milli görüş tabanı osmanlı medereselerinin yani istanbul
müslümanlığının saltanatçı olan halkının devamıdır. devamında beslenme
kaynakları olan medreseler kapatılınca uzun süreli sözlü islam
bilgileriyle idare ettiler. onlar da dinin daha çok muamelatla ilgili
kısmıydı. muamelattan itikada ait olan kısımlar ebu suud’dan beriye
gelemediği ve avrupa inkarcılığını devam ettiren cumhuriyet inkarcılığı
karşısında ise kapı ve pencereleri “küfre girmişler” genel
değerlendirmesiyle kapatmışlar. ne sebebini merak etmişler ne de sorulan
kıcık sorulara cevap verecek takati kendilerinde bulmuşlar. mevcudu
muhafaza tek yol görünmüş. bu hali nakşilik anlayışı korusa da gettonun
dışına çıkanları koruyamadıkları da malumunuz. babam hacıydı, annem
şöyleydi böyleydi değerlendirmeleri getto çıkışlıların sözleridir. diğer
taraftan tarihler ilerledikçe dünyadaki gelişmeler paralelinde mısır ve
irandan haberdar olunan bu kesim iki tecrübeyi de kuşkulu bakışlardan
hemen sonra kabul ettiler. sebebi ise ikisinde de derin akaid ve çağın
suallerine mukni cevapalr yerine radikal ve birliktelikçi islamı
savunmalarıdır. iki anlayışa göre de” iktidara gelenler bizi bu hale
getirdi iktidara gelirsek biz de düzeltiriz” ucuzculuğudur. erbakan
çizgisi öncesi tartışılan veya erbakanla birlikte hızla ivme kazanan bu
düşünce zaman içinde mısırdan ileri ama irandan geri fikri zeminini de
oluşturdu. iran’ın şii başkaldırılışı bu harekete ilham kaynağı olmaktan
gecikmedi ve türkiye şartlarına kopyalama girişimleri hama katliamına
kadar sorgusuz sualsiz devam etti. 1990 lı yıllarda ise kürt hareketi
başlayınca milliyetçi duygularla beraber osmanlıcı çizgi hatırlandı ve
iran sempatizanlığı yerini kuşkuculuğa bıraktı. ama iran bu süre içinde
türkiyede taban bulmuştu zaten. üstelik devlet eliyle hizbullah da
devreye girince taban hem kemikleşti hem de islam dünyasının müslüman
kardeşi olan iran için çekirdek grup görevini de gördü. beşir atlaylar
falan bu dönemin en verimli mahsülleridir, denilebilir. diğer taraftan
devletin Güneydoğu meselesinden bir çıkmaza girmesi islam kardeşliğini
pekiştirdiğinden ve merkeze de refah çizgisi yerleştirildiğinden irancı
çizgi bu düşünce içine istediği gibi girip çıktı. savunulan fikirlerin
karışık adresli olmasının sebebi de budur. bu zamana kadar nur hareketi
ve süleymancı hareket ise mesafeli çizgi ile dışarıdan devşirilen
fikirlere iltifat etmediler. erbakancı çizgiyi ya sert ya da mahçup
eleştiri de hem bunun hem de kendi tabanlarına sır konularını
açıklayamamanın mahçupluğunu da yaşadılar. 2000li yıllar ise erbakancı
çizginin anap ve dyp den devşirdiği kişilerin milli görüş tabanında
çatırdamalarıa sebep olan doku uyuşmazlıkları ve beraberinde ayrışmaları
gösterdi. işte bu dönem nur hareketinin acabalarla ayrışan milli görüş
çizgisine -anap ve dyp çizgisinin referansları da etkili oldu.-
yaklaştı. ama milli görüş çizgisi yeniden hortladı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder