık adına
ifade sizi neden hala daha rahatsız ediyor? Azerbaycan çocukları için
ağladığında bayıldığında, kendisini dinleyenlere gidin oralarda bir şeyler
yapın dediğinde ve gereğinin yapıldığı o günlerde sahi siz ne yapıyordunuz? Bırakın
bu martavalları
7-Cemaat bayrağını değil, ümmet bayrağını
dalgalandıracaksınız!
Ümmet adına cemaat kadar yapılan çabaların kaçta kaçını
yaptınız? Peygamberimiz siz ve sizin gibiler eliyle ne kadar anlatıldı da siz
ümmet yerine cemaatin oturtulduğunu idaa ediyorsunuz?
8-Açık oynayacaksınız
Fazla söz ahmaklara söylenir. Sizin gibi akıllılar imadan
bile anlar. ve her doğru doğrudur her doğrunun her yerde söylenmesi doğru
değildir.
9-Hakikati teslim almayacaksınız, hakikate teslim olmaya
bakacaksınız!
Hakikati tarif edeceksiniz. Somut işareti de bu
diyeceksiniz. Sonra da davete hakkınız olacak. Eğer kastettiğiniz siyasi parti
ve lideri ise bilin ki o ve diğer siyasilerin tamamı sadece ve sadece dönemlik
seçildi. Emanetçi seçildi.
Sonuç bu kadar açmazda kalan bir yazar bu dar düşünce ve
yanlış tevillerin insanı kendisini dev aynasında seyrederken kaleme aldığı
yazısında hocaefendiye dikte cümleler sıralıyor. Kimden ya da kimlerden cesaret
aldığı belli ama onun entelektüel kişiliğine de yakıştıramadığım cümleleri
böyle, işte.
Beyefendi sen evvela yazdıklarını anlamaya bak. Cesaretin
sirkatini de ifşa etmiş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder